|
GUATR NEDENLERI
PROF DR METİN ÖZATA
Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla görülür. Gençlik
çağında da kızlarda erkeklere göre daha fazla görülür. Türkiye’de
guatr sıklığı bölgelere göre değişmek üzere % 5-56 arasında
değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.
İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır. Özellikle dağlık
bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha fazla görülür.
Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu arasında bir
ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir problemdir. Yaptığımız bir
çalışmada guatrlı kişilerde selenyum düzeyinin düşük olduğunu
saptadık.
Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlalığı da guatra neden
olabilmektedir. Pillerle bulaşmış sularda kadmiyum yüksektir ve guatr
ortaya çıkar.
Demir eksikliği olan kişilerde de guatr sıklığında artış vardır.
Ergenlik çağındaki çocuklarda bazen guatr oluşur ve buna adölesan
veya ergenlik guatrı denir. Ergenlik döneminde artan hormon ihtiyacını
karşılamak için tiroid bezi biraz büyür ve guatr oluşur. Daha sonra bu
guatr çoğu çocukta veya gençte kaybolur.
Yalancı guatr ise tiroid bezinin doğuştan normal yerleşim yerinden
biraz yukarıda olması ve özellikle ince boyunlu kadınlarda guatr
varmış izlenimi vermesidir. Yapılacak ultrasonda tiroid hacminin
artmadığı ve guatr olmadığı ortaya konur.
Gebelikte ve menopoz döneminde de tiroid büyüklüğü artar ve guatr oluşabilir.
İyot yetmezliği fazla olan kadınlarda gebe kalma ve çocuk doğurma
sıklığı azalır. İyot yetmezliği üremeyi engelleyebilmektedir. Bu
nedenle çocuğu olmayan kadınlarda iyot yetmezliği olup olmadığı
araştırılmalıdır.
Guatrın ailesel özellik gösterdiği bilinen bir gerçektir. Bazı
ailelerde guatr fazla görülür. Yapılan çalışmalar guatr gelişiminde
kalıtımsal geçişin iyot yetersizliği olan bölgelerde yaşayan
kadınlarda %39 oranında, iyodun yeterli alındığı bölgelerde
yaşayanlarda ise % 82 oranında olduğunu ortaya koymuştur.
BASİT GUATR
Salgıladığı tiroid hormonları normal olduğu halde büyümüş tiroid bezine basit guatr denir. İçerisinde nodül olmadan tiroid bezinin olduğu gibi büyümesine düz veya basit guatr denir. Guatrın içinde nodüller varsa bunlara bu defa nodüler guatr denir. İyot yetmezliği dünyada en sık guatr nedenidir. İyot yetmezliği nedeniyle oluşan guatr ilk yıllarda düz bir büyüme şeklindedir; yani içinde nodül yoktur. Çocukluk ve ergenlik döneminde guatrda nodül pek bulunmaz. Ancak tedavi edilmez ve iyot eksikliği devam ederse ileri yaşlarda guatr hem büyür hem de içinde nodüller oluşur. Bu nodüller ileride aşırı hormon salgılama özelliği kazanarak hipertiroidi dediğimiz kanda tiroid hormonlarının aşırı çalışmasına neden olabilirler.
İyot yetmezliğine bağlı guatrı olan kişilerin kanlarında T3 hormonu hafif artar, TSH hormonunda biraz artış olabilir ve T4 hormonu biraz düşük çıkar.
Bir toplumda 6-12 yaş arası çocukların % 5’den fazlasında basit guatr varsa buna endemik (yaygın) guatr denir. Endemik guatr iyot yetmezliği olan bölgelerde sık görülür. Bu oran % 5 den az olursa sporadik (seyrek görülen) guatr ismi verilir. Sporadik guatr ise iyot yeterli bölgelerde görülür.
Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla görülür. Gençlik çağında da kızlarda erkeklere göre daha fazla görülür. Türkiye’de guatr sıklığı bölgelere göre değişmek üzere % 5-56 arasında değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.
İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır. Özellikle dağlık bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha fazla görülür. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu arasında bir ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir problemdir. Yaptığımız bir çalışmada guatrlı kişilerde selenyum düzeyinin düşük olduğunu saptadık.
Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlalığı da guatra neden olabilmektedir. Pillerle bulaşmış sularda kadmiyum yüksektir ve guatr ortaya çıkar.
Demir eksikliği olan kişilerde de guatr sıklığında artış vardır.
Ergenlik çağındaki çocuklarda bazen guatr oluşur ve buna adölesan veya ergenlik guatrı denir. Ergenlik döneminde artan hormon ihtiyacını karşılamak için tiroid bezi biraz büyür ve guatr oluşur. Daha sonra bu guatr çoğu çocukta veya gençte kaybolur.
Yalancı guatr ise tiroid bezinin doğuştan normal yerleşim yerinden biraz yukarıda olması ve özellikle ince boyunlu kadınlarda guatr varmış izlenimi vermesidir. Yapılacak ultrasonda tiroid hacminin artmadığı ve guatr olmadığı ortaya konur.
Gebelikte ve menopoz döneminde de tiroid büyüklüğü artar ve guatr oluşabilir.
İyot yetmezliği fazla olan kadınlarda gebe kalma ve çocuk doğurma sıklığı azalır. İyot yetmezliği üremeyi engelleyebilmektedir. Bu nedenle çocuğu olmayan kadınlarda iyot yetmezliği olup olmadığı araştırılmalıdır.
Guatrın ailesel özellik gösterdiği bilinen bir gerçektir. Bazı ailelerde guatr fazla görülür. Yapılan çalışmalar guatr gelişiminde kalıtımsal geçişin iyot yetersizliği olan bölgelerde yaşayan kadınlarda %39 oranında, iyodun yeterli alındığı bölgelerde yaşayanlarda ise % 82 oranında olduğunu ortaya koymuştur.
Guatr nedenleri:
BASİT GUATR
Salgıladığı tiroid hormonları normal olduğu halde büyümüş tiroid bezine basit guatr denir. İçerisinde nodül olmadan tiroid bezinin olduğu gibi büyümesine düz veya basit guatr denir. Guatrın içinde nodüller varsa bunlara bu defa nodüler guatr denir. İyot yetmezliği dünyada en sık guatr nedenidir. İyot yetmezliği nedeniyle oluşan guatr ilk yıllarda düz bir büyüme şeklindedir; yani içinde nodül yoktur. Çocukluk ve ergenlik döneminde guatrda nodül pek bulunmaz. Ancak tedavi edilmez ve iyot eksikliği devam ederse ileri yaşlarda guatr hem büyür hem de içinde nodüller oluşur. Bu nodüller ileride aşırı hormon salgılama özelliği kazanarak hipertiroidi dediğimiz kanda tiroid hormonlarının aşırı çalışmasına neden olabilirler.
İyot yetmezliğine bağlı guatrı olan kişilerin kanlarında T3 hormonu hafif artar, TSH hormonunda biraz artış olabilir ve T4 hormonu biraz düşük çıkar.
Bir toplumda 6-12 yaş arası çocukların % 5’den fazlasında basit guatr varsa buna endemik (yaygın) guatr denir. Endemik guatr iyot yetmezliği olan bölgelerde sık görülür. Bu oran % 5 den az olursa sporadik (seyrek görülen) guatr ismi verilir. Sporadik guatr ise iyot yeterli bölgelerde görülür.
Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla görülür. Gençlik çağında da kızlarda erkeklere göre daha fazla görülür. Türkiye’de guatr sıklığı bölgelere göre değişmek üzere % 5-56 arasında değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.
İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır. Özellikle dağlık bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha fazla görülür. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu arasında bir ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir problemdir. Yaptığımız bir çalışmada guatrlı kişilerde selenyum düzeyinin düşük olduğunu saptadık.
Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlalığı da guatra neden olabilmektedir. Pillerle bulaşmış sularda kadmiyum yüksektir ve guatr ortaya çıkar.
Demir eksikliği olan kişilerde de guatr sıklığında artış vardır.
Ergenlik çağındaki çocuklarda bazen guatr oluşur ve buna adölesan veya ergenlik guatrı denir. Ergenlik döneminde artan hormon ihtiyacını karşılamak için tiroid bezi biraz büyür ve guatr oluşur. Daha sonra bu guatr çoğu çocukta veya gençte kaybolur.
Yalancı guatr ise tiroid bezinin doğuştan normal yerleşim yerinden biraz yukarıda olması ve özellikle ince boyunlu kadınlarda guatr varmış izlenimi vermesidir. Yapılacak ultrasonda tiroid hacminin artmadığı ve guatr olmadığı ortaya konur.
Gebelikte ve menopoz döneminde de tiroid büyüklüğü artar ve guatr oluşabilir.
İyot yetmezliği fazla olan kadınlarda gebe kalma ve çocuk doğurma sıklığı azalır. İyot yetmezliği üremeyi engelleyebilmektedir. Bu nedenle çocuğu olmayan kadınlarda iyot yetmezliği olup olmadığı araştırılmalıdır.
Guatrın ailesel özellik gösterdiği bilinen bir gerçektir. Bazı ailelerde guatr fazla görülür. Yapılan çalışmalar guatr gelişiminde kalıtımsal geçişin iyot yetersizliği olan bölgelerde yaşayan kadınlarda %39 oranında, iyodun yeterli alındığı bölgelerde yaşayanlarda ise % 82 oranında olduğunu ortaya koymuştur.
ZEHIRLI GUATR
Tiroid bezinin aşırı çalışmasına yani aşırı tiroid hormonu üretmesine tıp dilinde hipertiroidi adı verilir. ‘’Hiper’’ Latince ‘’fazla’’ veya ‘’yüksek’’ manasına gelir. Hipertiroidi hastalığına tıp dilinde ‘’tirotoksikoz ‘’ adı da verilir. Tiroid bezinin aşırı çalışmasına halk arasında ‘’zehirli guatr’’ veya ‘’iç guatr’’ isimleri de verilmektedir. Bu isimlendirmeler maalesef yanlıştır; ne zehirlenme söz konusudur ne de bir iç guatr vardır. Elleriniz titriyor, ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize rağmen kilo veriyorsanız yada çabuk sinirleniyor ve çevrenize bağırıp çağırıyorsanız sizde tiroid bezi fazla çalışıyor olabilir. Şekil 4’de tiroid bezinin fazla çalışması sembolize edilmiştir.
Tiroid bezinde aşırı çalışmaya neden olan hastalıklar şunlardır:
1- Graves hastalığı : TSH reseptör antikorlarının kanda artması nedeniyle oluşan tiroid bezi aşırı çalışmasıdır. Bazı hastalarda gözde büyüme olur. Hipertiroidinin en sık nedenidir. Hipertiroidisi olan hastaların % 60-90’nını Graves hastalığı oluşturur. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır.
2- Sıcak nodüllerin fazla hormon salgılaması: Sıcak nodüllerin aşırı tiroid hormon yapıp salgılaması durumunda tiroid hormonları kanda artar ve hipertiroidi hastalığı oluşturur.
3- Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları: Tiroid bezinde itihabi hastalıklar olduğunda bezde depo edilmiş halde bulunan tiroid hormonları kana döküldüğünden hormonlar yükselir ve hipertiroidi belirtileri ortaya çıkar.
4- Tiroid hormon ilaçlarının fazla alınması: Levotiroksin ilacının gereğinden fazla alınması kanda tiroid hormonlarını artırır ve hipertiroidi yapar.
5- Bazı ilaçların kullanımı: Cordarone isimli kalp ilacı ve interlökin ilacı kullanan bazı hastalarda tiroid bezi fazla çalışarak hipertiroidi hastalığı oluşturabilir.
6- Aşırı şekilde iyot almak: İyodun fazla alınması nodülü olan hastalarda hipertiroidi yapar.
7- Civa zehirlenmesi : Civanın fazla alınması hipertiroidizm denilen tiroid bezinin aşırı çalışmasına neden olabilir.
GRAVES HASTALIĞI
Graves hastalığı bazen gözlerde büyüme yapan tiroid bezinin aşırı çalışması hastalığıdır. Tiroid bezi aşırı çalışması hastalığı olan kişilerin % 60-90’nını yani çoğunluğunu Graves hastalığı oluşturur. Dr. Robert Graves tarafından ilk defa keşfedildiği veya tanımlandığı için bu hastalığa Graves hastalığı adı verilmiştir.
Graves Hastalığı Kimlerde daha sık görülür?
Graves hastalığı hipertiroidinin en sık nedenidir. Her yaşta görülebilirse de, 20-40 yaş arasında en fazla görülür.
Kadınlarda erkeklerden 5-7 kat daha fazla görülürken toplumda görülme sıklığı % 1 kadardır.
Graves Hastalığında ailesel özellik vardır:
Graves hastası bir kişinin ailesinin diğer fertlerinde %15 oranında Graves hastalığı saptanır. Bu nedenle ailesinde Graves hastalığı olan kişiler tiroid tetkikleri yaptırmalıdırlar.
Graves Hastalığı Neden Oluşur?
Graves hastalığı bağışıklık sistemindeki bir bozukluk sonucu oluşur. Nedeni bilinmeyen bir şekilde TSH hormonunun tiroid bezine bağlandığı reseptör adı verilen proteinlere karşı antikor denilen proteinler oluşur. Bu antikorların neden oluştuğu henüz bilinmemektedir. Kanda artan TSH reseptör antikorları aynı TSH hormonu gibi tiroid bezine yapışarak daha fazla çalışmasına ve aşırı miktarda tiroid hormonu yapmasına neden olur. Sonuçta artan tiroid hormonları metabolizmamızı hızlandırarak (çarpıntı, terleme gibi) Graves hastalığı ortaya çıkar.
Kimler Graves hastalığı için risk altındadır?
Graves hastalığına genetik eğilim katkıda bulunmaktadır. Bazı ailelerde bu nedenle Graves hastalığı daha fazla görülür. Ailesinde Graves hastası olan kişiler risk altındadır ve genetik veya kalıtımın hastalığın gelişmesinde en önemli etken olduğu saptanmıştır.
Stres, üzüntü, sigara içmek, fazla iyotlu tuz yemek ve bazı ilaçlar bu hastalığın oluşumuna neden olabilir.
Stresin Graves hastalığı sıklığını artırdığı İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Yugoslavya’daki iç savaş sırasında saptanmıştır. İsveç’te yapılan bir araştırmada Graves’li hastaların bir kısmında hastalık ortaya çıkmadan önceki yıl içinde üzücü olaylar yaşadıkları saptanmıştır. Bu hastalardaki sıkıntılı psikolojik durum (anksiyete) tedavi edildiğinde hastalığın nüks oranında azalma olmuştur.
Graves hastalığı daha çok yılın ılık mevsimlerinde ortaya çıkar. Bu mevsimsel özelliğin nedeni tam bilinmemektedir.
Sigara içenlerde göz belirtileri daha şiddetli olduğu gibi, sigara içmeye devam edenlerde göz hastalığı şiddeti artmaktadır.
Allerjik yapısı olanlarda veya allerjik riniti olanlarda Graves hastalığı daha çok görülmektedir.
İyot fazla alımı da hafif seyreden hastalığı şiddetlendirmektedir.
Yeni bir düşünce ise gebelik sırasında bebeğin hücrelerinin annenin kanına karışarak annenin tiroid bezine yerleşmesi ve bunların hastalık yapmasıdır. Bu nedenle de kadınlarda bu hastalığın daha fazla görüldüğü iddia edilmektedir.
Yapılan çalışmalar Graves hastalığının % 79 oranında genetik olarak eğilimli olmak sebebiyle ortaya çıktığını, % 21 hastada ise çevresel faktörler denilen üzüntü, stres, iyot alımı gibi nedenlerle ortaya çıktığını göstermiştir.
Graves hastalığına eğilim yaratan nedenler Tablo- 1’ de verilmiştir.
Tablo-1: Graves Hastalığına Eğilim Yaratan Faktörler
Genetik eğilim (ailede olması)
Stres ve üzücü yaşam olayları
Sigara içmek
Kadınlarda östrojen hormonu
Doğum sonrası dönemde risk artar
Fazla miktarda iyotlu tuz yemek Graves hastalığını ortaya çıkarır
Lityum ilacı kullananlarda ortaya çıkar
Hepatit hastalığı nedeniyle İnterferon ilacı kullanan bazı hastalarda çıkabilir
Allerjik bünyesi olanlarda daha sık oluşur.
Graves Hastalığı Nasıl Başlar?
Hastalığın başlangıcı yavaştır. Genelde haftalar ve aylar içinde yavaş olarak gelişir. Ancak bazı hastalarda hızlı bir başlangıç vardır.
Graves Hastalığında Vücutta Oluşan Belirtiler:
Graves hastalığının sık görülen üç önemli özelliği guatr, kanda tiroid hormonlarında yükseklik ve göz belirtileridir. Tiroid bezinde büyüme, yani guatr sıklıkla vardır ve bez içerisinde nodül pek olmaz, düz bir büyüme vardır. Gözdeki belirtilere tıp dilinde oftalmopati adı verilir. Daha az görülen diğer iki özellik ise bacak cildinde iltihap olması ve parmaklarda çomak parmak denilen parmak uçlarında bombeleşme oluşmasıdır. Bu iki belirti çok nadir görülür (Tablo-2).
Tablo-2: Graves Hastalığında Vücutta Oluşan Değişiklikler (Bulgular)
Guatr (tiroid bezi büyümesi) (sık)
Gözlerde büyüme (Oftalmopati) (sık)
Tiroid hormonlarının kanda yükselmesi ve TSH’nın düşmesi (Her zaman)
Bacak cildinde iltihap (nadir görülür)
Parmaklarda çomaklaşma (nadir görülür)
Graves Hastalarında Görülen Şikayetler:
Hastalığa bağlı şikayetler kişiden kişiye değişir. Her hastada aynı şikayetler olmaz. Şikayetler hastalığın şiddetine, hastalığın süresine, kişinin hastalığa duyarlılığına ve yaşına bağlı olarak değişiklikler gösterir.
Yaşlılarda bazen şikayetler silik seyreder ve başlıca belirtiler yorgunluk ve kilo kaybı olabilir. Buna “maskeli hipertiroidizm” ismi verilir. Yaşlılarda hipertiroidi bazen Alzheimer hastalığını taklit edebilir. Yaşlılarda bazen hastalık anlamsız bakışlar, enerji tükenmesi ve bitkinlik ve demans ile kendini gösterebilir. Graves’li hastalarda bulunan şikayetler Tablo-3’de verilmiştir.
Tablo-3: Hipertiroidili Hastalarda Sık Rastlanan Şikayetler
Guatr
Hareketli olma, huzursuzluk
Çarpıntı (hızlı ve düzensiz kalp atımı olması
Yorgunluk
Güçsüzlük (ağır eşyaları kaldıramaz, merdiven çıkarken zorlanır)
Ellerde titreme
Saç dökülmesi
Sinirlilik, kolay heyecanlanma ve kolay öfkelenme
Canlı bakış, gözlerde büyüme, göz kapağında çekilme
Uykusuzluk, dikkat bozukluğu
Derinin sıcak, nemli ve ince olması
İshal
İştah artışı
Susama
Ağız kuruluğu
Sık idrara çıkma
Kilo kaybı (zayıflama)
Adetlerde azalma veya kesilme
Cinsel istekte azalma, sperm sayısında azalma
Erkeklerde meme büyümesi (jinekomasti)
Kemik erimesi
Kaslarda güçsüzlük
Çabuk yorulma
Graves hastalığı olan genç hastalarda çarpıntı, sinirlilik, aşırı heyecanlanma veya duyarlılık, uyku bozuklukları, cinsel güçte azalma, kolay yorulma, hareketlilik, ishal, aşırı terleme, sıcaktan hoşlanmama, soğuğu tercih etme, ufak bir yürüyüşle hemen yorulma ve nefes darlığı, kilo kaybı, iştah artışı, susama, ağız kuruması, adetlerde azalma, uyku bozukluğu ve bazı psikolojik bozukluklar olabilir.
İştah artışına rağmen kilo kaybı bu hastalığın en önemli belirtilerinden birisidir. Bu hastalık metabolizmayı hızlandırdığından aşırı yemek yenmesine rağmen kilo kaybı olur. Çok nadiren kilo artışı da olabilir.
Çarpıntı veya kalp atım sayısında ve nabız sayısında artış her 100 hastadan 96’sında görülür. İstirahatte iken nabız hızı dakikada 89’tan fazladır.
Saç kılları incedir. Yaygın veya hafif saç dökülmesi görülebilir.
Hastalarda huzursuzluk ve aşırı sinirlilik vardır; ajite haldedirler ve yerinde duramazlar. Bazen birden öfkelenirler. Kalabalık yerlerden hoşlanmazlar. Ufak tefek şeyler için bağırıp, çağırırlar.
Kas güçsüzlüğü bazen çok şiddetli olur ve hasta sandalyeden kalkmakta veya merdiven çıkmada zorluk çeker.
Tırnaklar yumuşaktır ve kırılabilir. Tırnaklarda çekilme özellikle 4. ve 5. parmak tırnaklarında görülür.
Hastaların % 10’nunda bacaklarda, kolda ve diz ekleminde ağrı olabilir. Bu ağrılar bazen kendiğinden düzelebilir.
Cilt ince, ılık ve nemlidir. El ayalarında kırmızılık ve kaşıntı olabilir. Ürtiker denilen cilt allerjisi ve vitiligo (ciltte renksiz veya beyaz alanlar olması) da sıklıkla birlikte bulunur.
Oftalmopati denilen göz belirtileri Graves’li hastaların % 25-30’unda saptanır. Gözlerde öne doğru fırlama vardır. Bazı hastalarda çift görme şikayeti olur. Görmede bozukluk, ışıktan rahatsız olma ve gözde kaşıntı ve yanma meydana gelebilir. Bakışlar canlıdır ve üst göz kapağında gecikme ve tam kapanma olmayabilir. Bazen şaşılık oluşabilir.
Ellerde ince titreme vardır. Bunu daha iyi anlamak için eller uzatılır ve üzerine ufak kağıtlar konur. Kağıtlarda ellerdeki titremeyle paralel titremeler daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bazen dilde ve göz kapaklarında da titreme olabilir.
Hipertiroidili hastalarda kemik erimesi (diğer adıyla osteoporoz), kan kalsiyum düzeyinde artma, ve kanda alkalen fosfataz tetkikinde artış görülebilir. Bu hastalarda ayrıca kanda osteokalsin ve SHBG adı verilen proteinlerin düzeyleri artar. Karaciğer testleri denilen SGOT, SGPT ve GGT tetkiklerinde artış olur ve tedaviyle bu artışlar düzelir, fakat bazı hastalarda ilaç tedavisiyle karaciğer tetkikleri gittikçe yükselebilir, o zaman radyoaktif iyot tedavisi yapılması gerekir.
Kadınlarda adet düzeni bozulur; adet sayısında azalma veya kesilme olabilir. Yumurtlamada bozukluk olduğundan gebe kalma şansı azalır. Gebelikle birlikte hipertiroidi olursa düşük doğum ağırlıklı bebek nedeni olduğu gibi ‘’Preeklampsi’’ denen tansiyon yükselmesi ve kusmalarla kendini gösteren bir hastalık da ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuk isteyen kadınların Graves hastalığı tedavisi bittikten sonra gebe kalmaları daha uygundur.
Erkeklerde memelerde büyüme, empotans ve sperm sayısında azalma olabilir.
Şeker hastalarında Graves hastalığı ortaya çıkarsa kan şekerinde yükselmeler oluşur ve bu nedenle kullanılan ilaç dozunu artırmak veya insülin kullanmak gerekebilir.
Metabolizma hızı arttığından kan yağlarında (kolesterol ve trigliserid düzeylerinde ve LDL kolesterol) azalma olur.
GÖZLERDE BÜYÜME –GRAVES OFTALMOPATİSİ
Göz Belirtileri hangi hastalarda olur:
Gözlerde büyüme ve göz etrafında şişlik sadece Graves hastalarında (tiroid bezi fazla çalışan) olan bir durumdur. Hashimoto hastalarında olursa da çok nadirdir; diğer tiroid hastalıklarında görülmez. Gözlerinde büyüme olan ve kan T3 ve T4 hormonları yüksek bir kişide Graves hastalığı mutlaka vardır. Bununla beraber gözlerde büyüme Graves hastalarının hepsinde ortaya çıkmaz.
Graves hastalarının bazılarında görülen gözlerde büyüme veya gözlerin öne doğru fırlaması veya çıkması hastalığına tıp dilinde ‘’Graves oftalmopatisi’’’ adı verilir. Bu hastalığa ‘’tiroid göz hastalığı’’ da denir. Bu hastalıkta gözün arkasındaki yağ dokusunda artma, göz kaslarında şişme ve göz etrafındaki yumuşak dokularda şişlik olmaktadır. Hastalığın ortaya çıkışı kişiden kişiye değişik bir seyir göstermektedir. Bazı hastalarda kandaki T4 ve T3 hormonları yükseldikten kısa zaman sonra göz belirtileri ortaya çıkarken bazı hastalarda uzun yıllar çok ufak değişiklikler gözlenmektedir. Diğer bir deyimle oftalmopatinin yani göz belirtilerinin ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağı tam olarak bilinmemektedir.
Göz belirtileri ile tiroid hastalığı ilişkisi nasıldır?
Graves oftalmopatisi % 40 hastada hipertiroidi hastalığı (tiroid hormonlarında yükseklik) başladığında birlikte veya aynı anda ortaya çıkarken, % 40 hastada hipertiroidi başladıktan bir süre sonra ortaya çıkar. Hastaların % 20’sinde ise önce gözlerde büyüme (oftalmopati) oluşur sonra hipertiroidi gelişir. Tiroid hormonları daha önce ve halen normal olduğu halde göz belirtileri olan kişiler olabilir. Bu hastalığa tıp dilinde ‘’ Ötiroid Graves Oftalmopatisi’’ denir. Bunun anlamı tiroid hormonlarının normal olmasına karşılık gizli tiroid hastalığı nedeniyle göz büyümesinin olması durumudur ve nadir görülür ( Bu tür hastalık oftalmopatili olguların % 3’nü oluşturur).
Göz belirtileri Nasıl Seyreder?
Göz belirtileri % 85-95 hastada her iki gözde, % 5-15 hastada ise tek gözde olur.
Göz belirtileri % 3-5 hastada ciddi olmakta ve hastalık şiddetli seyretmektedir, ancak çoğu hastada hastalığın seyri çok iyi olmakta ve tedaviden fayda görmektedirler.
Oftalmopati kadınlarda daha sık görülmekte (kadın/erkek oranı 1.8-2.8/1‘dır), yaşlılarda ve erkeklerde olduğunda ise daha şiddetli seyretmektedir.
Gözlerdeki büyüme veya hastalık % 66 hastada, yani çoğu kişide, hipertiroidi tedavisi sırasında (Propiltiourasil veya Metimazol ilaçları kullanırken) düzelir ve gerileme olur, ancak % 8’inde düzelme olmaz ve göz belirtilerinde artma olabilir. Bu nedenle tiroid hormonlarının normal seviyeye getirilmesi göz hastalığı için çok önemlidir.
Tiroid bezine bağlı olarak göz hastalığı olan kişilerde şu şikayetler bulunur:
1. Yukarı, aşağı, yana bakışta gözde ağrı olması.
2. Gözde kuruma, kaşıntı, kuruluk ve kontak lens takmada zorluk.
3. Gözde ve etrafındaki dokularda iltihap ve şişme
4. Gözlerin kanlanması
5. Bazen çift görme
6. Görmede bozukluk
Teşhis Nasıl yapılır?
Oftalmopati her iki gözde olduğunda tanı yönünden problem pek olmaz. Ancak tek gözde olması durumunda diğer nedenler mutlaka ekarte edilmelidir. Bu kişilerde önce Graves hastalığı olup olmadığı tiroid hormon tetkikleri ile araştırılır. Daha sonra göze yönelik tomografi veya MR çekimi yapılır. Böylece bu belirtilere neden olabilecek tümörler, aksiyal myopi, iltihabi başka hastalıklar, kist, anevrizma denilen kan damarlarının balonlaşması ve lenfoma adı verilen bir kanser türü gibi hastalıkların olup olmadığı araştırılır. Tam kan tetkiki yapılarak kan hastalığı olup olmadığı araştırılır.
Graves oftalmopatisinin kötüleşmesine veya şiddetinin artmasına neden olan faktörler şunlardır:
1) Şiddetli ve uzun süre devam eden tiroid bezi fazla çalışması (hipertiroidizm),
2) Hastanın aşırı dozda Propiltiourasil veya Metimazol kullanması sonucunda tiroid bezi yetmezliğine (hipotiroidiye) girmesi (TSH’nın yükselmesi),
3) Sigara içmek,
4) TSH-reseptör antikorların çok yüksek olması
Gözün Öne doğru Çıkma Derecesi Nasıl Ölçülür?
Oftalmopatide üst göz kapaklarında kasılma veya çekilme vardır. Göz yuvarı öne doğru fırlar ki, buna ekzoftalmi veya proptozis denir. Proptozis, yani gözün öne doğru çıkma derecesi göz doktoru tarafından Hertel ekzoftalmometresi denilen bir aletle ölçülebildiği gibi göz tomografisi veya MR tetkiki ile daha hassas olarak ölçülür. Her ırka göre gözün öne doğru çıkma miktarı değişiktir. Türklerde gözün 21 mm’nin üzerinde çıkıntı yapması anormaldir. Gözün öne doğru çıkmasının nedeni göz yuvarlağının arkasında bulunan yağ dokunun artmasına ve göz kaslarının iltihap nedeniyle şişmesine bağlıdır.
Toplar damarlarda kanın fazla olması ise göz etrafındaki dokuların şişmesine neden olur. Göz kaslarındaki şişme ise çift görmeye neden olur. Göz kırmızı bir renk alabilir ve bazı hastalar göz kapaklarını kapatamaz. Işıktan rahatsız olma, yanma hissi ve gözde ağrı gibi şikayetler olabilir.
Göz Hastalığının Kaç dönemi vardır?
Oftalmopatinin 2 evre veya dönemi vardır:
1-İlk başlangıç dönemi veya iltihabi dönem veya aktif faz (3-9 ay sürer)
2- Dokuların sertleştiği dönem (Fibrotik faz )
Hastalık ilk dönem denen iltihabi evrede tedaviye cevap verebilir. Dokuların sertleştiği ikinci dönemde tedaviye maalesef yanıt azdır.
Göz hastalığı Nasıl Tedavi edilir?
Graves oftalmopati tedavisinin 3 aşaması vardır:
1- Hipertiroidizmin yani T3 ve T4 hormon yüksekliğinin tedavisi
2- Şikayetlere yönelik tedavi
3- Oftalmopatinin yani göz hastalığının tedavisi (İlaç veya ameliyat tedavisi)
1-Hipertiroidizmin (tiroid bezi aşırı çalışmasının) tedavisi : Propiltiourasil veya Metimazol gibi ilaçlarla yüksek olan T3 ve T4 hormonlarının normal seviyeye gelmesi göz belirtilerini bazı hastalarda tamamen düzeltir. Bu düzelmenin veya iyileşmenin ilaçlardan değil hormonların düzelmesinden ileri geldiği gösterilmiştir. Radyoaktif iyot tedavisinin oftalmopatiyi kötüleştirdiği iddia edilmiştir. Ancak bu durumun şiddetli oftalmopatilerde ve sigara içenlerde oluşur.
2-Şikayetlere yönelik Tedavi: Göz kapamaları, yapay göz damlalarının kullanılması ve gece yatarken yatağın baş kısmının yukarı kaldırılması kişiyi rahatlatabilir. Güneşten rahatsız olma, soğuğa ve rüzgara karşı hassasiyet durumlarında güneş gözlüğü ve yapay göz damlaları veya yağları kullanılabilir. Yatarken gözlerin kapatılması da faydalı olur.
3-Gözdeki Hastalığa Yönelik Tedavi :
İlaç tedavisi hastalığın iltihabi döneminde daha etkilidir. Gözdeki dokular sertleşmişse bu ilaçların etkisi az olur. İlaç tedavisi olarak kortizon tedavisi yapılır.
• Kortizon Tedavisi: kortizon tedavisi gözdeki ağrı ve şişliği giderir. Kortizonla birlikte mideyi korumak için bazı ilaçlar da alınır. Kortizon kullanan kişilerin tuzsuz yemeleri gerekir.
• Yeni kullanılmakta olan bazı ilaçlar: Pentoksifilin ve antioksidan ilaçların faydalı olduğuna dair araştırmalar vardır. Antioksidan vitaminler (C vitamini, selenyum, E vitamini gibi) ve omega-3 yağ asitleri destek olarak faydalıdır. Octreotid isimli bir ilaç ile de faydalı sonuçlar alınmıştır.
• Göz Ameliyatı:
Gözün kornea adı verilen tabakasında yara (ülserasyon) veya enfeksiyon gelişmesine bağlı olarak gözün retina adı verilen görmeyi sağlayan tabakasında hasar riski veya göz sinir harabiyeti riski nedeniyle görme kaybı gelişebilecek hastalarda veya şiddetli hastalığı olan kişilerde dekompresyon ameliyatı denen ameliyatlar göz doktorları tarafından yapılabilmektedir.
Şikayetlerde iyileşme sağlayan başka bir ameliyat göz kapaklarının ameliyatıdır (bilateral tarsorafi). Bu sayede gözün kornea tabakasının hasarlanması önlenebilir veya en aza indirilir.
TIROID BEZI ILTIHABI-TIROIDIT
Tiroid bezinin çeşitli nedenlerle iltihaplanmasına tıp dilinde tiroidit adı verilir. Tiroid bezindeki iltihap bağışıklık sistemindeki bir bozukluk nedeniyle iltihap hücrelerinin tiroid bezine hücum etmesi ve orada birikmesi şeklinde olabildiği gibi, virüs ve bakteri denen mikropların kan yoluyla tiroid bezine gelerek orada iltihap yapması ve bezin yapısını bozması şeklinde de olabilir.
Tiroid bezinin iltihapları virüsler nedeniyle olursa ani başlangıçlı ve kendiliğinden düzelen bir hastalık şeklinde olur.
Tiroid bezindeki iltihap boyunda ağrı ile kendini gösterir ve bezde depolanmış hormonların kan dolaşımına dökülmesine ve hormonların yükselerek çarpıntı, terleme ve zayıflama gibi şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. İltihap çoğu hastada kendiliğinden düzelir ve hormonlar normale gelir. Bu durum geçici bir iltihap olayıdır.
Ömür boyu süren ve sessizce giden ve ağrı yapmayan Hashimoto tipi iltihaplarda ise bezdeki hücreler bağışıklık sistemindeki bozukluk nedeniyle yavaş yavaş yok olur ve sonunda hormon üretecek hücre kalmadığından tiroid bezi yetmezliği gelişir.
Tiroid bezi iltihaplarının çeşitli şekilleri aşağıda sıralanmıştır:
• Bakterilerin neden olduğu, ani başlayan ve abse yapan tiroid bezi iltihabı (Cerahatli tiroidit)
• Virüslerin neden olduğu, boyunda şiddetli ağrı yapan ve kısmen yavaş başlangıçlı tiroid iltihabı (viral veya ağrılı tiroidit)
• Bağışıklık sistem bozukluğu nedeniyle oluşan ve ömür boyu süren Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı
• Doğum sonrası görülen tiroid bezi iltihabı
• Tiroid bezini tahta gibi sertleştiren iltihap (Riedel tiroidit)
TİROİT BEZİNİN CERAHATLI İLTİHABI (TİROİT ABSESİ)
Tiroid bezindeki abseli iltihap, hızlı bir şekilde başladığından tıp dilinde ‘’akut tiroidit’’ adı da verilir. Genellikle bezde abse oluştuğundan buna ‘’irinli tiroid bezi iltihabı’’, ‘’cerahatli tiroidit’’ veya ‘’bakterilerin yaptığı tiroidit’’ gibi isimler verilir.
Genellikle kan veya lenf dolaşımı yoluyla gelen mikropların tiroid bezine yerleşerek iltihap yapması ile oluşur. Sıklıkla stafilokok, streptokok gibi bakteriler ve mantarlar bu iltihabı yapar.
Belirtileri :
Ateş, üşüme, titreme ve çarpıntı ile başlar. Ateş 38.0–40.5 °C arasındadır. Tiroid bezinin bir tarafında şişme, ağrı ve aşırı hassasiyet oluşur. Ağrı nadiren kulak ve çeneye yayılır. Tiroid bezi büyür, sıcaktır ve hassasiyet vardır. Hasta başını arkaya atamaz. Yemek yemede zorluk ve lenf bezlerinde şişlik olabilir. Tiroid bezindeki iltihap abse yapar ve tiroid bezi üzerindeki cilt kırmızı bir renk alabilir.
Laboratuar Tetkikleri:
Abseli tiroid bezi iltihabında tiroid hormonlarında artma olmaz. Anti-TPO ve Anti-tiroglobulin antikorları kanda normal seviyededir. Tiroid sintigrafisinde abse alanı kendini belli eder. Tiroid ulrasonu da absenin yerini saptamak için faydalıdır. Teşhis için iğne biyopsisi yapılır. Tam kan tahlili yapıldığında Kandaki beyaz kan hücreleri (lökosit) sayısı artabilir.
Tedavi:
İstirahat ve antibiyotik tedavisi yapılır. Antibiyotik tedavisiyle iyileşme olmazsa ameliyat yapılır.
VİRÜSLERİN YAPTIĞI AĞRILI TİROİD BEZİ İLTİHABI
Bu hastalığa ‘’viral tiroidit’’, ‘’de Quervain tiroiditi’’ ve ‘’dev hücreli tirodit’’ isimleri de verilir.
Virüsler tarafından oluşturulan bir tiroid bezi iltihabıdır. Bu hastalık yazın ve sonbaharda daha sık ortaya çıkar ve özellikle virüs enfeksiyonu (grip, nezle, üst solunum yolu enfeksiyonu) geçiren bir kişide birkaç hafta sonra ortaya çıkar.
Şikayetler:
Virüslerin yaptığı tiroid bezi iltihabının en önemli özelliği boyun ön bölgesinde şiddetli ağrı olmasıdır ve bu ağrı tek taraflı olarak kulak ve çeneye yayılır. Ağrı ortaya çıkmadan bir kaç hafta önce kas ağrısı, ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve yutkunmakta zorluk bulunabilir. Bazen hastalık farenjit ve boyunda ağrı ile başlar ve ağrı ve hassasiyet giderek artar. Ateş 37.5 ºC-38.3 ºC ve hatta 40 °C olur. Bazı hastalarda halsizlik, yorgunluk, ateş ve eklem ağrıları olabilir. Ağrı tiroid bezinin bir tarafından öbür tarafına kayabilir. Bazen ağrı yayılmadan olduğu yerde kalır. Bazı hastalarda ağrı çene ve kulaklara yayılır ve ağrı yutkunmakla, öksürmekle ve baş hareketiyle artar. Ağrı bazı kişilerde gece daha fazla olur. % 50 hastada çarpıntı, kilo kaybı, sinirlilik, ellerde nemlilik ve titreme olabilir. Tiroid bezinde hassasiyet, sertlik, nodül gelişimi ve büyüme olabilir. İltihabın olduğu bölge hassas ve serttir. Tiroid bezi o kadar ağrılıdır ki hasta muayene edilmesini ve elle dokunulmasını istemez. Bu hastalık 6 hafta veya bazen 2-5 ay sürebilir ve çoğunlukla kendiliğinden düzelir.
Hastalığın Gidişi veya Seyri:
Başlangıçta iltihap nedeniyle tiroid bezinde hasar oluşur ve bezdeki tiroid hormonları kan dolaşıma dökülür. Bezde ağrı ve hassasiyet vardır. Tiroid sintigrafisinde tiroid bezi görülemez. Vücutta iltihap olduğunu gösteren sedimantasyon tetkiki çok yüksek (saatte 50 veya 100 mm) çıkar ve tiroid bezinin aşırı çalışması bulguları (çarpıntı, titreme, halsizlik, sinirlilik) olabilir. Bu dönem 4-8 hafta sürebilir. Bu dönemde kandaki T3, T4 hormonları yüksek, TSH düşüktür; yani tiroid bezinin aşırı çalışması durumu vardır. Tiroglobulin tetkiki kanda yüksektir. % 1-5 hastada ömür boyu sürecek tiroid yetmezliği gelişebilir. Sedimantasyon 80-100 mm/saat’e kadar yükselir. Sedimentasyon normal ise hastadaki ağrı tiroid bezi iltihabından kaynaklanmıyor demektir. Ancak bazen hastalar sedimantasyonun düşmeye başladığı dönemde doktora başvurabilir. Hastalık düzeldikçe sedimantasyon azalır ve normalleşir. Kanda beyaz kan hücresi( Lökosit) sayısı normaldir. Erken dönemde SGOT, SGPT, alkalen fosfataz, CRP ve LDH gibi kan tetkikleri yüksek olabilir. Kanda ferritin düzeylerinde de artma olabilir. Tiroid antikorları dediğimiz anti-TPO ve anti-Tiroglobulin ölçümleri genellikle yükselmez. Tiroid ultrasonunda bezde nodül alanları olabilir. Bunların gerçek nodül olup olmadığını anlamak için hastalığın iyileşmesini beklemek gerekir. İltihabi dönemde bu alanlarda devamlı değişiklik olduğundan hastalığın düzelmesini beklemek en iyisidir.
Laboratuvar Bulguları:
Kansızlık olabilir.
Sedimantasyon yüksekliği (genellikle 50-100 mm/saat arasındadır) sık görülür.
TSH hormonunda düşüklük, T4 ve T3 düzeylerinde ve CRP tetkikinde de yükseklik (iltihabın şiddetine göre) vardır.
Tiroglobulin tetkikinde yükselme saptanır.
Ayrıca SGOT, SGPT, alkalen fosfataz ve ferritin tetkiklerinde erken dönemde yükseklik olabilir.
Anti-TPO ve antitiroglobulin antikorlar kanda yükselmez.
Tiroid sintigrafisinde bez görülmez veya silik görülür.
Tiroid ultrasonunda iltihabi belirtiler ve bezde nodülleşen alanlar olabilir.
Tedavi:
Ağrılı dönemde Aspirin veya diğer ağrı kesici ilaçlar (Apranax, Parol, Naprosyn ve Endol gibi) ağrıyı düzeltir. Bazı kişilerde ağrı gece daha fazla olur. Bu nedenle yatmadan önce ağrı kesici alınabilir. Kalsiyum, magnesium ilave verilebilir. Ağrısı, ağrı kesici ilaçlarla geçmeyen hastalarda kortizon ilacı verilir. Kortizon ile ağrı bazen ilaç alındıktan bir kaç saat sonra veya 24 saat içinde hızla geçer ve hasta rahatlar. Eğer ağrı kortizon tedavisiyle geçmiyorsa başka hastalık düşünmek gerekir. Kortizon tedavisiyle düzelen hastaların bazılarında kortizon ilacı azaltılırken ağrı tekrar başlayabilir. Bu tür hastalarda kortizon tedavisine bir süre daha devam edilir. Bunlarda şiddetli iltihap var demektir. Tiroid bezi iltihabı geçiren hastalarda boyunda rahatsızlık hissi bazı kişilerde aylarca devam edebilir. Bazen kortizon ilacı vereceğiz denilince bazı hastalar nedensiz yere korkmaktadır. Kortizon ilacının midenizde ülser veya gastrit yoksa hiçbir zararı olmaz ve boşu boşuna ağrı çekmemiş olursunuz.
Hastaların çoğunda tiroid bezindeki iltihap kendiliğinden düzelir ve hormonlar normal seviyeye gelir. Ancak hastaların % 10’nunda devamlı olan yani kalıcı tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi) gelişir. Özellikle iyotlu tuz kullanan veya iyot alan hastalarda hipotiroidi daha sık görülür. Tiroid bezi iltihabı geçiren bu hastaların % 2’sinde ileride tekrar iltihap olabilir.
DOĞUM YAPAN KADINLARDA OLUŞAN TİROİD BEZİ İLTİHABI
Doğum sonrası kadınlarda görülen tiroid bezi iltihabına tıp dilinde ‘’postpartum tiroidit’’ adı verilir. Bu iltihap türü ağrı yapmaz ve doğum yapan kadınların % 7.2’sinde ilk yıl içinde ortaya çıkar. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluk sonucu ortaya çıkar. Genellikle kanlarında anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda ve tip 1 şeker hastalığı olan kadınlarda daha sık oluşur. Bu nedenle gebelik öncesi veya gebelik döneminde kanında anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlar ile şeker hastası kadınlar doğum sonrası mutlaka tiroid hormon tetkiki yaptırmalıdır.
Bu iltihap türü genetik eğilimi olan kadınlarda ve ailelerinde otoimmün tiroid hastalığı (Hashimoto hastalığı veya Graves hastalığı gibi) olan kadınlarda daha sık görülür. Önceki gebeliğinde doğum sonrası tiroid bezi iltihabı geçiren kadınların % 75’inde tekrar oluşur. Kanlarında anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlar ilk gebeliklerinde tiroid bezi iltihabı geçirmezlerse sonraki gebelikte % 25 oranında oluşma riski vardır.
Tiroid bezi iltihabı genellikle doğumdan sonraki ilk 6 hafta–3 ay içinde görülür. Ancak ağrı yapmadığından hastaların çoğu tiroid hormonlarının kanda düştüğü dönemde halsizlik, yorgunluk ve kansızlık gibi şikayetler olunca başvururlar.
Bu kadınlarda hafif büyük, düz ve sert bir guatr olabildiği gibi yaklaşık yarısında guatr yoktur.
Hipotiroidizm yani tiroid yetmezliği % 25 hastada kalıcı olur ve hastaların yaklaşık yarısında devam eden bir guatr vardır. Bu hastalarda tiroid hormon ilacı (Levotiroksin) ile tedavi yapılır.
TİROİD BEZİNDE AŞIRI SERTLİK YAPAN TİROİD BEZİ İLTİHABI (RİEDEL TİROİDİTİ)
Çok nadir görülen bu tiroid bezi iltihabında tiroid bezi tahta gibi serttir. Bu sertlik nedeniyle hastada guatr olmasa bile yemek borusu ve nefes borusuna bası yaparak nefes darlığı veya yemede zorluk yapar. Yavaş ve hızlı büyüyen guatr vardır. Boyunda ağırlık hissi oluşur.
Çoğunlukla hastaların tiroid hormonları normal olsa da % 25 olguda tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi) gelişebilir. Tiroid antikorları (anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları) % 67 hastada yüksek olabilir. Teşhis için iğne biyopsisi yapılır. Tedavide bazı olgularda kortizon tedavisi faydalı olabilir. Rahat nefes alabilmek için cerrahi tedavi gerekebilir.
HASHİMOTO HASTALIĞI
Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘’Hashimoto tiroiditi’’ bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir. Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabıdır.
Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek ister. Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid bezine birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları normaldir. Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal) sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük) gelişir.
Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde büyüme yani guatr vardır; daha sonra tiroid bezi yavaş yavaş devam eden harabiyet nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.
Kimler Risk altındadır?
Hashimoto hastalığının nasıl başladığı tam olarak bilinmiyorsa da genetik eğilim önemlidir. Ailesel özellik gösterir. Aynı ailenin üyelerinde sık görülür. Hashimoto tiroiditi olan hastalarda kuvvetli bir genetik geçiş vardır ve bu hastaların birinci dereceden akrabalarında tiroid antikorları (anti-TPO ve anti-tiroglobulin) yüksek olarak bulunur ve hastalık ailenin diğer üyelerinde de sıklıkla ortaya çıkar. Bu nedenle Hashimoto tiroiditi varsa ailenin diğer üyelerinde de tiroid tetkikleri yapılmalıdır.
Hashimoto tiroidit sıklığı iyot alımı arttıkça artmaktadır. ABD ve Japonya gibi iyot alımının yüksek olduğu ülkelerde sıklığı yüksektir.
Sıklık:
Toplumun % 2’sinde bulunur. Hashimoto hastalarının % 95’i kadındır. Tüm yaşlarda ortaya çıkarsa da 30-50 yaş arasında sıktır. Kadınlarda erkeklere göre 15-20 kat daha fazla görülür. Ergenlik çağındaki kızlarda sıklığı % 0.8-1.6’dır.
Anti-TPO antikorunun kanda yüksekliği yaşla birlikte artar ve 70 yaş ve daha büyük kadınların % 33’ünde bu antikor yüksek olarak bulunur.
Anti- TPO ve anti-tiroglobulin antikorlarının ve sadece TSH’nin yüksek olduğu kadınlarda tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon azlığı her yıl % 5 oranında gelişir.
Şikayetler:
Çoğu hastanın hiçbir şikayeti yoktur. Bazı hastalarda küçük bir guatr ve anti-TPO antikor yüksekliği vardır. Bazen tiroid bezi yetmezliği (tiroid hormon yetmezliği-hipotiroidi) ile doktora başvururlar.
Yaş ilerledikçe Hashimoto’lu hastalarda hipotiroidi (tiroid bezi yetmezliği) sıklığı artar.
Hashimoto’lu hastalarda lastik sertliğinde bir guatr vardır. Çok nadiren tiroid bezi sert olabilir. Tiroid bezinde ağrı veya hassasiyet yoktur. Genellikle tiroid büyümesi sessiz olur ve şikayet bulunmaz. Bu hastalar doktora genellikle guatr nedeniyle veya tiroid hormon azlığının neden olduğu halsizlik, bitkinlik, el ve yüzde şişme, ses kalınlaşması gibi şikayetler nedeniyle başvururlar.
Hashimoto Tiroiditi ile Birlikte Sık Görülen Hastalıklar
Hashimoto tiroiditi olan hastalarda diğer otoimmün hastalıklar sıklıkla birlikte olur. Bu hastalıklar aşağıda verilmiştir:
Graves hastalığı
Tip 1 şeker hastalığı
Addison hastalığı (böbreküstü bezi –kortizol yetmezliği)
Testis ve yumurtalık iltihabı
Paratiroid hormon azlığı
Hipofiz bezi iltihabı
B12 vitamin eksikliğine bağlı kansızlık
Vitiligo (ciltte beyaz alanlar olması)
Romatoit Artrit (küçük eklem iltihabı)
Trombosit isimli kan hücre azlığı
Myastenia gravis (kaslarda ağrı ve güçsüzlük yapan bir kas hastalığı)
Hashimoto tiroiditi; hipogonadizm (seks hormonlarında azalma), Addison hastalığı (böbreküstü bezi yetmezliği), diyabetes mellitus (şeker hastalığı), hipoparatiroidizm (paratiroid hormon düşüklüğü-kalsiyum düşüklüğü) ve pernisiyöz anemi (B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık) ile birlikte sık görülür.
Çocuklarda Hashimoto hastalığı olursa büyüme gecikmesi, kemik yaşında gecikme ve yüksek kolesterol düzeyleri saptanır.
Laboratuvar Bulguları:
Hashimoto tiroiditinden şüphelenildiğinde, anti-TPO antikoru, T3, T4 ve TSH hormon tetkiklerine bakılır. Hashimoto tiroiditli olguların yaklaşık % 80’inde tanı konduğunda normal T4, T3 ve TSH düzeyleri saptansa da tiroid bezinde hormon yapımı azalmaya başlamıştır.
Anti-TPO antikorlar hastaların % 95’inde ve anti-Tiroglobulin antikorlar % 60’ında yüksek olarak bulunur.
Anti-TPO antikoru yüksek hastaların % 25-50’sinde tiroid bezi yetmezliği başlangıç halinde olabilir, yani TSH hormonu yüksek, fakat T3 ve T4 hormonu normaldir.
Hashimoto Tipi Tiroid İltihabında Tedavi:
Hashimoto tipi tiroid iltihabını yok edecek bir tedavi şekli veya hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yolu maalesef yoktur. Yapılan tedavi sadece guatr ve tiroid bezi yetmezliği varsa onun tedavisi şeklinde olur.
Guatrı olan veya tiroid bezi yetmezliği olan kişilerde tiroid hormon ilacı levotiroksin ile tedavi yapılır ve ilaç dozu serum TSH düzeylerini normale getirecek şekilde doktorunuz tarafından ayarlanır. Burada amaç TSH düzeyini 1.5-2.5 IU/L olacak şekilde ayarlamaktır. Yaşlı hastalarda veya koroner kalp hastalığı olanlarda tedaviye çok düşük dozlarda başlanır ve 4-6 haftalık aralıklarla artırılır. Kadınların çoğunda gebelik süresince dozda % 25-50 oranında bir artış gerekir.
Hipotiroidi olmasa bile guatrı olan Hashimoto hastaları tiroid ilacı tedavisinden fayda görür ve guatrları küçülür.
T4 ve T3 hormonu normal, ancak TSH hormonu yüksek olan hastalarda TSH >4 IU/L ve anti-TPO yüksek ise küçük dozda ilaç tedavisi yapılır.
Hipotiroidizm nedeniyle levotiroksin ilacını bir yıldan fazla kullanan Hashimoto tiroiditli olguların çok azında hastalık kendiliğinden düzelebilir. Özellikle aşırı iyot kullanımı sonrası hipotiroidi gelişenlerde, ve doğumdan sonraki bir yıl içinde hastalığı ortaya çıkanlarda ilaç dozu azaltılarak hastalığın düzelip düzelmediği kontrol edilir. Bezi küçülmüş hastalarda hastalığın düzelme olasılığı yoktur.
Hashimoto Tiroiditi Olan Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:
1) İyotlu tuz ve iyotlu öksürük şurubu kullanmayınız.
2) Selenyum desteği alabilirsiniz. Günde 100-200 mikrogram selenyum hastalığınız için faydalı olabilir
3) Tiroid hormon ilaçlarını aç karna içiniz. Midenizde ağrı yapıyorsa tok karna alın, ancak en iyisinin aç karna alınması olduğunu unutmayınız. Aç karna alınan ilacın emilimi daha iyi olur.
4) İlacınızı her zaman aldığınız öğünde almayı unutursanız bir sonraki öğünde alın, Bir gün önce almayı unutmuşsanız ertesi günü sabah ve akşam 2 kez alın.
5) İlacı aldığınız öğünde başka ilaç almamaya çalışın. Özellikle kalsiyum, demir ve mide ilaçları tiroid ilacının emilimini bozar.
6) Gebe kalmayı düşünen kadınlar doktoruna mutlaka ilaç konusunda danışmalıdır. Gebe kalınca da tiroid ilaçları alınacaktır. Çocuğa zararı yoktur. Tiroid ilacı almazsanız düşük riski artar. Doğum sonrası da kontrollerinizi yaptırınız.
AZ ÇALIŞAN GUATR
Tiroid Bezi Yetmezliğinin Tanımı, Çeşitleri ve Nedenleri
Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının (T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü, unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine neden olabilmektedir.
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur. Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur. Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.
Tiroid yetmezliği kadınlarda daha sık görülür ve yaşın artmasıyla sıklığı çok artar.
Bebek ve çocuklarda büyüme ve gelişmede belirgin gecikmeye, erişkinlerde ise vücut metabolizmasında yavaşlamaya neden olan tiroid yetmezliği tedavi edilmediği durumda kalp ve damar hastalıklarına neden olabilmektedir.
Kaç Çeşit Tiroid Bezi Yetmezliği vardır?
Tiroid bezi yetmezliği 3 şekilde gruplandırılabilir:
1. Hastalığın ortaya çıktığı yaşa göre:
a) Doğumsal olabilir
b) Erişkin yaşta ortaya çıkabilir.
2. Hastalığın şiddetine göre:
a) Başlangıç halinde veya hafif derecede yetmezlik (Sadece TSH yüksek fakat T4 ve T3 hormonları normal)
b) Belirgin veya tam yetmezlik (TSH yüksek, T4 ve T3 düşük) şeklinde de ortaya çıkabilir.
3. Hastalığın yerine göre:
a) Tiroid bezinin kendi hastalıkları nedeniyle tiroid hormon yetmezliği oluşması . Bu durum fazla görülür. Tiroid yetmezlikli hastaların % 95’inde tiroid bezinde hastalık vardır ve tıp dilinde primer hipotiroidizm adı verilir.
b) Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonunun az salgılanması sonucu da tiroid yetmezliği ortaya çıkabilir. Bu durum nadir görülür ve tıp dilinde santral hipotiroidi adı verilir.
Tiroid Bezi Yetmezliğinin Nedenleri Nelerdir?
Tiroid bezi yetmezliği kalıtım, mikroplar, yaşlanma, iyot eksikliği veya fazlalığı ve kullanılan bazı ilaçların yan etkisi nedeniyle oluşabilmektedir.
Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.
Tiroid yetmezliği yapan diğer bir neden İyot yetmezliğidir. Tiroid hormon yapımı için gerekli olan iyodun her gün yeteri kadar gıda ve su ile alınması gerekir. Çok az iyot alınca tiroid hormonları yapılamaz ve tiroid yetmezliği ortaya çıkar. Eğer idrar iyodunuz 45 mg/gün’den az ise sizde iyot yetmezliği vardır.
Selenyum yetmezliği de tiroid hormon yetersizliğine neden olabilir. Ülkemizin bazı bölgelerinde selenyum yetmezliği vardır.
Graves hastalığı denilen tiroid bezinin fazla çalıştığı bir hastalığın tedavisi için yapılan radyoaktif iyot tedavisi tiroid bezinde hasar yaptığından tedaviden birkaç ay sonra veya ilk yıl içinde tiroid bezi yetmezliği ortaya çıkar.
Tiroid bezi iltihabı ( ağrılı veya ağrısız tiroid bezi iltihabı ) geçiren hastaların bir kısmında tiroid bezi hücrelerindeki hasar düzelmez ve hormon yapacak hücreler yok olduğundan kalıcı hipotiroidi yani tiroid yetmezliği ortaya çıkabilir.
Tiroid ameliyatı olanlarda tiroid bezinin ameliyatla bir kısmı veya tamamı çıkarıldığı için tiroid hormonu yapacak hücre azalır veya kalmaz ve sonunda hormon azlığı ve tiroid yetmezliği ortaya çıkar. Ameliyatla ne kadar çok doku alınırsa o kadar sık tiroid yetmezliği gelişir. Tiroid bezinin tamamı ameliyatla çıkarılırsa yetmezlik ilk hafta ortaya çıkmaya başlar. Bezin bir kısmı alınanlarda ilerideki aylarda veya yıllarda tiroid hormon azlığı ortaya çıkabilir.
Önceden Hashimoto hastalığı olan hastalar aşırı miktarda iyot alırlarsa, bu fazla iyot, tiroid bezinde hormon yapılmasını önleyerek tiroid bezi yetmezliğine neden olur. Görüldüğü gibi çok az iyot almak veya çok fazla iyot almak tiroid bezi için zararlıdır.
Bazı ilaçları kullananlarda da tiroid bezi yetmezliği ortaya çıkabilir. Cordarone isimli kalp ilacı, psikolojik hastalılıkların tedavisinde kullanılan lityum ilacı ve hepatit tedavisinde kullanılan interferon ilacı veya interlökin-2 ilacını kullananlarda da tiroid bezi yetmezliği ortaya çıkabilir.
Kanser nedeniyle baş ve boyuna yapılan ışın tedavisi (radyoterapi) sonrası hastaların % 24’ünde tiroid bezi yetmezliği ortaya çıkar.
Beyinde bulunan hipofiz bezinin hastalıklarında TSH az salgılandığında tiroid bezinde yeteri kadar hormon yapılamayacağı için hipotiroidi gelişebilir.
Günlük diyetle alınan soya yağı, soya fasulyesi, brokoli, kabak, turp, Brüksel lahanası ve kara lahana tiroid bezi yetmezliği yapmaz. Soya tiroid hormon ilaçlarının emilimini bozduğundan tiroid ilacının alındığı öğün yenmemelidir.
Kadmiyum zehirlenmesi : Kadmiyum pillerde bulunan bir elementtir. Atık piller içtiğimiz suya karışırsa aşırı kadmiyum alınmış olur. Fazla alınan kadmiyum selenyumu vücuttan atar. Selenyum tiroid hormonu T4’ü T3’e çeviren enzimin yapısında bulunur. Selenyum olmayınca T3 hormonu oluşamaz ve T3 düşüklüğü ve sonuçta hipotiroidizm denilen tiroid yetmezliği gelişir.
Tiroid yetmezliğine katkıda bulunan beslenme bozuklukları nelerdir?
1. Gıdalarla ve içilen suyla çok az iyot alınması
2. Sessiz tiroid hastalığı varken aşırı iyotlu tuz yemek
3. Yağ asit eksikliği ve protein yetersizliği
4. Flor ve kloru fazla su içmek
5. Karbonhidratlı gıdalarla çok beslenmek
6. İyot eksikliği olan kişilerin fazla soya fasulyesi veya soya yağı tüketmeleri
7. Manganez eksikliği
8. Sigara içmek
9. Selenyumun az alınması
10. Çinko eksikliği
11. Kadmiyum zehirlenmesi
12. İyot eksikliği olan menopozdaki bir kadının sıcak basmaları için soyadan elde edilen isoflovan ilacı alması
Bebeklerde Görülen Doğumsal Tiroid Yetmezliği:
Doğumsal tiroid yetmezliğinin dünyada en yaygın nedeni iyot yetmezliğidir. Annenin yeteri kadar iyot almaması doğan bebekte tiroid bezi yetmezliğine neden olur. Bebeğin tiroid bezinin hormon yapması için anne karnındayken anneden göbek kordonuyla yeteri kadar iyot alması gerekir. Annede iyot az olunca bebeğe de az iyot geçtiğinden bebek yeteri kadar tiroid hormonu yapamaz.
Doğumsal tiroid yetmezliği Türkiye’de her 4000 doğumda 1 görülür. Kız bebeklerde erkek bebeklere göre 2 kat daha fazla doğumsal tiroid yetmezliği görülmektedir. Doğumsal hipotiroidinin diğer nedenleri % 85 hastada tiroid bezinde anormallikler olmasına (bezin tamamen yokluğu veya bir kısmının yokluğu gibi) ya da % 15 hastada hormon yapımındaki genetik bozukluklara bağlıdır.
Doğumsal tiroid yetmezliği olup olmadığını anlamak için tüm bebeklerde doğum sonrası topuktan alınan kanda TSH hormonu ölçümünü yapmak gerekir. TSH yüksek çıkarsa bir ay sonra tekrar hormon kontrolü yapılır ve duruma göre tedaviye karar verilir.
Yeni Doğan Bebeklerde Tiroid Hormon Taraması Mutlaka Yapılmalıdır
Bebeklerde hipotiroidi doğumsal olarak ortaya çıkabilir. Bu bebekler hemen tedavi edilmez ise zeka geriliği, boy kısalığı, el ve yüzde şişlik, sağırlık, ve sinir sistemiyle ilgili bozukluklar oluşur ve sonradan tedaviye başlansa bile bu hasarlar düzelmez.
Türkiye’de yeni doğan her 4000 bebekten birisinde hipotiroidi vardır. Doğumsal tiroid yetmezliği çoğunlukla tiroid bezi yokluğu veya hormon yapım bozukluğu nedeniyle oluşur.
Bu bebeklerde solunum sıkıntısı, dilde büyüklük, göbek fıtığı, morarma, sarılık, beslenmenin kötü olması, at kişnemesi gibi ağlama ve kemik gelişim bozukluğu vardır.
Bebeklerde hipotiroidi taraması topuktan filtre kağıdına kan damlatılarak yapılır. İlk ölçümde TSH hormonu 30 IU/L’den yüksek çıkarsa çocuk bir ay sonra tekrar çağrılır ve serbest T4 ve TSH hormon düzeylerine bakılır. T4 düşük ve TSH 30’dan yüksek bulunursa hipotiroidi yani tiroid bezi yetmezliği tanısı konarak hemen tiroid ilacı ile tedavisine başlanır. Bu çocukların tedavisi için Tıp Fakültelerinde veya diğer hastanelerde bulunan Çocuk Endokrinolojisi bölümüne başvurmanız ve takiplerinin orada yapılması daha uygundur.
Çocuklarda tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği büyümeyi engeller, boy kısa kalır ve zeka gelişimi geri kalır. Bu çocuklar erken yaşta ergenliğe girebilir.
KİMLERDE TİROİD YETMEZLİĞİ RİSKİ VARDIR?
Tiroid bezi yetmezliği gelişme olasılığı yüksek olan veya risk altındaki kişiler aşağıda verilmiştir:
1- Ailesinde tiroid hastalığı olanlar : Ailesinde Hashimoto hastalığı ve Graves gibi hastalığı olanlarda tiroid bezi yetmezliği gelişme riski daha fazladır.
2- Kadınlar: Tiroid bezi yetmezliği kadınlarda erkeklere göre 8-10 kat daha fazla görülür. Bu nedenle kadınlar risk altındadır. Özellikle gebelikte, doğumdan sonraki ilk yıl içinde ve menopoz döneminde kadınlarda tiroid bezi yetmezliği sıklığı çok fazladır.
3- 50 yaş üstü tüm kadınlar : Hipotiroidizm her yaşta ortaya çıkabilir ancak yaş artıkça risk artar. Kadınlarda özellikle 50 yaşın üzerinde tiroid yetmezliği sıklığı artar. Erkeklerde ise 60 yaşın üzerinde daha fazla görülür. 70 yaşın üzerindeki kadınların %15’inde hipotiroidi vardır.
4- Daha önceden tiroid hastalığı veya tiroid ameliyatı geçirenler: Önceden tiroid hastalığı geçirenlerde tiroid bezi yetmezliği gelişebilir. Ameliyat olanlarda da yeteri kadar hormon yapacak tiroid bezi kalmayınca hipotiroidi gelişir.
5- Guatrı olanlar: guatrı olanlarda Hashimoto hastalığı veya tiroid iltihabı önceden mevcut olabilir ve bu nedenle tiroid yetmezliği bulunabilir.
6- Şeker hastalığı olanlar: Şeker hastalarının % 10’unda Hashimoto hastalığı ve buna bağlı hipotiroidi gelişir. Doğum yapan şeker hastalarının % 25’inde tiroid bezi iltihabı ve buna bağlı tiroid yetmezliği ortaya çıkmaktadır.
7- Otoimmün hastalıklar denen ve vücudun kendi organlarını tahrip etmesiyle karakterize Addison hastalığı (böbreküstü bezi yetmezliği-kortizol hormon azlığı), alopesi (saçlarda belirli bölgelerde dökülme-saçkıran), vitiligo (deride renksiz bazı alanlar olması) ve tip 1 şeker hastalığı gibi hastalığı olan kişilerde tiroid bezi yetmezliği daha fazla görülür.
8- Demans veya depresyonu olanlar: : Hipotiroidi bazen demans şeklinde karşımıza çıkar. Bu kişilerde tiroid hormon tetkiklerinin yapılması gerekir. Manik-depresif hastalığı olanlarda da hipotiroidi sık görülmektedir. .
9- Lityum ve amiodaron (cordarone) ilacı kullananlar : Bazı psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan Lityum ilacı guatr ve hipotiroidizm gelişmesine neden olabilir. Lityum kullanan hastaların % 5’inde tam tiroid yetmezliği, % 25’inde hafif tiroid yetmezliği gelişmektedir. Kalp atım (ritm) bozukluklarının tedavisinde kullanılan Cordarone (amiodaron) ilacı da tiroid bezi yetmezliğine neden olabilmektedir. Bu ilaçları kullananlarda belirli aralıklarla TSH hormonunun ölçülmesi gerekir.
10- Kolesterolü yüksek olanlar: Hipotiroidisi bulunan hastalarda kan kolesterolü yükselir. Bu nedenle kolesterolü yüksek kişilerde tiroid hormon tetkiki yapılması gerekir.
11- Gebe kalamayan (kısır) kadınlar: Çocuk istediği halde gebe kalamayan kadınlarda tiroid yetmezliği olabilir. Tiroid yetmezliği yumurtlamayı engeller. Bu tür kadınlarda tiroid hormon tetkikleri yapılır.
12- Glokom ve algılama bozukluğu olan yaşlılarda : Gözdeki tansiyonun artmasına glokom denir. Glokomlu hastalarda tiroid hormon yetmezliği sık bulunur. Algılama bozukluğu varsa yine tiroid bezini araştırmak gerekir.
13- Kan sodyumu düşük olanlarda : Kanda sodyum tetkiki düşük çıkan kişilerde bazen tiroid bezi yetmezliği olabilir.
14- Kansızlığı (anemisi) olanlarda : Hipotiroidide kansızlık sık olduğundan kansızlığı olanlarda tiroid hormon tetkiklerinin yapılması gerekir.
15- CPK ve LDH tetkikleri yüksek olanlarda : kreatin fosfokinaz (CPK) ve laktat dehidrogenaz (LDH) kan tetkikleri hipotiroidili hastalarda yüksektir. Başka amaçla bu tetkikler yapıldığında yüksek bulunursa hipotiroidi olabileceği akla gelmeli ve tiroid hormon tetkikleri yapılmalıdır.
16- Karaciğer tetkikleri bozuk çıkanlarda: Karaciğer tetkikleri dediğimiz SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz hipotiroidide yüksek çıkabilir. Başka amaçla yapılan bu tetkikler yüksek çıktığında o kişide hipotiroidi hastalığı olabileceği de düşünülerek tiroid tetkikleri yapılmalıdır.
17- Prolaktin hormonu yüksek olanlarda : Memeden süt salgılatıcı hormon olarak bilinen prolaktin hormonu tiroid hormonları az ise kanda yükselebilir. Prolaktin hormonunu yüksek olan kişilerde tiroid bezi yetmezliği olup olmadığının araştırılması gerekir.
18- Down sendromu veya Turner sendromu adı verilen doğumsal genetik hastalığı olanlarda hipotiroidi sık görülür.
TİROİT BEZİ YETMEZLİĞİNDE OLUŞAN ŞİKAYET VE BELİRTİLER
Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın şiddetine göre değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda çok şiddetli belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler özellikle yaşlı kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez ise atlanır. Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan bir kişide şu belirtiler olabilir:
• Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
• Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
• Hareketlerde yavaşlık
• Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
• Üşüme veya kendini soğuk hissetme
• Terlemenin azalması
• Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
• Sarı veya portakal renginde bir deri
• Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
• Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
• İştah kaybı
• Kilo alma ve kiloyu verememe
• Horlama başlaması
• Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
• Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
• Kabızlık olmaya başlaması
• Göz etrafının ve göz altının şişmesi
• El, ayak ve eklemlerde şişlik
• Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
• Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
• Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
• Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
• Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
• İşitmede azalma oluşması
• Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
• Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
• Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
• Kan kolesterol düzeyinde artma
• Gebe kalamama (kısırlık)
• Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
• Reflekslerin yavaş olması
• Kekemelik
Yukarıda sıralanan şikayet ve belirtilerin hepsi tiroid yetmezliği olan bütün hastalarda olmadığı gibi bu şikayetlerin olması da o kişide mutlaka tiroid bezi yetmezliği olduğu anlamına gelmez. Bu şikayetlerin çoğu tiroid bezi yetmezliği olmayan kişilerde de olabilir. Bu nedenle de farkına varılmayabilir. Tiroid bezi yetmezliği olan birçok kişi kendisinde bu hastalığın olduğunu bilmeden şikayetlerine çare bulmak amacıyla Endokrinoloji uzmanı yerine başka doktorlara gider. Adet bozukluğu nedeniyle kadın-doğum uzmanına, depresyon nedeniyle psikolog veya psikiyatri doktoruna, kansızlık nedeniyle hematoloji uzmanına ve kas ağrıları nedeniyle fizik tedavi uzmanına giden çok hasta vardır. Bu uzmanlar tiroid bezi hastalığından şüphelenirlerse hipotiroidi hastalığı teşhis edilir, aksi durumda ise sadece şikayete yönelik tedavi yapılır ve hastalık düzelmez. Bazı hastalarda tiroid bezi yetmezliği yavaş olarak geliştiğinden farkına varılması zaman alabilir.
|