METABOLİZMA
Bazal metabolizma hızı nedir?
Bazal metabolizma vücudun istirahat halindeki iken
yaktığı enerji miktarıdır. Bazal metabolizma her kişide farklıdır. Bu
farklılık kişinin genetik yapısına ve hormonlarına bağlıdır.
Haris-Benedict formulü ile bazal metabolizma hızı boy ve kiloya
dayanarak hesaplanabilir. Haris-Benedict yönteminde bazal metabolizma
hızı hesaplanırken aşağıdaki formülasyon kullanılır.
Bazal Metabolizma Hızı (Erkek) = 66.5 + (13.75 x Ağırlık-kg) + (5.03 x Boy-cm) - (6.75 x Yaş-yıl)
Bazal metabolizma Hızı (Kadın) = 655.1 + ( 9.56 x Ağırlık-Kg) + (1.85 x Boy-cm) - (4.68 x Yaş-yıl)
Metabolizma nasıl hızlandırılır?
Metabolizmayı hızlandırmak için şunları yapın:
- Aşırı yemekten kaçının
- Kas kitlenizi artırmak için spor yapın
- İyi uyuyun
- Dengeli yiyin
- Yüksek Glisemik indeksli gıdalardan yani kan şekerini çok yukselten gıdalardan uzak durun
- Kafeinden (çay, kahve, kola) uzak durun
- Yeterli kalsiyum alın ( brokoli, badem, kabak, koyu sebzeler, süt, yoğurt ,peynir)
- Alkolü azaltın
- Öğün atlamayın, az ve sık yiyin
Mevsime, yaşa, cinsiyete ve ruhsal duruma göre metabolizma hızlanıp yavaşlar mı?
Soğuk aylarda yani kışın bazal metabolizma hızlanır,
yazın yavaşlar. Tropikal yani sıcak ülkelerde yaşayanlarda metabolizma
hızı %10-20 daha düşüktür. Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar. 30-35
yaşından sonra metabolizma yavaşlar . O nedenle yaş artıkça göbek
bölgesinde yağlanma oluşur. Bunun temelinde insülin ve kortizol
hormonundaki bozukluk vardır. Uzun boylu ve zayıf kişilerde bazal
metabolizma hızı daha fazla yani hızlıdır. Vücutta yağ miktarı arttıkça
metabolizma yavaşlar. Erkeklerde bazal metabolizma kadınlara göre daha
fazladır. Ergenlik döneminde ve hamilelikte metabolizma hızı artar.
Ruhsal durum metabolizmayı etkiler. Depresyon metabolizmayı bozar,
yavaşlatır ve kilo aldırır. Korku anında kanda artan adrenalin hormonu
metabolizmayı artırır. Her on yıl için bazal metabolizma hızında yüzde
2 azalma olur. Hızlı kilo alıp vermeler metabolizmayı yavaşlattığı gibi
vucut ısısının artması da metabolizmayı artırır. Metabolizma
yavaşlayınca yağ depolanması artar. Bununla birlikte kas kitlesi
artarsa metabolizma artar. Yüksek glisemik indeksli karbonhidrat (yani
kan şekerini çok yükselten gıdalar ) yenirse bunlar yağ olarak
depolanır ve metabolizmayı yavaşlatır. Kilo artınca insülin direnci
artar, uyku bozulur ve stres artar. İnsülin direnci, hormon
bozuklukları, uykusuzluk ve stres metabolizmayı yavaşlatan etkenlerdir.
Metabolizmayı zayıflatan diğer nedenler kilo alıp vermeler ve
hareketsiz yaşamdır.
Az az sık sık yemek metabolizmayı hızlandırır mı?
Az ve sık yemek metabolizmayı hızlandırır. Bunun
nedeni az ve sık yemekle kan şekerinin inip çıkmalar göstermemesi ve bu
sayede kandaki insülin hormon salgısının daha düzenli olmasıdır.
İnsülin hormonu dengede olunca metabolizma hızlanır. Metabolizmayı
yavaşlatan en önemli etkenlerden birisi kanda insülin hormon
yuksekligidir. Az ve sık yemek insulin hormonunda ani inip çıkmaları
önleyerek metabolizmayı düzenler ve daha kolay kilo verilir.
Hangi gıdalar metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur?
Baharatlar metabolizmayı artırır. Kırmızı acı biber
ve hardal ve diğer baharatlar metabolizmayı artırır. Proteinli gıdalar
daha tok tutar ve metabolizmayı artırır. Kafein de metabolizmayı
artırır. Yeşil çay içenlerde metabolizma biraz artar.
Metabolizmanın yavaş olması ne demektir? Bir hastalık mıdır? Genetiksel bir şey midir?
Metabolizma hızı genetik, çevresel etkenler ve
hormonlardan etkilenir. Egzersiz veya hareketli yaşam metabolizmayı
artırırken, yaşın ilerlemesi azaltır. Tiroid hormonu, erkeklik hormonu
(testosteron) buyume hormonu, stres hormonu olarak bilinen adrenalin ve
noradrenalin metabolizmayı artırır. Proteinli gıdalar metabolizmayı
artırır Ortamın sıcak olması metabolizmayı azaltırken, hastalık hali,
ateş ve enfeksiyon metabolizmayı artırır. Kötü beslenme metabolizmayı
yavaşlatır. Uyku metabolizmayı azaltır. Metabolizmayı en çok artıran
egzersiz yani spor yapmaktır. Hormonlardan da en çok tiroid hormonları
metabolizmayı artırır. Uzun açlık metabolizma hızını yavaşlatır. Kilo
veremeyen kişilerde mutlaka hormon bozukluğu vardır. Metabolizmanız
yavaş ve kilo veremiyorsanız mutlaka hormon kontrolunden geçmek ve bir
Endokrin uzmanına başvurmak gerekir. Kilo veremeyen hastalarda gördüğüm
en önemli bozukluklar insülin, tiroid, prolaktin gibi hormonlardaki
bozukluklarıdır.
Ne Yapmalı?
Metabolizma hızlandırmak için önce altta yatan
nedeni ortaya koymak gerekir. Kilo veremiyorsanız diyet yapmadan once
mutlaka bir Endokrin uzmanına başvurarak hormon tetkiki yaptırarak
metabolizma yavaşlığının nedenini bulmak gerekir. Aksi takdirde
yapılacak diyetler başarısız olmaya mahkumdur. Tiroid yetmezliği yani
hipotiroidi bulunan bir kişinin yeteri kadar tedavi olmadan kilo
vermesi zordur. İnsülin hormonu bozuk bir kişinin sadece diyet yapmakla
zayiflaması yine imkansızdır. Bu tur hormon bozukluklarının uygun
şekilde tedavisiyle birlikte biz kişilere glisemik indeks diyeti
öneriyoruz. Bilimsel olarak sağlıklı olduğu kanıtlanan beslenme
‘’Glisemik Indeks diyeti ‘’ yani kısaca GI Diyeti yapmaktır. Glisemik
indeks diyetinin esası kan şekerini yukseltmeyen gıdaları seçmek ve
yemektir. Özellikle ülkemizde beyaz ekmek yeme oranı çok yüksektir.
Beyaz ekmek kan şekerini bozmakta, kilo yapmakta ve kişileri hızla
şeker hastası yapmaktadır. Artık köylerde bile beyaz ekmek yenmektedir.
Bu kadar zararlı beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeğine geçmek bence
ülkemizin en önemli beslenme sorunudur. Beyaz ekmek yerine tam buğday
ekmeği, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı yemek, patates püresi veya
patates kızartması yerine haşlanmış sebze veya bakliyat yemek, beyaz
makarna yerine kepekli veya ıspanaklı makarna yemek , Kola ve gazoz
yerine su içmek ve Tatlı yerine meyve yemek daha sağlıklıdır. Diğer bir
öneri de bol su içmektir. Günde 2-2,5 litre su içmek gerekir. Ülkemizde
su içme miktarı azdır. Az su içmek ve kahvaltı yapmamak kiloyu artıran
en önemli yanlışlardan birisidir. Diğer önemli bir konu akşamları çok
yemektir. Ülkemizde genellikle akşam yemekleri fazladır ve uyuyuncaya
kadar televizyon başında devamlı atıştırmalar olmaktadır. Oysa
akşamları metabolizma yavaştır ve fazla kalori alınınca kilolar
artmaktadır. Sabahtan öğleye kadar metabolizma daha hızlıdır. Bu
nedenle sabah ve öğle fazla akşam daha az yemek gerekir. Hareketli
olmak ve egzersiz yapmak da metabolizmayı artırır. Her gün yarım saat
yürümek sağlık ve kilo için çok faydalıdır. Diğer bir önerim lokanta ve
restaurant sahiplerinedir. Ülkemizde çoğu lokantada bulgur pilavı ve
bakliyat yemeği pek bulamazsınız. Ancak kan şekerini bozan sağlığa
zararlı pirinç pilavı ve patates kızartması veya patates püresi
bulursunuz. Son zamanlarda gittikçe artan kebapçılarda da etin yanında
mutlaka pirinç pilavı, patates kızartması veya patates püresi gelir.
Oysa et yemeği yanında bulgur pilavı , birkaç kaşık bakliyat (kuru
fasulya, barbunya, nohut gibi) veya sebze haşlaması daha faydalıdır. Bu
tür bir değişim halkın sağlığına ve yeme alışkanlığı değişikliğine
büyük katkı sağlayacaktır.
Lahana hapı, hızlandırıcı çay diye piyasada satılan ürünler metabolizmayı hızlandırırlar mı?
Piyasada satilan her türlü bitki, sebze ve meyve
hapı metabolizmayı hızlandırmaz. Bu tur urunlerin klinik olarak test
edilmesi gerekir. Klinik olarak test edilmemiş bu tur urunler
onermiyoruz. Kilo veremeyen kişilere önerimiz oncelikle kilo almaya
neden olan hormon bozukluğunun ortaya konması için hormon testlerini
yaptırmalarıdır. Teşhis olmadan tedavi olmaz. Kilo alan kişilerin
çoğunda mutlaka hormon bozukluğu vardır. Çeşitli yontemlerle biraz kilo
verseler bile kısa zamanda daha çok kilo alırlar. Önemli olan altta
yatan yani kilo yapan hormon bozuklugunun tedavisidir.
KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, kalıcı Zayıflama Rehberi, Gürer yayınları, 2009
2. http://www.zayiflamadr.com
3. http://www.diyetdr.com
4. http://www.reaktifhipoglisemi.com
KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?
KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?
1. Açlık kan şekeri sağlıklı kişide 90 mg/dl altında olmalı.
2. Tokluk kan şekeri sağlıklı kişide 2. saatte 140 mg/dl nin altında olmalı.
AÇLIK KAN ŞEKERİ SAĞLIKLI KİŞİDE 90 mg/dl den Fazlaysa Ne Yapmalı?
1. Şeker yükleme testi yapılmalı. Buna OGTT denir.
75 gram glukozla 3 saatlik OGTT yapılır. Saat başı alınan kanlarda hem
insülin hem glukoz bakılır.
2. Sağlıklı kişide açlık kan şekeri 90 mg/dl'den
fazlaysa gizli şeker hastalığı ihtimali yüksektir. Hele ailede diyabet
var ve kilonuz fazlaysa bu olasılık daha fazladır.
GEBELİKTE KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?
Gebelikte açlık kan şekeri 90 mg/dl nin altında
tokluk kan şekeri 1. saat 130 mg/dl nin altında, tokluk 2. saat kan
şekeri 120 mg/dl nin altında olmalı. Gebelikte açlık kan şekeri 90
mg/dl den fazlaysa 100 gramlık OGTT 3 saatlik olarak yapılır.
SAĞLIKLI KİŞİDE HbA1c YÜKSEKSE GİZLİ ŞEKER VARDIR
Sağlıklı bir kişide ölçülen HbA1c normalden yüksekse
gizli şeker hastalığı vardır. Önce açlık kan şekeri ve tokluk kan
şekerine bakılmalıdır. Veya OGTT denilen şeker yükleme testi
yapılmalıdır.
SAĞLIKLI KİŞİDE AÇLIK İNSÜLİN HORMONU KAÇ OLMALI?
Sağlıklı kişide açlık insülin hormon düzeyi 10 un altında olmalıdır.
ŞEKER HASTALARINDA KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?
Şeker hastalarında ideal olanı açlık kan şekeri 100
mg/dl nin altında tokluk kan şekeri 2. saat 140 mg/dl altında
olmalıdır. Ancak 60 yaşın üzerinde bu değerler biraz yüksek
tutulmalıdır. Örneğin 60 yaşın üzerinde açlık kan şekeri 110 mg/dl
altında olmalı tokluk kan şekeri 2. saat 160-180 mg/dl altında olmalı.
ŞEKER HASTALARINDA HbA1c KAÇ OLMALI?
Şeker hastalarında HbA1c % 6.5 altında olmalıdır.
DİYABET- ŞEKER HASTALIĞI NEDİR?
Diyabet veya Şeker Hastalığı pankreas bezinden
salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya iyi etki edememesi
sonrası ortaya çıkan ve kendisini kan şekerinde yükselme ile gösteren
bir hastalıktır. Kanda şeker yüksekliği ise vücudumuzda ve
organlarımızda hasarlar yapabilir. Bu nedenle kan şekerinin normal
seviyelere getirilmesi büyük önem taşır. Düzenli olarak Endokrin
uzmanına gitmek, sağlıklı beslenme, egzersiz , vücut bakımı ve
ilaçların düzenli kullanımı gerekir.
GİZLİ ŞEKER NEDİR?
Şeker hastalığı oluşmadan önce hastalar gizli şeker
aşamasındadır. Bu dönemde henüz açlık kan şekeri 90 ile 126 mg/dl
arasındadır. Gizli şeker varsa şeker hastalığını % 60-70 önleme
şansınız vardır. Bu şansı iyi kullanınız.
DİYABET OLDUM DİYE MORALİNİZİ BOZMAYINIZ
Diyabetin başlıca nedeni ailede şeker hastalığı
olması, kilo alma,yanlış beslenme, üzüntü, sıkıntı, stres ve
depresyondur. Şeker hastası oldum diye moralinizi bozmayınız. Sağlıklı
beslenme, uygun ilaçlar, vitaminler ve egzersiz ile bu hastalığın size
zarar vermesini önleyebilirsiniz.
PANKREAS BEZİ VE HORMONLARI
Pankreas bezi karında midenin altında bulunan bir
organımızdır. Erişkinlerde boyu 15-20 cm, ağırlığı ise 70-100 gram
arasındadır. Pankreas, hem bağırsaklara sindirim için gerekli enzim
salgıları yapar hem de hormon salgısı yapar. Pankreas bezinin gıdaların
sindirimiyle ilgili salgıladığı enzimler tripsin, kimotripsin, elastaz,
karboksipeptidaz, lipaz ve amilaz gibi enzimlerdir. Bu enzimler
pankreasın Wirsung ve Santorini isimli kanallarıyla kanallarıyla
duodenuma (onikibarsarsak) dökülür.
Pankreasın bezinin hormonları ise bez içine dağılmış özel hücre grupları (
Langerhans adacıkları)
vasıtasıyla gerçekleştirilir. Burada üretilen hormonlar (insülin,
glukagon, vs.) dolaşıma katılır ve hedef dokulara ulaşarak etkilerini
gösterirler.
Langerhans adacıkları erişkin pankreasında 0.5-1
milyon arasında değişen sayıdadır. Bu adacıkların toplam ağırlığı 1-2
gram kadar olup, pankreasın total ağırlığının %1-1.5’unu oluşturur.
Langerhans adacıklarında başlıca 4 hücre tipi vardır:
- A (alfa) hücreleri
- B (beta) hücreleri
- D (delta) hücreleri
- F (PP) hücreleri
A
hücreleri adacık hücrelerinin %15’ini oluşturur. Glukagon, proglukagon,
glukagon-like peptid 1 ve 2 salgılar. B hücreleri adacıklarda en fazla
bulunan hücre tipidir (%60-70) ve bunlar insülin, C-peptid, proinsülin,
amilin ve GABA isimli hormonları salgılar. D hücreleri (%10) ise
somatostatin hormonu salgılar. F hücreleri (%15) ise pankreatik
polipeptid isimli bir hormon salgılar.
Pankreastan salgılanan hormonlar birlikte çalışarak
kan şekerinin düzenlenmesine, iştah, metabolizma ve vücut ağırlığına
etki ederler. İnsülin bir açlık hormonu olup iştahı artırır. İnsülin
ayrıca yağ depolanmasını sağlayan bir hormondur. Glisemik indeksi
yüksek gıdalar yenince aşırı insülin salgılanır. İnsülin yüksekse kilo
vermek zorlaşır.
KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, Diyabetle kaliteli Yaşam Rehberi, Gürer Yayınları, 2008
2.
http://www.drdiyabet.com
3.
http://www.reaktifhipoglisemi.com
4.
http://www.endokrin.org
GÖBEK GİZLİ ŞEKER HABERCİSİ
GÖBEK GİZLİ ŞEKER HABERCİSİ
Kilo almak ve özellikle göbek bölgesinde yağlanma insülin direnci ve gizli şekeri olanlarda sık görülen bir durumdur.
Yağların göbek bölgesinde birikmesi iç organlar
etrafında yağların arttığını gösterir. Eğer göbek çevresi 80 cm yi
aşmaya başlamışsa sizde gizli şeker ve insülin dienci olma olasılığı
yüksektir.
Obezite yani kilo almaya neden olan hormonlardan
birisi kanda insülin hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek
glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükselten
karbonhidratların devamlı fazla yenmesi kanda insülin hormonunun hep
yüksek olmasına, doygunluğun kısa süreli olmasına, acıkma ataklarına ve
kilo almaya neden olur. Kandaki aşırı insülin kilo almanızın en önemli
nedenidir. Bu nedenle kanda insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak
kilo vermenizi sağlamaktadır. Kanda yüksek olan
insülin önceleri kan şekerini hücrelere sokar, fakat daha sonra bu
görevini yapamaz hale gelir. İşte insülin hormonunun yeterince etkili
olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir.
İnsülin direnci’ni kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz. Bu duvar
(insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine girmesini önler. Duvar yükseldikçe (
insülin direnci arttıkça) kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla
insülin salgılanması gerekir. Pankreastan salgılanan
insülin
hormonu salgısı, belirli bir süre sonra pankreas bezinin çok
çalışmaktan dolayı yorulması nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya
çıkar. Bu süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.
İnsülin direncinin etkili olduğu
yerler kaslar ve karaciğerdir. Kandaki şeker kaslar ve karaciğer
tarafından çok miktarda alınır. Eğer direnç varsa yani insülin
yeterince etkili değilse yemek sonrası kanda artan şeker kas ve
karaciğere giremediği için kanda birikmeye başlar ve kan şekeri
yükselir.
İnsülin hormonu yağ dokusundan
yağların çözülmesini engelleyen bir hormondur. İnsülin etkisi azalınca
yağ dokusundan yağlar çözülmeye başlar ve kanda yağ asitleri veya
yağlar artmaya başlar.
Karaciğerde oluşan şeker üretimi
sağlıklı kişilerde insülin hormonu tarafından baskılanır. Şeker
hastalarında ise insülin etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı
miktarda şeker üretilir ve kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100
mg/dl ‘yi geçtiği andan itibaren karaciğerde şeker üretimi artmış
demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde
daha fazladır ve o yüzden kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker
hastalığı görülme olasılığı artar. Özellikle yağın karında iç organlar
etrafında birikmesi şeker hastalığı riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan çözünen yağ
asitlerinin kanda çok artması hem insülinin çalışmasını bozar hem de bu
yağların depolanmaması gereken pankreas gibi dokularda depolanması da
şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan
leptin, adiponektin, TNF-alfa gibi hormonların fazla veya azlığı da
şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
İnsülin Yüksekliğinin Belirtileri:
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır
İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli nedeni şunlardır:
1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.
Karbonhidratların fazla alınması insülin
salgılanmasını artırdığı gibi kalorinin fazla alınması da yağ
oluşmasına neden olacak şekilde insülin yüksekliği oluşturur.
GİZLİ ŞEKER NEDİR?
Açlık kan şekerinin 100 ile 126 mg/dl arasında olmasına ‘
’Açlık Kan şekeri Bozukluğu’’
adı verilirken, kan şekerinin yükleme testi (OGTT) sırasında (75 gram
glukozla yapılan şeker yükleme testinde) 2. saattte 140 ile 199 mg/dl
arasında çıkmasına ise '‘
Şeker Tolerans Bozukluğu’’ veya ‘’
Gizli Şeker’’ adı verilir. İşte hem açlık kan şekeri bozukluğuna hem de glukoz tolerans bozukluğuna ‘’
Pre-Diyabet’’ adı verilir. ‘’
Pre’’ sözcüğü latince ‘’
ön’’
veya ‘’erken’’ anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle şeker
hastalığının ön veya erken devresi demektir. Bu kişilerde diyabeti
önleme programı ile (sağlıklı beslenme, egzersiz ve fazla kiloların
verilmesi) hastalık geriletilebilir veya ortaya çıkması geciktirilir.
NE YAPMALI?
Göbek ve fazla kilo varsa mutlaka bir ENDOKRİN UZMANINA başvurup hormon tetkikleri yaptırınız.
Prof Dr Metin Özata nın hazırlamış olduğu Gİ DİYETİ kitabını okuyunuz ve glisemik indeks diyeti yapınız.
Fırsat buldukça yürüyünüz veya egzersiz yapınız
KAYNAKLAR
1.
http://www.bestzayiflama.com
2.
http://www.gidiyet.com
3.
http://www.guatrcenter.com
4.
http://www.drdiyabet.com
İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE ZAYIFLAMA
İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE KİLO VERME
İnsanlarda iştah ve yeme olayı beyindeki hormonlardan etkilendiği gibi psikolojik nedenler de olabilir.
DUYGUSAL YEME NEDİR:
Duygusal yeme gerçekten acıkmadığı halde duygusal
nedenlerle yeme olayıdır. Psikolojik olarak zayıf olduğunuz anda,
sıkıntı, stres, anksiyete, sinirlilik durumunda , bir güçlükle
karşılaşınca yemek yeme olayı duygusal yani psikolojik yemedir.
Stresi olan kişilerde kilo alma olayı fazla görülür. Bunun nedenleri şunlardır:
1.Stres kanda kortizol hormonunu artırır. Artan
kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdalar
yemeye neden olur ve açlık atakları yapar. İşsizlik, boşanma, havanın
kötü olması, işin yoğun olması sizi yemeye yönlendiriyorsa bu
psikolojik kökenlidir. Özellikle çikolata ve şeker yemeye yönelme bu
durumda artar. Bu gıdalarda beyindeki mutluluk hormonu olan serotonini
artırarak sizi rahatlatır. Ancak bu atıştırmalar kiloyu artırmaya
başlar.
2.Açıkmadığı halde yemek yeme olayı sosyal
nedenlerle yapılan toplantı yemekleri nedeniyle olabildiği gibi
sinirlilik, onceden çocukluk döneminden kalma alışkanlık nedeniyle de
olabilir.
PSIKOLOJIK YEME NASIL ANLAŞILIR?
Aşağıdakilerden birisi sizde varsa psikolojik olarak fazla yeme durumunuz var demektir:
1.Aç değilken yiyorsanız
2.Gizli olarak yemek yiyorsanız
3.Kısa zamanda çok yiyorsanız
4.Yiyince sakinleşiyorsanız
5.Kızgın, kötümser iken çok yiyorsanız
PSPSİKOLOJİK YEME DURUMUNDA NE YAPMALI?
1.Yemek yedikten hemen sonra acıkkma oluyorsa hemen tatlı yemeyin biraz bekleyin
2. Biraz su için, müzik dinleyin, kitap veya başka şeyler okuyun,
3.Etrafınızda ve yanınızda kilo aldırıcı tatlı gıdalar bulundurmayın
4.Hergün ne yediğinizi ne zaman ve hangi ruh halinde
ne yediğinizi bir yere not edin. Sizi yemeye yönlendiren olayları
saptamaya çalışın
5.Eğer mutlaka yemek zorunda hissediyorsanız meyve,
grisini, tam buğday ekmeği ile yapılmış tost, birkaç badem veya ceviz,
kuru erik, salatalık, yoğurt , müsli yiyin.
6.Az ve sık yiyin. Karbonhiratlardan uzak durun. 3 ana öğün 3 ara öğün yapaın.
7.Dışarı çıkın, yürüyüş yapın. Egzersiz açıkma ataklarını azaltır.
GERÇEK ACIKMA ATAKLARI NEDİR?
Gerçek acıkma atakları bazı hormon bozukluklarından
oluşur. En önemli nedenler insülin direnci, tiroid yetmezliği,
prolaktin yüksekliği , polikistik over gibi hastalıklardır.
EN SIK NEDEN: HİPOGLİSEMİ-YEDİKÇE ŞEKER DÜŞMESİ
Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok
kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi
yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale
getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan
önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif
hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli
gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan
birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü
rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız
şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek
yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin
hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek
gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız,
çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok
huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu
uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan
şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz
beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres
ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı
olmasıdır.
Kilolu kişilerde hipoglisemi atakları daha fazla
görülürse de, normal kilolu ancak egzersiz yapmayan ve depresyon
yaşayan kişilerde de kan şekeri düşüklüğü olabilir. Bu kişilerin bir
kısmı psikolog ve psikiyatrlarda depresyon tedavisi görürler. Kan
şekerinde düşme, genellikle sabah saat 11.00 ve öğleden sonra saat
16.00 civarında daha sık olur. Bu hastalar bu saatlerde biraz daha
yorgun olurlar, hafif baş ağrısı, depresyon ve derin bir açlık
hissederler. Bu nedenle de, bu saatlerde çikolata, kek, pasta, kurabiye
yer veya kola içerler. Bu gıdaları alan kişinin şikayetlerinde hafif
bir düzelme olur. Sabah saat 11.00’de oluşan kan şeker düşüklüğünün
nedeni sabah kahvaltıda yenen şekerli ve nişastalı gıdalardır. Öğle
yemeğinde yenen tatlı ve nişastalı gıdalar da öğleden sonra, saat
16.00’da kan şekeri düşmesine neden olur. Buna karşılık sabah ve
öğleyin proteinli gıda alanların kan şekerinde pek düşme olmaz. Kan
şekeri düşünce yenen şekerli gıdalar 30-60 dakika süreyle bir rahatlık
sağlar, ama daha sonra kan şekeri tekrar düşer. Sonunda bu kişiler gün
içinde kan şekerinde yükselme ve düşmeler yaşar ve bol miktarda şeker,
çikolata ve buna benzer şekerli gıdalar tüketirler. Bu kişiler sabah
kalktıklarında huzursuzdurlar, kavga etmeye ve tartışmaya
eğilimlidirler. Bir şeyler yedikten sonra rahatlarlar.
Bazı kilolu kişiler ise diyete başladıktan sonra,
baş dönmesi ve açlık atakları ortaya çıktığı için diyeti bırakırlar.
Bunun nedeni kan şekerinin düşmesidir. Kan şekerinin düşmesini önlemek
için, tam tahıl ürünleri (tam buğday ekmeği, çavdar gibi), sebze ve
meyve yemelidir. Bu kişiler diyet yaparken üç ana öğün üç ara öğün
yemek yemelidirler.
Hipoglisemi-şeker düşmesi ataklarının olması stres
hormonlarını yani adrenalini artırır ve anksiyete, panik atak ve
depresyon gibi psikoloji sıkıntılar ortaya çıkar.
Kısaca özetlersek, kan şekeri düşmelerine tıp dilinde
hipoglisemi denir ve bu kişilerde şu belirtiler ortaya çıkar:
·Halsizlik, bitkinlik
·Psikolojik durumda değişiklik
·Sinirlilik
·Baş ağrısı
·Ellerde titreme
·Bulantı
·Görmede bulanıklık veya çift görme
·Soğuk terleme
·Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme
·El ve ayakta çözülme, iç titremesi ve kas ağrıları
·Baş dönmesi
·Soluk ve terli bir görünüm
·Ani başlayan bir yorgunluk hissi
·Şiddetli yorgunluk
·İç ezilmesi ve yeme isteği
·İsteksizlik
·Anksiyete, depresyon ve kontrolü kaybetme
·Allerjiler (astım, saman nezlesi ve ciltte alerjik bulgu eğilimi)
·Bazı şeylerden korkma (fobi)
·Uykusuzluk
·Şekerli gıdalara saldırma
·Unutkanlık
·Sebepsiz yere ağlama
·Şiddetli kan şekeri düşmelerinde bayılma ve koma
ACIKMA ATAKLARI VAR VE KİLO ALIYORSANIZ BİR ENDOKRİN
UZMANINA başvurun. Psikolojik yemeler ile gerçek hipoglisemi bazen bir
arada olabilir. O zaman hem Endokrin Uzmanına hem Psikiyati uzmanı veya
psikologa birlikte gitmek gerekir.
KAYNAKLAR:
1. Prof Dr Metin Özata, Gİ diyeti, Erko yayıncılık, 2008
2.
http://www.gidiyet.com
3.
http://www.zayiflamadr.com
4.
http://www.endokrin.org
5.
http://www.hormonlar.org
KADINLARDA YORGUNLUK VE HALSİZLİK
KADINLARDA HALSİZLİK VE YORGUNLUK
Kadınlarda erkeklere göre daha fazla halsizlik ve
yorgunluk sıkıntısı vardır. Bunun nedeni bazı hormon hastalıkların
kadınlarda daha fazla görülmesidir.
Kadınlarda Halsizlik ve yorgunluk yapan nedenlerin başlıcaları şunlardır:
1. Kansızlık (anemi)
2. Reaktif hipoglisemi (kan şekeribde yemek sonrası oluşan düşmeler)
3. Gizli Şeker
4. Tiroid hormon yetmezliği (hipotiroidi, Hasshimoto hastalığı)
5. Depresyon veya maskeli depresyon
6. Bazı hormon bozuklukları
7. Bazı mineral eksiklikleri ( demir, sodyum, potasyum, mağnezyum, kalsiyum gibi)
8. Bazı vitamin eksilikleri (B12, folik asit gibi)
Halsizlik ve yorgunluğunuz fazlaysa bir ENDOKRİN UZMANINA başvurarak muayene olunuz.
YORGUNLUK YAPAN REAKTİF HİPOGLİSEMİ NEDİR ?
Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok
kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi
yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale
getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan
önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif
hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli
gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan
birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü
rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız
şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek
yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin
hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek
gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız,
çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok
huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu
uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan
şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz
beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres
ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı
olmasıdır.
YORGUNLUK YAPAN TİROİD YETMEZLİĞİ VE HASHİMOTO NEDİR?
Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid
hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının
(T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde
hipotiroidi
denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik
olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt
üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü,
unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik
döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine
neden olabilmektedir.
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur.
Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi
yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur.
Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve
nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.
Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı
geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı
olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir
şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid
hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.
Hipotiroidi hastalığı kan testleriyle kolaylıkla
teşhis edilir. Test olarak T3, T4, TSH, anti-TPO antikoru ölçülür ve
tiroid ultrasonu yapılır. Kanda serbest T4 hormonu düşük ve TSH yüksek
ise hipotiroidi tanısı konur. Serum T3 düzeyleri değişkendir ve bazen
normal sınırda olabilir. Çok nadiren hipofiz bezi yetmezliğine bağlı
tiroid bezi yetmezliği olabilir, o zaman TSH hormonu düşük, T4 ve T3
hormonu da düşüktür. Tiroid bezi yetmezliği teşhis edilen hastalarda
tam kan sayımı, karaciğer testleri ve kolesterol, trigliserit ve LDK
kolesterol tetkikleri ile kalp grafisi (EKG) tetkiki yapılır. Kalp
hastalığı riskini anlamak için kanda homosistein ve hassas CRP
tetkiklerine bakılması faydalıdır. Kansızlık varsa kanda ferritin, B12
vitamini ve folat düzeylerine bakılarak demir eksikliği veya vitamin
eksikliği olup olmadığı araştırılır.
Aşikar yani belirgin (tam) tiroid yetmezliğinde TSH
hormonu kanda artar ve genellikle 10 IU/L’den daha yüksek çıkar;
kandaki T4 ve T3 hormonları da düşmüştür.
Başlangıç halindeki tiroid yetmezliğinde ise TSH
hormonu 4 ile 10 IU/L arasındadır. Bu durumda T3 ve T4 hormonları
normal sınırlar içindedir.
Bu hastalarda ölçülen anti-TPO ve anti- Tiroglobulin
antikorları kanda yüksek çıkarsa tiroid yetmezliğini Hashimoto
hastalığının yaptığına karar verilir.
YORGUNLUĞUN DİĞER NEDENLERİ
Şeker hastalığı ve bazı enfeksiyonlar da önemli
yorgunluk nedenidir. Yorgunluk ayrıca kalp, böbrek, bağırsak ve diğer
organ hastalıklarında da görülebilir.
Aşırı çalışma, stresli bir yaşam uykusuzluk ve depresyon yorgunluğun önemli nedenlerindendir.
Aşırı kilo alma ve gece kısa süreli nefes durması (apne) sabahları sersemlemiş bir şekilde ve yorgun kalkmaya neden olur.
Hareketsizlik, spor yapmamak ve beslenmenin bozuk olması da önemli yorgunluk nedenleridir.
KAYNAKLAR:
1.
http://www.guatrdr.com
2.
http://www.gidiyet.com
3.
http://www.guatr.ws
4.
http://www.hormonlar.org
5.
http://www.vitamintr.com
İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE ZAYIFLAMA
İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE KİLO VERME
İnsanlarda iştah ve yeme olayı beyindeki hormonlardan etkilendiği gibi psikolojik nedenler de olabilir.
DUYGUSAL YEME NEDİR:
Duygusal yeme gerçekten acıkmadığı halde duygusal
nedenlerle yeme olayıdır. Psikolojik olarak zayıf olduğunuz anda,
sıkıntı, stres, anksiyete, sinirlilik durumunda , bir güçlükle
karşılaşınca yemek yeme olayı duygusal yani psikolojik yemedir.
Stresi olan kişilerde kilo alma olayı fazla görülür. Bunun nedenleri şunlardır:
1.Stres kanda kortizol hormonunu artırır. Artan
kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdalar
yemeye neden olur ve açlık atakları yapar. İşsizlik, boşanma, havanın
kötü olması, işin yoğun olması sizi yemeye yönlendiriyorsa bu
psikolojik kökenlidir. Özellikle çikolata ve şeker yemeye yönelme bu
durumda artar. Bu gıdalarda beyindeki mutluluk hormonu olan serotonini
artırarak sizi rahatlatır. Ancak bu atıştırmalar kiloyu artırmaya
başlar.
2.Açıkmadığı halde yemek yeme olayı sosyal
nedenlerle yapılan toplantı yemekleri nedeniyle olabildiği gibi
sinirlilik, onceden çocukluk döneminden kalma alışkanlık nedeniyle de
olabilir.
PSIKOLOJIK YEME NASIL ANLAŞILIR?
Aşağıdakilerden birisi sizde varsa psikolojik olarak fazla yeme durumunuz var demektir:
1.Aç değilken yiyorsanız
2.Gizli olarak yemek yiyorsanız
3.Kısa zamanda çok yiyorsanız
4.Yiyince sakinleşiyorsanız
5.Kızgın, kötümser iken çok yiyorsanız
PSPSİKOLOJİK YEME DURUMUNDA NE YAPMALI?
1.Yemek yedikten hemen sonra acıkkma oluyorsa hemen tatlı yemeyin biraz bekleyin
2. Biraz su için, müzik dinleyin, kitap veya başka şeyler okuyun,
3.Etrafınızda ve yanınızda kilo aldırıcı tatlı gıdalar bulundurmayın
4.Hergün ne yediğinizi ne zaman ve hangi ruh halinde
ne yediğinizi bir yere not edin. Sizi yemeye yönlendiren olayları
saptamaya çalışın
5.Eğer mutlaka yemek zorunda hissediyorsanız meyve,
grisini, tam buğday ekmeği ile yapılmış tost, birkaç badem veya ceviz,
kuru erik, salatalık, yoğurt , müsli yiyin.
6.Az ve sık yiyin. Karbonhiratlardan uzak durun. 3 ana öğün 3 ara öğün yapaın.
7.Dışarı çıkın, yürüyüş yapın. Egzersiz açıkma ataklarını azaltır.
GERÇEK ACIKMA ATAKLARI NEDİR?
Gerçek acıkma atakları bazı hormon bozukluklarından
oluşur. En önemli nedenler insülin direnci, tiroid yetmezliği,
prolaktin yüksekliği , polikistik over gibi hastalıklardır.
EN SIK NEDEN: HİPOGLİSEMİ-YEDİKÇE ŞEKER DÜŞMESİ
Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok
kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi
yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale
getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan
önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif
hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli
gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan
birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü
rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız
şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek
yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin
hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek
gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız,
çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok
huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu
uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan
şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz
beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres
ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı
olmasıdır.
Kilolu kişilerde hipoglisemi atakları daha fazla
görülürse de, normal kilolu ancak egzersiz yapmayan ve depresyon
yaşayan kişilerde de kan şekeri düşüklüğü olabilir. Bu kişilerin bir
kısmı psikolog ve psikiyatrlarda depresyon tedavisi görürler. Kan
şekerinde düşme, genellikle sabah saat 11.00 ve öğleden sonra saat
16.00 civarında daha sık olur. Bu hastalar bu saatlerde biraz daha
yorgun olurlar, hafif baş ağrısı, depresyon ve derin bir açlık
hissederler. Bu nedenle de, bu saatlerde çikolata, kek, pasta, kurabiye
yer veya kola içerler. Bu gıdaları alan kişinin şikayetlerinde hafif
bir düzelme olur. Sabah saat 11.00’de oluşan kan şeker düşüklüğünün
nedeni sabah kahvaltıda yenen şekerli ve nişastalı gıdalardır. Öğle
yemeğinde yenen tatlı ve nişastalı gıdalar da öğleden sonra, saat
16.00’da kan şekeri düşmesine neden olur. Buna karşılık sabah ve
öğleyin proteinli gıda alanların kan şekerinde pek düşme olmaz. Kan
şekeri düşünce yenen şekerli gıdalar 30-60 dakika süreyle bir rahatlık
sağlar, ama daha sonra kan şekeri tekrar düşer. Sonunda bu kişiler gün
içinde kan şekerinde yükselme ve düşmeler yaşar ve bol miktarda şeker,
çikolata ve buna benzer şekerli gıdalar tüketirler. Bu kişiler sabah
kalktıklarında huzursuzdurlar, kavga etmeye ve tartışmaya
eğilimlidirler. Bir şeyler yedikten sonra rahatlarlar.
Bazı kilolu kişiler ise diyete başladıktan sonra,
baş dönmesi ve açlık atakları ortaya çıktığı için diyeti bırakırlar.
Bunun nedeni kan şekerinin düşmesidir. Kan şekerinin düşmesini önlemek
için, tam tahıl ürünleri (tam buğday ekmeği, çavdar gibi), sebze ve
meyve yemelidir. Bu kişiler diyet yaparken üç ana öğün üç ara öğün
yemek yemelidirler.
Hipoglisemi-şeker düşmesi ataklarının olması stres
hormonlarını yani adrenalini artırır ve anksiyete, panik atak ve
depresyon gibi psikoloji sıkıntılar ortaya çıkar.
Kısaca özetlersek, kan şekeri düşmelerine tıp dilinde
hipoglisemi denir ve bu kişilerde şu belirtiler ortaya çıkar:
·Halsizlik, bitkinlik
·Psikolojik durumda değişiklik
·Sinirlilik
·Baş ağrısı
·Ellerde titreme
·Bulantı
·Görmede bulanıklık veya çift görme
·Soğuk terleme
·Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme
·El ve ayakta çözülme, iç titremesi ve kas ağrıları
·Baş dönmesi
·Soluk ve terli bir görünüm
·Ani başlayan bir yorgunluk hissi
·Şiddetli yorgunluk
·İç ezilmesi ve yeme isteği
·İsteksizlik
·Anksiyete, depresyon ve kontrolü kaybetme
·Allerjiler (astım, saman nezlesi ve ciltte alerjik bulgu eğilimi)
·Bazı şeylerden korkma (fobi)
·Uykusuzluk
·Şekerli gıdalara saldırma
·Unutkanlık
·Sebepsiz yere ağlama
·Şiddetli kan şekeri düşmelerinde bayılma ve koma
ACIKMA ATAKLARI VAR VE KİLO ALIYORSANIZ BİR ENDOKRİN
UZMANINA başvurun. Psikolojik yemeler ile gerçek hipoglisemi bazen bir
arada olabilir. O zaman hem Endokrin Uzmanına hem Psikiyati uzmanı veya
psikologa birlikte gitmek gerekir.
KAYNAKLAR:
1. Prof Dr Metin Özata, Gİ diyeti, Erko yayıncılık, 2008
2.
http://www.gidiyet.com
3.
http://www.zayiflamadr.com
4.
http://www.endokrin.org
5.
http://www.hormonlar.org
METABOLIZMAYI HIZLANDIRMAK VE ZAYIFLAMA
METABOLİZMANIZI HIZLANDIRINIZ
30-35 yaşından sonra metabolizmanız yavaşlar ve
ilerleyen her 10 yılda bu yavaşlama iyice artar. Metabolizma
yavaşlayınca yağ depolanması artar. Bununla birlikte kas kitlesi
artarsa metabolizma artar. Yüksek GI’li karbonhidrat yenirse bunlar yağ
olarak depolanır ve metabolizmayı yavaşlatır. Kilo artınca insülin
direnci artar, uyku bozulur ve stres artar. İnsülin direnci, hormon
bozuklukları, uykusuzluk ve stres metabolizmayı yavaşlatan etkenlerdir.
Metabolizmayı zayıflatan diğer nedenler kilo alıp vermeler ve
hareketsiz yaşamdır.
Metabolizmayı hızlandırmak için şunları yapın:
- Aşırı yemekten kaçının
- Kas kitlenizi artırmak için spor yapın
- İyi uyuyun
- Dengeli yiyin
- Yüksek Gİ’li gıdalardan uzak durun
- Kafeinden (çay, kahve, kola) uzak durun
- Yeterli kalsiyum alın ( brokoli, badem, kabak, koyu sebzeler, süt, yoğurt ,peynir)
- Alkolü azaltın
- Öğün atlamayın
METABOLIZMAYI YAVAŞLATAN HORMONLAR VE TEDAVISI
Metabolizmanız yavaş ve kilo veremiyorsanız bir
hormon bozukluğu vardır. Bunlar genellikle insülin, tiroid, polikistik
over, prolaktin, kalsiyum gibi mineral bozukluklarıdır. Bunların tanı
ve tedavisi için bir ENDOKRIN UZMANINA (Hormon Hastalıkları Uzmanı)
başvurunuz.
1) İNSÜLİN
İnsülin Yüksekliğinin Belirtileri:
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır
İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli nedeni şunlardır:
1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.
Karbonhidratların fazla alınması insülin
salgılanmasını artırdığı gibi kalorinin fazla alınması da yağ
oluşmasına neden olacak şekilde insülin yüksekliği oluşturur.
2)TIROID HORMON BOZUKLUGU
Tiroid yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu
nedenle kişilerde önceki kilolarına göre %15-30 oranında kilo
alınmasına neden olan bir hastalıktır. Bu nedenle tiroid bezi
yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zordur. Tiroid hormon
ilaçları ile hastaların çoğunda tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa
da hastaların % 17’si kilo veremez. Özellikle menopozdaki kadınlarda bu
durum daha sık görülür. Hem menopoz hem de tiroid yetmezliği kilo
vermeyi engeller.
Tiroid bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye
çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının
azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma
mekanizmasıdır. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye
başlar. Bu direnç tiroid hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı
başka hormonların salınmasının artması ile de oluşur. Kalori alımı yani
yenilen gıda alımı azaldıkça vücudumuzda bulunan T4 hormonunun T3
hormonuna dönüşümü azalır ve sonuçta hücrelere giren ve etkili olan T3
azaldıkça metabolizmamız yavaşlar ve kilo veremeyiz.
Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi
Ghrelin hormonudur.
Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek
yemeyi artırmaktadır. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda
artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Bu hormonun
salgılanmasını önleyecek bir ilaç ise henüz yoktur.
3) POLISTIK OVER:
Kadınlarda fazla kiloluluğa neden olan önemli bir hormon hastalığı da
polikistik over sendromu
denen ve yumurtalıkta kist oluşması, tüylenme ve adet bozukluğu ile
kendini gösteren hastalıktır. Bu hastalıkta en önemli bulgu insülin
hormon yüksekliği veya insülin direncidir. Bu nedenle de polikistik
over sendromu olan kadınların önemli bir kısmında fazla kilo ve şeker
hastalığı görülür. Adet bozukluğu, tüylenme ve fazla kilolu olmanın bir
arada olduğu bu hastalarda yumurtalıkların incelenmesi ve bu hastalığa
yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Bu şekilde tedavisi yapılmayan
kadınların zayıflaması zordur.
4) PROLAKTIN HORMONU YUKSEKLİĞİ
Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen,
prolaktin
hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon
bozukluğudur. Prolaktin hormonu beynimizde bulunan hipofiz bezinden
salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu
salgıladığında adetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve kilo
alımı olur.
5) MINERAL EKSIKLIKLERI:
Yapılan bilimsel çalışmalar kanlarında kalsiyum
düzeyi az olan kişilerde zayıflamanın zor olduğunu göstermiştir. Bu
nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin yeteri kadar kalsiyum alması
gerekir.
Özellikle selenyum, çinko, ve demir eksikliği varsa bunların tedavisi kilo vermeniz açısından çok önemlidir.
KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, 99 Sayfada Kilo Yönetimi, İş bankası yayınları, 2007
2. Prof Dr Metin Özata, 99 Sayfada Sağlıklı Beslenme,İŞ bankası yayını, 2008
3. Prof Dr Metin Özata, Gİ Diyeti, Erko yayıncılık, 2007
4. http://www.kiloyonetimi.com