ŞEKER HASTALIĞI
PROF DR METİN ÖZATA
Şeker hastalığı (diyabetes mellitus), karbonhidrat,
protein ve yağ metabolizması bozukluğu ile kendini gösteren ve
sıklığı şişmanlığın artmasına paralel olarak giderek artan kronik
(süregen) bir hastalıktır.
Şeker hastalığı, kabaca tip 1 diyabet (çocukluk çağı
şeker hastalığı) ve tip 2 diyabet olarak iki şekilde karşımıza çıkar.
Tip 1 diyabet daha çok çocuklarda görülürken, tip 2 diyabet veya
erişkin diyabeti genellikle 30 yaşından sonra görülür. Yaş arttıkça
şeker hastalığı riski artmakta ve yaşlılarda daha çok ortaya
çıkmaktadır.
Toplumda görülen şeker hastalığının %90’nı Tip 2
diyabetli hastalardan oluşmaktadır. Şişmanlığın giderek artması,
hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme gibi faktörler tip 2 diyabet
sıklığını artırmış ve adeta bir patlama yapmıştır.
Ülkemizde her 100 kişiden 10-12’sinde şeker
hastalığı vardır. Diğer önemli bir konu ise toplumdaki her 3 şeker
hastasından birisinin kendisinde şeker hastalığı olduğunu bilmeden
yaşamakta olduğudur.
Tip 2 diyabet, yani erişkin tipi şeker hastalığı
hiçbir belirti vermeden sinsi olarak başlar ve teşhis edildiğinde
sizde 10-12 yıldır gizli şeker hastalığı bulunmuş olabilir. Gizli şeker
hastalarında da kalp hastalığı ve diğer organlarda hasar riski fazla
olduğundan beslenmeye dikkat edilmesi ve yaşam tarzı değişikliği
(egzersiz, kilo verme gibi) yapılması gerekir.
Yapılan bilimsel çalışmalar yeni teşhis edilen şeker
hastalarının %50’sinde göz, böbrek, kalp ve sinir gibi organlarda hasar
olduğunu göstermiştir. Bu sinsi hastalık sizin haberiniz olmadan kalp
damarları, göz ve sinirlerde hasar yapabilmektedir. Bu nedenle erken
teşhis ve tedavi büyük önem taşır.
Ailesinde şeker hastalığı olan, kilolu, tansiyonu
yüksek veya kan yağları (kolesterol, trigliserit gibi) fazla olan
kişilerin hemen açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri veya şeker yükleme
testi yaptırmaları gerekir. Rastgele ölçülen kan şekeriniz 100 ile 200
mg/dl arasında çıkarsa mutlaka şeker yükleme testi yaptırınız. Ayrıca
yaşı 45’ten fazla olan her kişinin şeker hastalığı riski arttığından
açlık ve tokluk kan şekerine baktırması gerekir. Hamile kalan tüm
kadınların şeker testi yaptırmaları da erken tanı açısından büyük
önem taşır.
Zamanımızda en önemli konu şeker hastalığının
gelişimini önlemektir. Bunu yapabilmek için sağlıklı beslenme,
egzersiz, ve düzenli kontroller yapılması önem taşımaktadır. Eğer
şeker hastalığı gelişmiş ise onu iyi tedavi ederek organlarda hasar
yapmasını önlemek veya en aza indirmek temel hedefimizdir. Tüm bu
hedeflere varabilmek için öncelikle hastalık hakkında bilgi sahibi
olmak gerekmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar eğitimli ve
bilinçli hastalarda şeker hastalığının yol açtığı organ hasarlarının
daha az olduğunu göstermiştir. Bu nedenle hastalık hakkındaki
kitapları, broşürleri devamlı okuyunuz ve yenilikleri takip ediniz.
Şeker hastalığının organlarda yaptığı hasarlardan
korunmanın ilk yolu kan şekerinin iyi ayarlanmasıdır. Bu amaçla
diyete uymak, egzersiz yapmak, kilo fazlalığı varsa vermek, şeker
ilaçlarını düzenli kullanmak, ayak ve cilt bakımını iyi yapmak ve
zaman zaman kontrollere giderek muayene olmak büyük önem
taşımaktadır. Tansiyon, kolesterol ve trigliserit yüksekliğinin iyi
tedavi edilmesi de sizi hasarlardan koruyacaktır.
Tedavide hedefimiz HbA1c düzeyini % 6.5’un altında,
açlık kan şekerini 110 mg/dl’in altında ve tokluk kan şekerini 140
mg/dl’nin altında tutmaktır. Öte yandan LDL kolesterol düzeyinin 100
mg/dl’nin altında, trigliserit düzeyinin 150 mg/dl’nin altında, büyük
tansiyonun 13 ve altında, küçük tansiyonun 8’in altında olması da
organ hasarlarından korunmak için gereklidir. Tüm şeker hastaları bu
hedeflere ulaşmak için uğraşmalıdırlar.
Şeker hastalığı tedavisinde diyet (sağlıklı
beslenme), egzersiz ve ilaçlar birbirini tamamlayan ögelerdir. Hafif
derecede şeker yüksekliği olanlarda diyet ve egzersiz yeterli
olabilirse de çoğu hastada üç tedavi şeklinin devamlı olarak bir
arada olması gerekir. İlaç alıp diyet ve egzersiz yapmamak yanlış bir
tedavi şeklidir.
Şeker hastası oldum diye canınızı sıkmayınız ve
korkmayınız. İyimser olunuz. Şeker hastası olduğunuz halde eskisi gibi
yaşayabilirsiniz. Karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmanın yersiz
olduğunu bilinçlendikçe daha iyi anlayacaksınız. Bu hastalık,
yediklerinize dikkat ettiğiniz ve ilaçlarınızı düzenli kullandığınız
sürece sizde bir zarar oluşturmayacaktır. Önemli olan diyabeti kabul
etmek, kendinize zaman ayırmak ve ona göre yaşamınızı düzenlemektir.

|