|
BOBREK USTU BEZI (ADRENAL BEZ-SURRENAL BEZ) VE HORMONLARI
PROF DR METİN ÖZATA
Bobrekustu bezleri veya diger adiyla adrenal bezler her iki bobregin ust kismina yerlesmis yaklasik 3-4 gram agirliginda olan bezlerdir. Adrenal bezlerin ‘’korteks’’ denen dis kismi ve ‘’medulla’’ denen ic kismi vardir. Medulla denen ic kisimdan adrenalin ve noradrenalin hormonlari uretilir. Korteks denen dis kisimdan ise kortizol, aldosteron, DHEA ve testosteron gibi hormonlar uretilir.
Bobrekustu bezi bu hormonlari yapmak icin kanda bulunan kolesterolu kullanir. Kolesterolun adrenal bez tarafindan alinmasi ve hormonlarin yapimini hipofiz bezinden salgilanan ACTH hormonu uyarir.
Kortizol
Kortizol salinimi gun icinde degisiklik gosterir. Sabah fazla, ogleden sonra az salgilanir.
Kortizol kandaki glukozu (sekeri) artirir. Protein, karbonhidrat, yaglar ve nukleik asit uzerine etkilidir. Protein yikimini artirir. Ayrica iltihabi azaltici etkileri vardir. Stres durumunda kan kortizolu artar. Bu stres travma, ameliyat, egzersiz, anksiyete, depresyon, kan sekeri dusmesi ve ateslenme olabilir.
Kortizol hormonu vucut su dengesine de katkida bulunur. Bobreklerden su atilmasini saglar. Kortizol davranis uzerine de etkilidir. Azligi veya fazlaliginda psikolojik bozukluklar meydana gelir.
Aldosteron:
Aldosteron hormonu bobrekten sodyum tutulmasini ve potasyum atilmasini saglar. Aldosteron salinimi renin-anjiotensin hormonlari, kandaki potasyum duzeyi ve ACTH hormonu tarafindan kontrol edilir. Vucutta sivi miktari renin-anjiotensin ve aldosteron hormonlari ile ayarlanir.
DHEAS
DHEAS adrenal bezden salgilanir ve yas ilerledikce salgilanmasi azalir. Erkeklerde adrenal bezden salgilanan testosteron ve DHEAS gibi hormonlarin erkek tipine etkileri pek azdir. Buna karsilik kadinlarda fazla salinirsa erkek tipi goruntuye neden olurlar. DHEA ve androstenedion hormonlari adrenal bezden salgilanir ve cinsel killari kadinlarda artirir ve kadinlarda seks istegini (libido) saglarlar.
Stres Hormonlari: Adrenalin ve Noradrenalin:
Adrenalin ve noradrenalin hormonlari adrenal bezin ‘’ medulla ‘’ kismindan salgilanir. Adrenalin hormonun diger adi ‘’epinefrin’’ dir. Adrenalin, noradrenalin ve dopamin hormonlarinda ‘’katekolaminler’’ ismi de verilir. Bu hormonlar adrenal bezin medulla kisminda tirozin isimli aminoasitten olusur. Bu aminoasitten once DOPA, sonra dopamin ve noradrenalin olusur. Noradrenalin ise son asamada adrenalin hormonuna donusur.
Adrenal bezlerden noradrenalin %20 oraninda, adrenalin ise %80 oraninda salgilanir.
Adrenalin ve noradrenalin hormonlarinin etkileri sunlardir:
1. Kalp atim sayisini ve tansiyonu artirir, damarlari kasar
2. Goz bebeklerini genisletir,
3. Kan sekerini artirir
4. Ciltteki kanin ic organlara gitmesini saglar.
5. Kan yag asitleri artar
6. Vucut isisini artirir
7. Oksijen tuketimini artirir
Adrenalin stres durumlarinda kanda hizla artar, o nedenle stres hormonu olarak da bilinir. Adrenalin kanda arttiginda arttiginda carpinti, nabiz sayisinda artma, kan sekerinde yukselme ve ciltteki solukluk ve elde terleme olusur.
Adrenalin ilac olarak kalp durmasi, astim ve bazi alerjik hastaliklarin tedavisinde kullanilir.
BOBREK USTU BEZI FAZLA CALISMASI –KORTIZOL FAZLALIGI (CUSHING SENDROMU)
Bobrek ustu bezinin fazla calismasina yani fazla kortizol hormonu uretmesi hastaligina ‘’Cushing Sendromu’’ adi verilir. Bu hastalik Harvey Cushing isimli bilim adami tarafindan 1932 yilinda tanimlandigi icin bu ad verilmistir. Kanda kortizol hormon yuksekligi vardir. Bu kortizol fazlaligi ya hipofizden ACTH hormonunun fazla salgilanmasina baglidir ya da bobrekustu bezindeki bir tumorden kortizol salgilanmasina bagli olarak gelisir.
Aslinda kanda kortizol fazlaligi hastaligi, daha siklikla kortizon ilacinin yuksek dozda uzun sure kullanilmasi ile olur. Ornegin romatoit artrit ve astim hastalarinda yuksek dozda kullanlan kortizon ilaci bu hastaliga neden olabilir.
Cushing sendromu her yasta gorulurse de en sik 20-40 yas arasinda karsimiza cikar. Adrenal bezdeki tumorlere bagli olarak fazla kortizol salinimi kadinlarda 3 kat fazladir.
Aslinda adrenal bezden asiri kortizol uretimi olan hastalarin yaklasik % 70’inde hipofiz bezinden asiri ACTH hormon uretilmesi vardir (buna tip dilinde Cushing hastaligi denir); % 20 hastada ise adrenal bezdeki tumorlerden dolayi bu hastalik olusur.
Cushing sendromunun yaklasik % 20’ini adrenal bezdeki tumorler olusturur; %10’dan fazlasi adenom, % 5’ten azi karsinom (kanser), az bir kismi iki tarafli noduler adrenal buyume nedeniyle olusur.
Cocuklarda ise Cushing sendromunun % 65’i adrenal kokenli olup bunun %50’i kanser, %15’i adenomdur.
Kortizol Salgilayan Adrenal Adenomlar 1-6 cm boyutlarinda, 10-70 gram agirliginda, cogu kez 30 gr’in altinda, tek tarafli, iyi sinirlandirilmis ve sari-kahverengi renkli tumorlerdir.
Adrenal bez kanseri genellikle tani aninda >4 cm, agirligi ortalama 100 gr’dir. Adrenal kanser siklikla DHEA, DHEA sulfat, testosteron ve asiri kortizol uretir.
Klinik:
Herhangi bir yasta, genelde genc yas grubunda kendini gosterir. Hastalarda ciltte morarma, kas tutulmasi, hafif kemik erimesi bulgulari vardir. Cushing sendromunda su bulgular vardir:
Sismanlik (Obezite): Ani kilo alimi % 90 siklikla en sik belirtidir. Kilo artisi devamlidir. Kol ve bacaklar incelmis olabilir. Gobekte yag artisi vardir. Yuzde yag artisi aydede yuzune neden olur. Ensede yag toplanmasi olur ve buna buffalo horgucu adi verilir.
Hipertansiyon: Hastalarin %75’inde vardir ve kucuk tansiyon 10’nun uzerindedir.
Cilt Degisiklikleri: Cilt incelir. Cilt alti yag dokusu azalir. Yuzde kizarma olusur. Kucuk travma ile ciltte morarma olur. Ciltte ve gobekte 1 cm den buyuk stria denen morarmalar olur.
Tuylenme: kadinlarin %75-80’inde yuzde tuylenme gozlenir. Karin, gogus ve baldirda da killanma olabilir, %35 hastada sivilce (akne) ve cilt yaglanmasi (sebore) vardir.
Psikolojik Degisiklikler: Hastalarin cogunda depresyon, halisunasyon, paranoya, manik davranislar ve uyku bozukluklari olabilir.
Seks Hormon bozuklugu: kadinlarin %75’inde adetler kesilir. Vucut killari dokulur. Her iki cinste libido kaybi olur. Kortizol fazlaligi duzelince bu bozukluklar iyilesir. Cushing sendromunda cocuklarda erken ya da gec ergenlik saptanabilir.
Kas Zayifligi: Hastalarin % 60’inda kaslar ve siklikla bacak kaslari tutulur. Kas kitlesi ve total vucut proteini azalmistir.
Kemik erimesi: Hastalarin % 80’ninde vardir.
Bobrek Tasi: Hastalarin %15’inde vardir. Kortizol asiriligina bagli kalsiyumun kanda artmasina bagli olusur.
Susama ve asiri idrar: Asiri idrar yapma %30 oraninda karsimiza cikar. Nedeni genellikle antidiuretik hormonun asiri kortizol tarafindan baskilanmasi ile ilgilidir. Kanda kalsiyium artmasi da asiri idrara neden olur.
Enfeksiyonlar: Cogu kez belirti vermez. Mantar enfeksiyonlari siktir. Bakteriyel enfeksiyonlar da artar.
Seker Hastaligi: Gizli seker %35, asikar diyabet %15- 20 oraninda gozlenir, kanda kolesterol ve trigliserid artar.
Goz: gozici basinc yukselir. Goz arkasi yag dokusu artar ve 1/3 hastada gozler one dogru cikar.
Adrenal Kanserde Bulgular: Adrenal kanserde kadinlarda testosteron artisina ait tuylenme, akne, sac kaybi, klitoris buyumesi gibi erkek tipi gorunum bulgulari vardir. Hipertansiyon ve potasyum dusuklugu en sik belirtidir. Karinda agri, karinda kitle palpe edilebilir. Karaciger ve akcigere metastaz olabilir. Karaciger buyumesi karaciger metastaz bulgusudur.
Laboratuar Bulgulari:
Kirmizi seri kan hucreleri, hemoglobin ve hematokrit artmistir. Lokosit sayisi normaldir. Lenfosit hucre sayisi normalin altindadir. Eosinofil hucre sayisi azalir. Kan potasyumunda azalma Cushing hastalarinin %10’unda vardir. Hastalarin %10-15’inde aclik kan sekeri yuksek olur. Tokluk kan sekeri daha sik artar. Serum kalsiyum normal, serum fosfor dusuk veya normaldir. Hastalarin % 40’inda idrarla kalsiyum atilimi fazladir. VLDL, HDL, LDL-kolesterol ve trigliserid duzeyleri kanda artar.
Tani
1-Plazma Kortizol Olcumu: Normalde kortizol, ACTH salinimina paralel olarak sabah en yuksek, geceyarisi en dusuk duzeydedir ( <1.8 µg/dL). Bu hastalikta kortizol salinimindaki bu ritm kaybolur. Cushing sendromunda cogu hastada sabah 9.00’da kortizol degerleri normal, fakat gece yarisi degerler artmistir. Genelde gece yarisi 7.5 µg/dL’den yuksektir. Gece yarisi plazma kortizolu 7.5 µg/dL’den yuksektir.
Hastada stresi ortadan kaldirmak icin 24-48 saat onceden yatirilmali ve kan ornekleri sirt ustu yatarken saat 22.00-gece yarisi alinmalidir.
2 -Idrar Serbest Kortizol Atilimi: 24 saatlik idrarda serbest kortizol (ISK) olcumu en iyi tarama testidir ama Cushing sendromlularin %10-15’inde normal ISK atilimi olabilir.
Cushing sendrom bulgulari olanlarda idrarda serbest kortizol atilimi 4 kat artmis ise tani kesindir. Normal degerler < 80-120 µg /gundur.
3-Tukrukte Kortizol Olcumu: Tukruk kortizolu kan kortizol duzeyleri ile benzerlik gosterir. Evde yapilmasi avantajdir. Normalde gece yarisi tukruk kortizol duzeyleri <0.11-0.15 µg/dL’dir, ve >0.25 µg/dL olmasi tani koydurucudur.
4-Dusuk Doz Geceyarisi Deksametazon Supresyon Testi: Tarama testidir. Normal kisilerde dekzametazon verilmesi, ACTH ve kortizol salinimini baskilar. Cushing sendromunda baskilanma olmaz. Normalde saat 23.00’de 1.0 mg deksametazon verilince ertesi gun plazma kortizol degerleri 1.8 µg/dL altina iner. 10 µg/m ustu degerler Cushing sendromunu guclu bir sekilde dusundurur, 2-10 µg/dL (138-276 nmol/L) degerler suphelidir.
5-Dusuk Doz 48 Saatlik Deksametazon Supresyon Testi: 48 saat icerisinde 6 saatte bir 0.5 mg deksametazon verilerek yapilir. Plazma kortizol olcumunun <1.8µg/dL olmasi Cushing sendromunu dislar.
Goruntuleme Yontemleri:
1-Hipofiz MRI: Cushing hastaliginin tanisinda gadoliniumla manyetik rezonans goruntuleme (MRI) secilir, sensitivite %70, spesifisitesi %87’dir. Kucuk tumorlerde ise %20-60’in altindadir. ACTH yuksek ve MRI’da goruntu saptanir ise % 98-99 Cushing hastasidir.
2-Adrenal Goruntuleme: Ultrasonografi, tomografi, MRI ve sintigrafiden yararlanilir. Tomografi, adrenal goruntulemede kanser suphesi disinda MRI’dan ustundur.
Tedavi
A-Cerrahi Tedavi ve Radyoterapi
1-Hipofizer Tumoru Varsa: Hipofiz tumorlerinin %85’i mikroadenomdur (capi 1 cm’den kucuktur). Burundan girisle ameliyat yapilir. Buyuk tumorlerde cok az hastada radyoterapi gerekir.
Adrenal Tumorler
1-Adrenal adenom: Ameliyatla adrenal bez cikarilir. Laparoskopik girisim hastanede kalis suresini azaltir.
2-Adrenal karsinom: Adrenal karsinomda ortalama yasam suresi tanidan sonra 2-4 yildir. Genelde retroperitoneal, karaciger ve akciger metastazi vardir. Cerrahi ve ilac tedavisi olarak tedavi edilir. Primer tumor cikartilmasi metastaz varsa bile yararlidir Medikal tedavide mitotan isimli ilac kullanilir.
B-Ilac Tedavi : Kortizol yapimini azaltan bazi ilaclar verilir.
KORTIZOL AZ SALINMASI –ADRENAL BEZIN AZ CALISMASI
(ADDISON HASTALIGI)
Adrenal bezin yetmezligi adrenal bezin kendi hastaligi nedeniyle olabildigi gibi hipofizden ACTH hormonunun az salgilanmasi nedeniyle de gelisebilir.
Adrenal bezin harabiyetinde kanda kortizol duserken ACTH hormonu yukselir. Adrenal bezin % 90’ni harap olunca yertmezlik gelismektedir.
Adrenal bezin yetmezligi adrenal bezdeki hasardan dolayi olusmussa buna ‘’Addison hastaligi’’ da denir. 1855 yilinda Thomas Addison isimli bilim adami tarafindan kesfedildigi icin onun adina hurmeten Addison hastaligi denmistir. Gorulme sikligi 40’li yaslarda artar ve kadinlarda erkeklerden daha fazla gorulur.
Adrenal yetmezligin en sik nedeni otoimmun denilen bagisiklik sistemi bozuklugu sonucu adrenal bezlerin harap olmasidir. Bu durum hastalarin % 80-90’nini olusturur.
Bunun disinda tuberkuloz (verem), mantar ve baska enfeksiyonlar nedeniyle de adrenal bez hasari ve yetmezligi gelisir.
Kortizon Kullanimina Bagli Adrenal Yetmezlik:
Gunde 30 mg hidrokortizon veya esdegeri 7.5 mg prednizolon veya 0.75 mg dekzametazon agizdan hap olarak 3 haftadan daha fazla alinirsa adrenal bezde baskilanma ve adrenal yetmezlik gelisir. Uzun sure kortizon tedavisi alanlarda ek stres halinde kortizon ilavesi yapilmazsa da adrenal yetmezlik ortaya cikar.
Adrenal yetmezligin klinik bulgulari
Adrenal bezler az kortizol salgiliyorsa adrenal yetmezlik olusur ve bu kisilerde halsizlik, yorgunluk, kilo kaybi, aralikli kusma, karin agrisi, ishal veya kabizlik, genel halsizlik, kas kramplari, eklem agrilari, oturup-kalkmakla tansiyon dusmesi (postural hipotansiyon) olabilir.
Genel halsizlik, yorgunluk ve bitkinlik, istahsizlik ve kilo kaybi (15 kg’a kadar) genellikle ilk bulgulardandir. Bulanti ve kusma sik degilse bile kriz oncesinde mutlaka gozlenir.
Hipotansiyon yani tansiyon dusuklugu hastalarin %90’inda vardir ve genellikle oturup-kalkma ile olusan sekildedir ve bas donmesi olusur.
Kan sekerinde dusme gorulebilir.
Tuz yeme istegi ve hafif ates olabilir.
Hafiza zayiflamasi, depresyon, psikoz gorulebilir.
Adrenal androjenlerin eksikligi ile kadinlarda pubik ve aksiler (koltuk alti) kil kaybi, adet kesilmesi gorulebilir. Hipofize bagli adrenal yetmezlikte LH, FSH, TSH hormonlari eksikligine bagli belirtiler de bulunabilir.
Adrenal kriz
Rezervi azalmis ancak henuz adrenal yetmezlik gelismemis vakalar veya kortizon ilaci tedavisi alan hastalarda, infeksiyon, travma, operasyon, tuz kaybi, kusma ve ishalin neden oldugu su kaybi gibi bir stres durumunda hastaya ilave kortizon verilmez ise akut adrenal kriz gelisebilir.
Tani
Saglikli kisilerde sabah olculen serum kortizol duzeyi 5-25 µg/dl olup adrenal fonksiyonlari bozuk olanlarda da normal bulunabilir. Muhtemelen sabah serum kortizol duzeyi 18 -20 µg/dl ise adrenal yetmezlik yok, 2-4 µg/dl altinda ise adrenal yetmezlik vardir, aradaki degerlerde ise ileri testler gereklidir.
Sepsis (vucutta enfeksiyonun yaygin olmasi) gibi hipofiz-adrenal aksinin ileri derecede aktive oldugu durumlarda rasgele alinan kortizol 5 µg/dl altinda ise adrenal yetmezlik delili olarak alinabilir. Pratikte, supheli her vakaya bazal kortizol duzeyleri beklenmeksizin ACTH uyari testi yapilmalidir.
Tedavi
Tedavide amac normal kortizol salinimini taklit etmek ve eksik olan kortizol hormonunu vermektir. Tedavide hidrokortizon isimli ilac 15-20 mg sabah, 5-10 mg ogleden sonra baslanir. Hidrokortizon yerine 5-7.5 mg prednizolon veya 0.5-0.75 mg dekzametazon kullanilabilir.
Pratik olarak gunluk dozun 2/3’u sabah, genellikle uyanir uyanmaz, ikinci doz gunluk dozun 1/3’u ilk dozdan 6-8 saat sonra ve genellikle ogleden sonra verilir.
Kortizon tedavisinin en onemli yan etkisi uykusuzluk olup son doz 16.00-17.00’den once verilirse bu onlenebilir.
Adrenal bezin kendinde hasar varsa kortizondan ayri olarak fludrokortizon 0.05-0.2 mg/gun dozunda kullanilabilir. Kan sodyum, potasyum duzeyi, ayakta ve yatarak kan basinci olcumleri ve plazma renin aktivitesi tayini ile bu ilacin dozu ayarlanir.
Addison hastalarinin %10’ unda fludrokortizon almadan yeterli tuz alimi ve kortizon tedavisi yeterli olur.
Kortizon alan hastalarda atesli hastalik, kaza gibi ciddi stres durumlarinda alinan doz artirilmalidir.
Bu hastalar ameliyat olacaksa doktorunuzun onerdigi sekilde ameliyat oncesi ve sirasi kortizon verilir.
Bazi adrenal yetmezlikli hastalara 25-50 mg/gun DHEA ilaci verilebilir.
ALDOSTERON HORMONU FAZLALIGI (PRIMER ALDOSTERONIZM)
Adrenal bezdeki bir tumorden asiri aldosteron hormon salgilanmasiyla olusur.
1955 yilinda Dr. Conn tarafindan tanimlanmistir. Conn sendromu olarak da bilinen bu hastalik hipertansiyon (tansiyon yuksekligi) olan kisilerin % 1’inde vardir. Bu hastalarda tansiyon yuksekligi, kanda potasyum dusuklugu, kanda renin hormon azligi vardir. Hastalik en sik olarak 30-50 yas arasinda gorulur. Kadinlarda erkeklerden daha siktir. Genellikle hipertansiyon nedenini arastirirken kanda potasyum dusuklugunun saptanmasiyla teshis edilir.
Aldosteron fazlaligi olan hastalarin yaklasik % 60’inda bobrekustu bezinde tek tarafli tumor veya tip dilindeki adiyla adenom vardir. Bu adenomlar genellikle 0,5-2 cm arasindadir.
Hastalarin yaklasik % 30’unda ise adrenal bezdeki buyume (hiperplazi) aldosteron asiri salgilanmasindan sorumlu olur.
Asiri aldosteron hormon salgilanmasina bagli olarak bobrekten sodyum tutulumu artar, vucut sivi miktari ve total sodyum miktari artar. Bunun sonucunda renin hormonu kanda duser.
Aldosteron fazlaligi bobrekten potasyum atilimini artirir ve bu nedenle hem vucut total potasyumu, hem de plazma potasyum duzeylerinde azalir. Potasyum azligi nedeniyle de idrar miktari artar. Asiri potasyum eksikligi bazi kisilerde oturup-kalkmakla olusan tansiyon dusuklugune (postural hipotansiyona) neden olabilir.
Klinik bulgular
Bu hastalarda tansiyon yuksekligi (hipertansiyon), kanda potasyum dusuklugu (hipokalemi), idrarla asiri potasyum atilimi, kanda sodyum fazlaligi olusur. Hipertansiyon genellikle orta siddettedir. Hastalarda yorgunluk, gucsuzluk, halsizlik, gece idrara cikma gibi potasyum dusuklugu nedeniyle gelisen sikayetler bulunur. Bazi hastalar cok su icme, cok idrara cikma, bas agrisi ve uyusmadan yakinirlar.
Tani
Hipertansiyonlu bir hastada kanda potasyum dusuklugu olmasi aldosteron hormon fazlaligi tanisi icin cok onemli gostergedir. Ancak hastalarin en az %20’sinin normal potasyum duzeylerine sahip olabilecegi de unutulmamalidir. Degerlendirme yapilirken hastanin tuzsuz ya da potasyumdan zengin diyette olmamasi ve en az 3 haftadan beri idrar sokturucu ilac (diuretik) tedavisi almamis olmasi gerekmektedir. Normal tuzlu diyetle beslenen hastaya 4 gun sureyle gunde 3 gr tuz verilip 5. gun potasyum duzeylerinin normal bulunmasi halinde aldosteron hormonu olcumu yapilarak teshise karar verilebilir. Tuz alinimini takiben potasyum dusuklugunun saptanmasi aldosteron hormon fazlaligini ortaya koyar
Aldosteron duzeylerindeki artislar yorumlanirken mutlaka hastanin sodyum, potasyum duzeyleri bilinmeli, hastanin posturu ve stres durumu dikkate alinmalidir. Bu bilgiler olmadan her hangi bir zamanda yapilacak aldosteron olcumlerinin hicbir kiymeti yoktur. Ayrica hastanin aldigi ACE inhibitoru, beta bloker ve diuretik tipi ilaclar 2-4 hafta, spiranolakton 6-8 hafta onceden kesilmelidir.
Primer aldosteronizm tanisinda kullanilan testler
Serum elektrolit duzeyleri: Primer aldosteronizmde sodyum duzeyleri hafif yuksektir. Herhangi bir diuretik ilac almayan hastada serum potasyumunun <3 mEq/lt olmasi ve 24 saatlik idrar potasyumunun 30 mEq’dan fazla olmasi, ayrica plazma renin aktivitesinin 1 ng/ml altinda olmasi ve idrar aldosteron duzeylerinin 14 µg/gunden yuksek olmasi primer aldosteronizmi dusundurmelidir.
Aldosteron duzeyi; gunden gune ve diurnal degisiklik gosterir; Ideali potasyum dusuklugu (hipokalemi) duzeltildikten sonra olculmesidir. Aldosteron duzeyine; normal tuzlu diyet alan, duretik almayan, en az 4 saat yatar durumdaki hastadan; sabah saat 8’de alinan kanda bakilmalidir. 4 gun sureyle 3 gr ilave tuz verilmesi tuz azligina bagli Aldosteron artisi ihtimalini ortadan kaldirir.
Goruntuleme :
Tomografi veya MRI
5 mm’den daha kucuk olan adenom veya karsinom goruntulenebilir. Sensitivitesi %50’ den daha azdir. MR, tomografiden daha avantajli degildir.
Aldosteron Yuksekliginde Tedavi:
Tedavi aldosteron yuksekliginin nedenine, hastanin durumuna ve istenmeyen ilac etkileri gibi cesitli faktorlere baglidir.
1. Adrenal Bezde Tumor (adenom)
Asil tedavi cerrahidir. Cerrahi olarak tumoru cikarilan vakalarin ancak %75’ inde kan basinci duzelmektedir. Adenom nedeniyle ameliyat edilmesi dusunulen hastalarda ilac tedavi gerekmektedir. Cerrahi oncesi 3-4 hafta sureyle; 200-400 mg/gun spironolakton tedavisi ameliyat sonrasi aldosteron dusuklugunu en aza indirmek ve vucut potasyum depolarini duzeltmek icin faydalidir.
2. Idiyopatik bilateral adrenal hiperplazinin tedavisi
Baslangicta 200-400 mg/gun spironolakton verilir sonra 100 mg/gun verilir. Tuz kisitlanir (gunde 2 gr).
ADRENALIN HORMONU URETEN TUMOR-ADRENAL MEDULLA TUMORU VEYA FEOKROMOSITOMA
Feokromositoma adrenal bezin ic kismi olan medulla kismindan koken alan tumorlerdir.
Feokromositoma kucuk tansiyonu (diastolik) yuksek olan hastalarin % 0.1’inden azinda gorulur.
Feokromositomalar her yasta gorulebilmekle birlikte en sik olarak 30-50 yaslari arasinda ortaya cikar. Tumor eriskinlerde her iki cinste de esit oranda meydana gelir. Feokromasitomalar icin %10’lar kurali vardir. Yaklasik %10’u aileseldir ve bunlarin da %70’inden fazlasi iki taraflidir. Yine yaklasik % 10’u kanser (malign) ve % 90’i da iyi huyludur. Bunlarin %10’u adrenal bez disinda olusur.
Feokromositomalar genellikle kapsullu, ortalama 5 cm capinda ve 70-100 gr agirliginda tumorlerdir. Bununla birlikte buyukluk ve agirligi genis bir degiskenlige sahiptir. Hastalarin cogunda tumor buyuklugu, plazma katekolamin (adrenalin, noradrenalin gibi hormonlar) yuksekligi ve klinik tablo arasinda paralellik yoktur.
Kucuk tumorlerde genellikle plazma katekolamin seviyesi daha yuksektir. Buyuk tumorler ise katekolaminleri metabolize ettiklerinden ve depoladiklarindan daha az miktarda katekolamini dolasima verirler.
Feokromasitomalarin cogu hem adrenalin ve hem de noradrenalin salgilar. Noradrenalin daha fazla salgilanan katekolamindir.
KLINIK TABLO
Feokromasitomali hastalarin yaklasik 1/3’unde tanidan once olum bildirilmistir. Olum nedeni genellikle olumcul kalp ritm bozukluklari ve inmedir
En sik olarak gorulen belirtiler hipertansiyon, bas agrisi, carpinti ve terlemedir. Klinik tablo tumorden serbestlesen maddelere bagli oldugundan cok cesitli klinik gorunumler ortaya cikabilir.
Bazen tansiyon ataklari olur. Hastalarin yaklasik %75’inde haftada bir veya daha fazla atak olusur. Ataklarin ciddiyeti oldukca sabit kalmasina ragmen sikligi zamanla artmaya egilim gosterir. Suresi genellikle bir saatten daha azdir, fakat bazen bir hafta kadar uzun surebilir. Ataklar genellikle hizli baslar ve yavas sonlanir. Sik olarak carpinti ve nefes almada zorluk ile baslar. El ve ayaklarda sogukluk ve terleme, yuzde ise solukluk olusabilir. Isi artisi, terleme ve yuzde kizarma olabilir. Ataklar ciddi ve uzun sureli oldugunda bulanti, kusma, gorme bozukluklari, karin ve gogus agrisi, uyusma ve kasilmalar olusabilir. Ataklari takiben siklikla yorgunluk gelisir.
Devamli hipertansiyon feokromasitomali hastalarin yaklasik %50’sinde, hipertansiyon ataklari ise hastalarin %40-50’sinde gorulur.
Bas agrisi hastalarin % 90’indan fazlasinda gorulur. Tipik olarak zonklayici karakterdedir. En sik olarak ensede veya alinda hissedilir. Sik olarak bulanti ve kusma vardir.
Terleme hastalarin %6 0-70’inde olusur ve sik olarak vucudun ust bolumunde daha fazladir. Carpinti, tasikardi ile birlikte veya olmadan devamli (%51) meydana gelir.
Bulanti, kusma ve mide bolgesinde agri nispeten siktir. Kabizlik siktir.
Hastalar zayif, sikintili ve hipertansiftir. Yuz ve goguste solukluk ve iliklik, fakat kol ve bacaklarda sogukluk ve nemlilik hissederler. Ayaga kalkma-oturma ile tansiyon dusmesi ve tasikardi (carpinti) olusabilir.
Kan seker yuksekligi ve vucut sivi azalmasi hastalarin cogunda mevcuttur. Kanda kalsiyum, fosfor, kortizol ve paratiroid anormallikleri olabilir. Gorulen belirtiler ve siklik yuzdesi soyledir:
(a) Bas agrisi (%72-93)
(b) Terleme (%60-70)
(c) Carpinti (tasikardiyle birlikte veya degil) (% 73)
(d) Sinirlilik (%35-40)
(e) Kilo kaybi (%40-70)
(f) Bulanti (kusma olur veya olmaz) (%26-43)
(g) Halsizlik veya yorgunluk (%15-38)
Tani:
Teshis icin idrar ve kandaki katekolaminler (adrenalin ve noradrenalin) veya metabolitleri (VMA, metanefrin) olculur.
Metanefrin olcumu: 24 saatlik idrarda metanefrin olculur. Idrardaki katekolaminleri korumak amaciyla kuvvetli asit (10-25 mL, 6-N HCL) iceren bir kap icinde toplanmasi ve kabin agzinin sikica kapatilmasi onemlidir.
Metanefrin ve VMA seviyeleri yuksek olan hastalarda feokromasitoma tanisini dogrulamak icin 24 saatlik idrarda serbest katekolaminler (adrenalin, noradrenalin ve dopamin) olculur.
24 saatlik idrarda VMA olcumu kolaylikla yapilabilir, fakat yanlis (-) ve (+) oranlari yuksek oldugundan diger testlere gore en az guvenilir incelemedir. Testin sensitivitesi % 63-90 ve spesivitesi % 94’dur. Pek cok ilac ve yiyecekler (kahve, narenciye, vanilya, findik ve ceviz gibi kabuklu kuru yemisler) sonucu degistirir.
Kandaki katekolaminlerin olcumu de son zamanlarda gittikce artan oranda kullanilmaktadir. Testlerin sensitivitesi, adrenalin icin %67 ve noradrenalin icin %92’dir. Normal degerler olarak noradrenalin icin genellikle < 500 pg/mL ve adrenalin icin < 100 pg/mL’dir. Plazma noradrenalin seviyesi > 1500 pg/mL ve adrenalin seviyesi > 300 pg/mL olmasi feokromasitoma icin tani koydurur.
Tumorun Goruntulenmesi:
Klinik ve biyokimyasal tanidan sonra radyolojik lokalizasyon gereklidir. Tumor lokalizasyonunda en degerli yontemler tomografi, MRI ve sintigrafidir.
Tedavi:
Kesin tedavi olarak cerrahi yani ameliyatla tumorun cikarilmasi gerekir. Bu konuda deneyimli endokrinoloji uzmani, cerrah ve anesteziyoloji uzmanindan olusan bir ekibin isbirligi sarttir.
Operasyon oncesi hasta mutlaka sabit hale getirilmelidir. Sikayetler azaltilmali, kan basinci normale dusurulmeli ve ataklar kaybolmalidir. Hastada en az 1-2 hafta sureyle tansiyon normal olmali ve aritmi olmamalidir.
Ilac tedavisi olarak Alfa blokerler denen ilaclar verilir. Uzun etkili bir alfa-bloker olan (yari omru 36 saat) fenoksibenzamin 2 10 mg’la baslanir. Doz tedricen 1-3 gun araliklarla 10 – 20 mg artirilarak gunde 60-80 mg’a kadar cikilabilir.
Diger ilaclari da doktorunuz ayarlayacaktir.
|