|
MELATONIN UYKU
PROF DR METİN ÖZATA
Melatonin hormonu beyinde bulunan pineal bez ismindeki bir bezden salgilanir. Pineal bez 100-150 mg agirligindadir. Pineal bez salgiladigi melatonin ile vucudun gece gunduz farkliliklarina uyum gostermesini saglar.
Melatonin hormonu pineal bezde triptofan aminoasidinin serotonine, onun da melatonine donusmesiyle olusur. Melatonin hipotalamusta bulunan suprakiazmatik nukleusun kontrolu altinda calisir.
Gozdeki retina bolumu isik durumunu beyine iletir ve buradaki suprakiazmatik nukleus isik durumuna gore pineal bezden melatonin hormonu salgilatir.
Melatonin karanlikta salgilanan bir hormondur. Yani melatonin gece salgilanir, gunduz ise salgilanmaz. Gece uzunlugu artinca melatonin salgisi da artar. Isik olunca melatonin salgisi azalir.
Melatonin aksam saat 21’den sonra salgilanmaya baslar ve gece saat 02.00-04.00 arasi en fazla salgilanir ve sabah saat 07.00’ de salgilanmasi azalir. Melatonin bu nedenle gece uyku getirir sabah ise uyanmaya katkida bulunur.
Melatonin hormonunun etkileri sunlardir.
1. Uykuyu getirir, uyku saglar,
2. Ergenligi baslatir
3. Ureme uzerinde etkilidir
4. Vucut isisini azaltir.
5. Antioksidan etkisi vardir.
Melatonin ritmi sabit oldugundan uyku bozukluklari, vardiya degisiklikleri, jet lag arastirmalarinda bilgi verir.
Uykusuzlukta melatonin salgisi bozulur. Eger melatonin gunduz salgilanirsa gunduz uyuklama, gece uyuyamama olusur. Bu kisiler atenolol adli ilaci alinca melatonin azalir ve uyku durumu duzelir.
Ergenlik olusuncaya kadar melatonin kanda artar ve ergenlik olusmasindan hemen once azalir ve ergenlik baslar. O yuzden melatonin ergenligin baslamasinda onemli rol oynamaktadir. Melatonin duzeyleri 35-40 yasina kadar sabit kaldiktan sonra yaslilikta azalir.
Melatonin cok dusuk dozlarda alinirsa dogurganligi arttirmaktadir.
Gunde 6.6 gr melatonin tedavisinin parkinson, depresyon ve sizofrenide faydasi olmamistir. Fazla alininca gunduz uyku ve karin agrisi olmustur.
Melatoninin 0.3-240 mg /gun dozunda agizdan alininca uyku getirmis ve prolaktin hormonunu artirmistir.
Hayvanlarda yapilan calismalarda antioksidan etkinligi gozlenmistir. Insanlarda antioksidan etkisiyle ilgili calisma veya bilgi yoktur.
2-5 mg gibi dusuk dozlarda aksama dogru alininca uyku getirir, prolaktin azalir ve vucut isisini azaltir.
Jet lag icin faydalidir. Melatonin tablet ucustan bir gun once saat 15.00’de 0.5 mg alinir ve ucustan sonra vardiginiz gun saat 18.00’de alinir. Dogudan batiya gidiyorsaniz sabah uyandiginizda melatonin alin. Gozleri gormeyen (kor) kisilerde uykusuzluk icin melatonin faydali olmaktadir.
Kanser uzerine yapilan hayvan calismalarinda kanser hucrelerinde etkili oldugu gosterilmistir. Immun sistemi (bagisiklik sistemini) desteklemektedir.
Melatonin hormonunun vucudumuzda etki yerleri sunlardir:
1. Goz dibindeki retina,
2. Hipotalamustaki suprakiazmatik nukleus adi verilen bir cekirdek
3. Hipofiz bezi
4. Hipotalamus
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA GUATR VE ŞEKER HABERCİSİ OLABİLİR
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA GUATR VE ŞEKER (DİABET) HABERCİSİ
Gündüzleri oluşan uyuklamalar ve uyku basmaları
guatr hastalıkları ve kandaki şeker değişiklikleri nedeniyle olabilir.
Eğer gün içinde uyuklamalarınız var ve uyku basması oluşuyorsa mutlaka
bir ENDOKRİN UZMANINA başvurrak guatr ve şeker tetkiklerinizi
yaptırınız.
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA YAPAN TİROİD HASTALIKLARI
1. Hipotiroidi (tiroid yetmezliği)
2. Hashimoto Hastalığı
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA YAPAN ŞEKER BOZUKLUKLARI
1. Şeker Hastalığı (diabet)
2. Hipoglisemi (reaktif hipoglisemi) veya şeker düşüklüğü
UYKU BASMASI UYUKLAMA YAPAN HİPOTİROİDİ
Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid
hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının
(T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi
denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik
olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt
üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü,
unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik
döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine
neden olabilmektedir.
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur.
Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi
yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur.
Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve
nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.
Tiroid yetmezliği kadınlarda daha sık görülür ve yaşın artmasıyla sıklığı çok artar.
Bebek ve çocuklarda büyüme ve gelişmede belirgin
gecikmeye, erişkinlerde ise vücut metabolizmasında yavaşlamaya neden
olan tiroid yetmezliği tedavi edilmediği durumda kalp ve damar
hastalıklarına neden olabilmektedir.
Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın
şiddetine göre değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda
çok şiddetli belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler
özellikle yaşlı kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez
ise atlanır. Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan
bir kişide şu belirtiler olabilir:
- Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
- Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
- Hareketlerde yavaşlık
- Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
- Üşüme veya kendini soğuk hissetme
- Terlemenin azalması
- Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
- Sarı veya portakal renginde bir deri
- Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
- Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
- İştah kaybı
- Kilo alma ve kiloyu verememe
- Horlama başlaması
- Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
- Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
- Kabızlık olmaya başlaması
- Göz etrafının ve göz altının şişmesi
- El, ayak ve eklemlerde şişlik
- Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
- Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
- Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
- Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
- Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
- İşitmede azalma oluşması
- Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
- Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
- Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
- Kan kolesterol düzeyinde artma
- Gebe kalamama (kısırlık)
- Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
- Reflekslerin yavaş olması
- Kekemelik
UYKU BASMASI YAPAN HASHİMOTO HASTALIĞI NEDİR?
Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘’Hashimoto tiroiditi’’ bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto
tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir. Hashimoto tipi tiroid
bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer
bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi
tiroid bezi iltihabıdır.
Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz
hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu
yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir
savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek
ister. Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO
antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid
bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid
bezine birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri
tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve
sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar
içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve
kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları
normaldir. Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç
halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal)
sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük)
gelişir.
Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde
büyüme yani guatr vardır; daha sonra tiroid bezi yavaş yavaş devam eden
harabiyet nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.
UYKU BASMASI YAPAN REAKTİF HİPOGLİSEMİ NEDİR?
Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok
kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi
yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale
getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan
önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif
hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli
gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan
birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü
rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız
şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek
yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin
hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek
gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız,
çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok
huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu
uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan
şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz
beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres
ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı
olmasıdır.
UYKU BASMASI VE ŞEKER HASTALIĞI
Vücudumuz kendisi için gerekli olan enerjiyi
yediğimiz gıdalardan elde eder. Yemek yedikten sonra gıdalar
bağırsaklarda parçalanarak ufak şeker parçalarına dönüşür ve daha sonra
bağırsaktan emilerek kan akımı yoluyla vücudumuza dağılır. Enerji
sağlanması için kan şekerinin özellikle kas, karaciğer, yağ ve beyin
gibi dokular olmak üzere tüm organların hücrelerine girmesi gerekir.
Kanda bulunan şekerin hücrelere girmesi pankreas bezinden salgılanan
insülin hormonu sayesinde olur. İnsülin hormonu kanda yoksa veya olduğu
halde hücrelerce emilemiyor ve etki gösteremiyorsa kandaki şeker
hücreye giremediğinden birikir ve şekeriniz yükselmeye başlar. İşte kan
şekerinin sabah aç karna yapılan ölçümde 126 mg/dl yi geçmesi durumuna
şeker hastalığı diyoruz. Kanda şekeri 180 mg/dl’yi geçince idrarla
atılmaya başlar, yani idrarırınızda şeker çıkar. şeker hastalarında kan
şekeri çok yükseldiğinde uyku basması olabilir
UYKUSUZLUK VE GUATR
UYKUSUZLUK VE GUATR
Uykusuzluk yapan çok çeşitli nedenler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
stres, aşırı çay ve kahve içmek, çalışma
vardiyasının değişiklikleri, boşanma, ayrılık, bazı ilaçlar, yatmadan
önce yemek yemek ve egzersiz yapmak, açken yatmak, gürültülü ortamda
yatmak, akciğer hastalıkları, kalp hastalığı, parkinson hastalığı,
reflü hastalığı, depresyon, anksiyete, obezite, menopoz, adet kanaması,
huzursuz bacak sendromu, ateşli hastalıklar ve ZEHİRLİ GUATR uykusuzluk
yapar.
UYKUSUZ KİŞİDE NE GİBİ BELİRTİLER OLUR
1. gün içinde yorgunluk
2. Gün içinde uykulu bir hal
3. psikolojik değişiklikler
4. Dikkat eksikliği ve konsantre olamama
5. Enerji yokluğu
6. İş veriminde düşüklük
7. Çabuk sinirlenme
8. Baş ağrısı
9. Hata ve yanlış iş yapma sıklığının artması
İYİ UYKU İÇİN
1. Gundüz egzersiz yapın
2. Akşam veya gece sigara içmeyin
3. Alkol içmeyin
4. Yatmadan önce yemek yemeyin ve egzersiz yapmayın
UYKUSUZLUK YAPAN ZEHİRLİ GUATR
Tiroid bezinin aşırı çalışmasına yani aşırı tiroid
hormonu üretmesine tıp dilinde hipertiroidi adı verilir. ‘’Hiper’’
Latince ‘’fazla’’ veya ‘’yüksek’’ manasına gelir. Hipertiroidi
hastalığına tıp dilinde ‘’tirotoksikoz ‘’ adı da verilir. Tiroid bezinin aşırı çalışmasına halk arasında ‘’zehirli guatr’’ veya ‘’iç guatr’’
isimleri de verilmektedir. Bu isimlendirmeler maalesef yanlıştır; ne
zehirlenme söz konusudur ne de bir iç guatr vardır. Elleriniz titriyor,
ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize rağmen kilo veriyorsanız yada
çabuk sinirleniyor ve çevrenize bağırıp çağırıyorsanız sizde tiroid
bezi fazla çalışıyor olabilir. Zehirli guatrı olan bir kişide şu
belirtiler olur:
Guatr
Hareketli olma, huzursuzluk
Çarpıntı (hızlı ve düzensiz kalp atımı olması
Yorgunluk
Güçsüzlük (ağır eşyaları kaldıramaz, merdiven çıkarken zorlanır)
Ellerde titreme
Saç dökülmesi
Sinirlilik, kolay heyecanlanma ve kolay öfkelenme
Canlı bakış, gözlerde büyüme, göz kapağında çekilme
Uykusuzluk, dikkat bozukluğu
Derinin sıcak, nemli ve ince olması
İshal
İştah artışı
Susama
Ağız kuruluğu
Sık idrara çıkma
Kilo kaybı (zayıflama)
Adetlerde azalma veya kesilme
Cinsel istekte azalma, sperm sayısında azalma
Erkeklerde meme büyümesi (jinekomasti)
Graves hastalığı olan genç hastalarda çarpıntı,
sinirlilik, aşırı heyecanlanma veya duyarlılık, uyku bozuklukları,
cinsel güçte azalma, kolay yorulma, hareketlilik, ishal, aşırı terleme,
sıcaktan hoşlanmama, soğuğu tercih etme, ufak bir yürüyüşle hemen
yorulma ve nefes darlığı, kilo kaybı, iştah artışı, susama, ağız
kuruması, adetlerde azalma, uyku bozukluğu ve bazı psikolojik
bozukluklar olabilir.
İştah artışına rağmen kilo kaybı bu hastalığın en
önemli belirtilerinden birisidir. Bu hastalık metabolizmayı
hızlandırdığından aşırı yemek yenmesine rağmen kilo kaybı olur. Çok
nadiren kilo artışı da olabilir.
Çarpıntı veya kalp atım sayısında ve nabız sayısında
artış her 100 hastadan 96’sında görülür. İstirahatte iken nabız hızı
dakikada 89’tan fazladır.
Saç kılları incedir. Yaygın veya hafif saç dökülmesi görülebilir.
Hastalarda huzursuzluk ve aşırı sinirlilik vardır;
ajite haldedirler ve yerinde duramazlar. Bazen birden öfkelenirler.
Kalabalık yerlerden hoşlanmazlar. Ufak tefek şeyler için bağırıp,
çağırırlar.
Kas güçsüzlüğü bazen çok şiddetli olur ve hasta sandalyeden kalkmakta veya merdiven çıkmada zorluk çeker.
Tırnaklar yumuşaktır ve kırılabilir. Tırnaklarda çekilme özellikle 4. ve 5. parmak tırnaklarında görülür.
Hastaların % 10’nunda bacaklarda, kolda ve diz ekleminde ağrı olabilir. Bu ağrılar bazen kendiğinden düzelebilir.
Cilt ince, ılık ve nemlidir. El ayalarında
kırmızılık ve kaşıntı olabilir. Ürtiker denilen cilt allerjisi ve
vitiligo (ciltte renksiz veya beyaz alanlar olması) da sıklıkla
birlikte bulunur.
Oftalmopati denilen göz belirtileri Graves’li
hastaların % 25-30’unda saptanır. Gözlerde öne doğru fırlama vardır.
Bazı hastalarda çift görme şikayeti olur. Görmede bozukluk, ışıktan
rahatsız olma ve gözde kaşıntı ve yanma meydana gelebilir. Bakışlar
canlıdır ve üst göz kapağında gecikme ve tam kapanma olmayabilir. Bazen
şaşılık oluşabilir.
Ellerde ince titreme vardır. Bunu daha iyi anlamak
için eller uzatılır ve üzerine ufak kağıtlar konur. Kağıtlarda
ellerdeki titremeyle paralel titremeler daha belirgin olarak ortaya
çıkar. Bazen dilde ve göz kapaklarında da titreme olabilir.
Hipertiroidili hastalarda kemik erimesi (diğer
adıyla osteoporoz), kan kalsiyum düzeyinde artma, ve kanda alkalen
fosfataz tetkikinde artış görülebilir. Bu hastalarda ayrıca kanda
osteokalsin ve SHBG adı verilen proteinlerin düzeyleri artar. Karaciğer
testleri denilen SGOT, SGPT ve GGT tetkiklerinde artış olur ve
tedaviyle bu artışlar düzelir, fakat bazı hastalarda ilaç tedavisiyle
karaciğer tetkikleri gittikçe yükselebilir, o zaman radyoaktif iyot
tedavisi yapılması gerekir.
Kadınlarda adet düzeni bozulur; adet sayısında
azalma veya kesilme olabilir. Yumurtlamada bozukluk olduğundan gebe
kalma şansı azalır. Gebelikle birlikte hipertiroidi olursa düşük doğum
ağırlıklı bebek nedeni olduğu gibi ‘’Preeklampsi’’ denen
tansiyon yükselmesi ve kusmalarla kendini gösteren bir hastalık da
ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuk isteyen kadınların Graves hastalığı
tedavisi bittikten sonra gebe kalmaları daha uygundur.
Erkeklerde memelerde büyüme, empotans ve sperm sayısında azalma olabilir.
Şeker hastalarında Graves hastalığı ortaya çıkarsa
kan şekerinde yükselmeler oluşur ve bu nedenle kullanılan ilaç dozunu
artırmak veya insülin kullanmak gerekebilir.
Metabolizma hızı arttığından kan yağlarında (kolesterol ve trigliserid düzeylerinde ve LDL kolesterol) azalma olur.
Teşhis İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Teşhis kolaydır ve bu amaçla kanda TSH, T3 ve T4
hormonlarının ölçümü yapılır. Hipertiroidi varsa TSH normalin altına
düşmüştür (genellikle <0.01 U/L), bu arada T3 ve T4 hormonları aşırı
derecede yükselmiş olarak bulunur. Gözlerde öne doğru fırlama ve
hormonlarda yükseklik varsa Graves hastalığı teşhisi kolayca konur.
Graves’li hastalarda anti-TPO antikorlar hastaların % 90’ında, anti–TG antikorlar ise % 60’ında yüksek olarak bulunur.
TEDAVİ
Tedavi ENDOKRİN UZMANI tarafından yapılır. İlaç tedavisi yapılır. İyotsuz tuz yenilir.
STRES, UYKUSUZLUK VE DEPRESYON KİLO YAPAR VE ZAYIFLATMAZ
Stres Kilo Aldırır
Bazı psikolojik rahatsızlıkların da fazla kiloluluk
yaptığı bilinmektedir. Stres ve depresyon fazla kiloluluğa ve aşırı
atıştırmaya neden olur. Bu hastaların bir kısmında tıkanırcasına yeme
krizleri ve gece atıştırmaları fazla görülür.
Psikososyal bazı olaylar da fazla kiloluluğa
tetikler. Bu olaylar arasında erken yaşta anne ve babayı kaybetme,
ailenin alkolik olması, kronik depresyon, evliliğin iyi gitmemesi, göç,
emeklilik ve gece vardiyasında çalışma gibi nedenleri sayabiliriz.
Zayıflamayı takıntı haline getiren bazı kadınlar,
uzun süre yemek yememe veya yemeyi kısma döneminden sonra, aşırı yeme
dönemine girerler. Böylece daha fazla kilo alırlar. Bazıları ise
üzüntülü ve sıkıntılı durumu gidermek için aşırı yemek yer ve sonunda
kilo alırlar.
Psikiyatri İlaçlarının Bazısı Kilo yapar
Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar
kilo aldırır. Bu ilaçlar kullanılırken beslenmeye dikkat etmeli ve
hareket artırılmalıdır.
Psikiyatrik hastalıklar ve depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların bazısı kilo aldırır.
Yeme Davranış Bozukluğuna Dikkat
Kilo almada yanlış yemek yeme alışkanlıklarının da önemli bir yeri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
- Hızlı yemek yemek, büyük lokmalar halinde yemek, az çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak
- Öğün atlamak, öğün aralarında devamlı atıştırmak
- Televizyon seyrederken, kitap veya gazete okurken yemek yemek
- Üzüntü ve sıkıntılı durumda aşırı yemek yemek
- Çok fazla yemek yemek
- Ziyaret ve davetlere sık katılmak, tatlı ve şeker ikramlarını reddetmemek
- Akşam yemeğinden sonra, yatıncaya kadar devamlı bir şeyler yemek
- Az su içmek
- Akşam eve gelince yemeğe kadar abur-cubur yemek
Gece Yeme Sendromu:
Gece yeme sendromu, bir günde yenen gıdaların en
azından %25-50’sini akşam yemeği ile ertesi sabah arasında geçen sürede
yenmesi durumudur. . Bu kişilerde sabah kahvaltı yapma isteği veya
iştah yoktur. Diğer önemli bir özellik ise uykuya dalmakta zorluk
çekmeleridir. Bu kişiler gece uykudan uyanır ve buzdolabına koşarak
kontrolsüz bir şekilde aşırı yemek yerler. Gece yeme durumu sıklıkla
stresli kişilerde görülür ve fazla kiloluluğa neden olur. Fazla kilolu
kişilerin önemli bir kısmında gece yeme durumu vardır. Gece yeme
sendromu olan kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol hormonu ve
beyinden salgılanan CRH hormonunun salgılanmasında ve strese verdikleri
cevapta anormallik vardır.
Gece yemelerinin altında uyku bozuklukları veya
uykuda nefes durması gibi hastalıklar olabilir. Bu nedenle gece çok
atıştıran ve uykudan uyanıp buzdolabına koşan kişilerde uyku
bozuklukları ve uyku apnesi hastalığı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Bu kişilerin çoğu gece yeterli uyku uyuyamadıkları
için gündüzleri uyuklar vaziyette dolaşırlar. Sabahları ise sersemlemiş
bir vaziyette uyanırlar ve çok öfkeli olurlar.
Bu kişilerde psikoterapi, kas gevşeme eğitimleri, egzersiz yapmak ve bazı ilaçların faydalı olduğu ortaya konmuştur.
Gece yemelerini azaltmak için şeker yükü fazla olan
reçel, bal, şeker, beyaz ekmek, patates püresi, beyaz pirinç pilavı
gibi gıdalar almamalı, egzersiz yapılmalı, gece saat 22.00’de yatmalı
ve stres yaratan etkenlerden uzak durulmalıdır.
Tıkanırcasına Yemek Yeme:
Tıkanırcasına yemek yeme (Binge eating) bir
psikiyatrik hastalıktır. Kontrol edilemeyen aşırı yemek yeme nöbetleri
vardır. Fazla kiloluların %1.3-30.1’inde tıkanırcasına yemek yeme
durumu vardır. İlginç olanı tıkanırcasına yeme sıklığı fazla kilolu
olmanın derecesi artıkça artar. Bu kişilerde sıklıkla depresyon
belirtileri vardır ve yeme nöbetleri çoğunlukla gece ortaya çıkar. Yeme
nöbetlerinin iki özelliği vardır:
1. Belirli bir zaman içinde (örneğin 2 saat içinde) başka kişilere nazaran aynı şartlarda daha çok yemek yemek.
2. Bu nöbetler sırasında aşırı yemek yemeyi kontrol edememek.
Bu hastalar aşırı yeme durumundan sıkıntı duyarlar
ve pişman olurlar. Tıkanırcasına yemek yeme hastalığının teşhisi için,
kişinin haftada en az iki kez yeme nöbeti yaşaması ve bunu en az altı
ay sürdürmesi gerekir. Çoğu kişi tedavi olmadan düzelebilirse de bu
kişilerin çoğunda aşırı kilo alma gözlenir. Bu tür yeme nöbetleri olan
kişiler bir psikolog veya psikiyatristen yardım almalıdırlar.
Hormonlar , PSIKOLOJI VE KILO
Hormonlar ve psikolojik
rahatsızlıklar arasındaki ilişki özellikle kadınlarda daha belirgin
olmaktadır. Kadınlarda psikolojik değişiklikler özellikle ergenliğe
girişte, doğum sonrası ve menopoz döneminde ortaya çıkar. Doğum sonrası
ve menopoz sonrası ruhsal sıkıntıların artmasında kanda östrojen
hormonu azalmasının etkili olduğu, ergenlik döneminde ise östrojen
hormonundaki artışın neden olduğu düşünülmektedir. Adetlerin
başlangıcında da kızlarda görülen ruhsal değişiklikler yine hormonlarda
görülen değişikliklere bağlıdır.
Hipotiroidi , ŞEKER DÜŞMESİ ve Kilo
Tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi) ve hipoglisemi
(kan şekeri düşüklüğü) olan kişilerde Kilo ve depresyonun fazla olması
tiroid hormonları ve kan şekerinin psikolojik değişikler yaptığının bir
kanıtıdır. Bu nedenle depresyondaki hastalarda hormon ölçümleri
yapılmasında fayda vardır.
Uykunun Önemi:
Uykusuzluk gıda alımını ve atıştırmaları artırır.
Uykusuz kişiler daha fazla atıştırmalar yapar. Bu nedenle iyi uyumaya
çalışın. Uykudan önce, hatta öğleden sonra kahve ve kola gibi kafeinli
içecekler içmeyin. Uykusuzluk insanı sinirli, alıngan, ani reaksiyon
veren bir hale sokar ve işine konsantre olmasını zorlaştırır.
KAYNAKLAR:
  
|