|
TİROİD BEZİ VE GÖREVLERİ
PROF DR METİN ÖZATA
Tiroid bezi boynumuzun ön tarafında bulunan bir organımızdır. Tiroid
bezinin görevi tiroid hormonlarını üretmek, depolamak ve gerektiğinde
kana vermek ve böylece metabolizmamızı ayarlamaktır.
Tiroid bezi küçük bir bezdir; 15-20 gram kadar ağırlığı vardır ve
bir ceviz büyüklüğündedir. Boynun ön tarafında cildin altında bulunur
ve kelebek şeklindedir. Kelebeğin kanatları sağ ve sol lob olarak
adlandırılırken, bu iki lobu birleştiren ortadaki kısma istmus adı
verilir. Her lob 4 cm uzunluğunda ve 1-2 cm enindedir.
Tiroid bezi adem elması denen nefes borusu çıkıntısının (gırtlak)
tam arkasındadır ve yutkunmakla aşağı yukarı hareket eder. Doktorlar
muayene sırasında bu nedenle yutkunmanızı isterler.
Tiroid bezi gıda ve suyla alınan iyot minerali ile tiroid hormonları
yapan bir organdır. Su ve gıdalarla alınan iyot bağırsaklardan kana
geçtikten sonra boynumuzda bulunan tiroid bezine gelir ve tiroid
hormonlarının üretilmesinde kullanılır. Tiroid bezine giren iyot burada
tirozin isimli aminoasitle birleşerek T3 ve T4 adı verilen tiroid
hormonlarının oluşumunu sağlar. T4 hormonun yapısında dört tane iyot
molekülü olduğu için T4, T3 hormonun yapısında ise 3 tane iyot
molekülü olduğu için T3 adı verilmektedir. Tirozin aminoasiti
yediğimiz proteinli gıdalarla sağlanır. Görüldüğü gibi tiroid
hormonlarının yeteri kadar yapımı için protein ve iyodun gıda ve suyla
vücuda yetecek kadar alınması gerekmektedir. Bezde oluşan T3 ve T4
hormonları daha sonra kan dolaşıma salınarak vücudun bütün organlarına
ve hücrelerine girer ve etkilerini gösterir.
Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroid hormonlarından etkilenmektedir.
İnsanın, anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra büyümesi ve tüm
metabolizma faaliyetleri tiroid hormonları tarafından kontrol
edilmektedir. Tiroid hormonlarının vücudumuzda etkilemediği organ veya
hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düzeyi, vücut ağırlığı,
kasların güçlü olması, adet düzeni, cilt ve tırnaklar, kemikler, seks
organları, beyin ve psikolojik durum tiroid hormonlarından
etkilenmektedir.
Tiroid bezinden iki türlü tiroid hormonu salgılanır. Bunlardan
daha fazla salgılananı T4 (%80 oranında salgılanır), daha az
salgılananı (%20’si) ise T3 hormonudur. Hücrelere giren ve etkili
olan hormon T3 hormonudur; T4 hormonu hücreye girmez. Bu nedenle T4
hormonu vücudumuzda özellikle karaciğerde ve diğer organlarımızda
deiyodinaz enzimleri ile T3 hormonuna dönüşmektedir. Bu dönüşümün
bozulması durumunda T3 yeterince oluşamaz ve tiroid hormonları etkisini
gösteremez.
Kandaki T4 ve T3 hormonları bazı proteinlere bağlanarak dolaşırlar. Bu
proteinlere bağlanan tiroid hormonlarına total T4 ve total T3 adı
verilir. Kanda bulunan tiroid hormonlarının çok azı kanda hiçbir
proteine bağlanmadan serbest olarak bulunur ki, bunlara serbest T3 ve
serbest T4 hormonları denir. Serbest T3 ve serbest T4 hormonları total
T3 ve total T4 hormonlarıyla bir denge halinde bulunduğundan tiroid
bezinin çalışma durumunu (az, çok veya normal çalışmasını) en iyi
yansıtan testler serbest tiroid hormonlarıdır. Kan dolaşımından
hücrelere total hormonlar değil serbest hormonlar girmektedir. Bu
nedenle total T4 ve T3 tetkikleri yerine serbest T4 ve serbest T3
hormonlarını ölçtürmek daha iyidir.
Tiroid bezinin çalışması beynimizin tabanında bulunan hipofiz
bezi tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezi, TSH adı verilen bir
hormon salgılar ve bu hormon kan yoluyla tiroid bezine gelerek ondan
tiroid hormonu yapmasını ister TSH hormonu tiroid bezinin iyot
tutmasını sağladığı gibi tiroid hormonlarının yapılmasını da sağlar.
Tiroid bezi az hormon salgıladığında hipofiz bezi TSH salgısını
artırarak tiroid bezinin daha çok hormon üretmesini sağlar. Bu nedenle
tiroid bezinin az hormon salgıladığı tiroid yetmezliğinde (hipotiroidi)
kanımızda TSH hormonu normalden yüksek, fakat T3 ve T4 hormonları
düşük olarak bulunur.
Tiroid bezi bazı hastalıklar nedeniyle çok hormon salgılarsa,
yani kanımızda T3 ve T4 hormonları çok artarsa bu defa hipofiz
bezinden salgılanan TSH hormonu azalır. Kanımızda T3 ve T4 hormonları
ne kadar yükselirse TSH hormonu da o kadar azalır. Hipertiroidi
denilen tiroid bezinin aşırı çalışması durumunda kanımızda T3 ve T4
hormonları yüksek iken TSH hormonu normalin altına iner ve düşüktür.
Görüldüğü üzere hipofiz bezi kandaki T3 ve T4 hormon düzeyine göre TSH hormon salınışını azaltıp artırmaktadır.
Hipofiz bezi ise, beynimizde, hipofiz bezinin üzerinde bulunan
hipotalamus organı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus organı
salgıladığı TRH isimli hormon ile hipofiz bezinden TSH salınışını
sağlar.
Görüldüğü gibi hipotalamus, hipofiz ve tiroid bezi birbirine
bağımlı olarak çalışan ve birbirlerini kontrol eden 3 bezdir. Tiroid
bezini hipofiz bezi kontrol ederken, hipofiz bezini de hipotalamus
organı kontrol etmektedir. Hipotalamusdan salgılanan TRH hormonu
hipofiz bezini etkileyerek buradan TSH hormonu salgılatır. Hipofizden
salgılanan TSH hormonu ise tiroid bezinden tiroid hormonlarının
yapılmasını ve kana salgılanmasını sağlar.
Aç kalmak veya diyet yapmak tiroid hormonlarını azaltır:
Düşük kalorili diyet yapmak hem TSH salgısını azaltır hem de
T4’den T3 oluşumunu azaltır. Düşük kalorili beslenmenin yaptığı bu
değişiklik üç hafta sonra kendiliğinden düzelir. 800 kalorilik bir
diyet 4 gün devam ederse T3 ve T4 hormonunda düşme olduğu
saptanmıştır. Ancak günlük karbonhidrat miktarı 200 gram olursa tiroid
hormonlarında bu şekilde bir düşme olmadığı da saptanmıştır. Gıdalarla
alınan karbonhidrat miktarı 200 gramın altında olursa T3 hormonunda
düşme olmaktadır. Günlük alınan toplam kalori 600 kalorinin altına
inerse karbonhidrat alımı ne olursa olsun T3 hormonunda yine düşme
olmaktadır.
Özetle, hem toplam kalorideki azalma hem de karbonhidrat azalması T3
hormonunda düşme yapmaktadır. Açlıkta ise kortizol hormonunda artma, T3
hormonunda ise azalma olmaktadır. Otuz saatlik bir açlık sonrası
sağlıklı erkeklerde serum TSH hormonunda ve T3 hormonunda azalma
olduğu saptanmıştır. Egzersiz veya spor yapılırken alınan kaloriden
fazlası yakılırsa T3 hormonunda azalma oluşmaktadır. Kadın atletlerde 4
gün süren düşük enerjili beslenme T3 hormonunda azalmaya, T4 hormonunda
ise hafif artışa neden olduğu gösterilmiştir. Bunun anlamı egzersiz ile
oluşan kalori azlığının T4’den T3’e dönüşümü azaltmasıdır ve gıdayı
artırınca bu değişiklik düzelir.
Uykusuzluk durumunda da benzer şekilde T4 hormonu artarken T3 azalır. Depresyondaki kişilerde de aynı değişiklik gözlenir.
Alkoliklerde ve karaciğer hastalarında ise T3 ve T4 düşerken TSH hormonu normaldir.
Tiroid hormonları metabolizmamızı hızlandırır:
Tiroid hormonlarının en önemli görevlerinden birisi bazal metabolizma
denilen istirahat halindeyken harcanan kalorileri ayarlaması ve enerji
üretimini sağlamasıdır. Bu sayede vücudumuzun ısısı ayarlanır ve
belirli bir düzeyde tutulur. Bu ısı oluşması olayı aldığımız oksijenin
yakılması sırasında oluşur. Görüldüğü gibi tiroid bezi vücudumuzu bir
soba gibi ısıtmaktadır. Tiroid bezi az çalışırsa vücut ısısı düşer ve
üşürüz. Bunun tersine çok çalışırsa metabolizma hızlanarak kendimizi
sıcak hissederiz ve sıcak yerlerden kaçarız.
Tiroid hormonlarının kan yağları üzerine etkisi :
Tiroid hormonlarının fazla salgılanması kan yağlarının yani
kolesterol ve trigliserit dediğimiz yağların yakılmasını artırarak
bunların kan düzeylerinde azalma yapar. Tiroid hormonlarının az
salgılandığı durumda (hipotiroidi) metabolizma yavaşladığından kan
yağları fazla yakılamaz ve kanda birikir. Sonuçta kandaki kolesterol ve
trigliserit isimli yağlar çok yükselir. Bu nedenle kan yağları yüksek
kişilerde mutlaka tiroid hormon tetkikleri yapılarak altta bir tiroid
bezi az çalışma durumu olup olmadığı araştırılmalıdır. Kan yağlarını
yükselten diğer bir hastalık ise şeker hastalığıdır.
Karbonhidrat metabolizmasına etkisi:
Tiroid hormonlarının ekmek, şeker ve nişasta gibi karbonhidratların
yakılmaları ve böylece enerji üretilmesinde önemli görevleri vardır.
Kandaki şekerin insülin hormonu sayesinde hücrelere girmesini tiroid
hormonları artırır. Kanda şeker azaldığında ise tiroid hormonları
karaciğerden kana şeker salınmasını artırarak kan şekerinin daha fazla
düşmesini önler.
Tiroid hormonlarının büyüme ve boy üzerine etkisi:
Çocukların büyümesi için tiroid hormonlarının yeteri kadar kanda olması
gerekir. Tiroid hormonu az salgılanan çocuklarda büyümede gerilik, boy
kısalığı veya cücelik oluşur.
Beyin gelişimi ve anne karnındaki bebeğin büyümesi tiroid hormonlarına bağlıdır:
Anne karnındaki bebeğin beyin gelişimi anneden göbek kordonuyla gelen
tiroid hormonlarına bağlıdır. Eğer annede tiroid yetmezliği varsa az
hormon gelir ve bebeğin beyin gelişimi iyi olmaz ve zeka geriliği
ortaya çıkar. Bu nedenle gebeliğin ilk aylarında tiroid hormon tetkiki
yapılarak tiroid hormon azlığı olup olmadığı araştırılmalıdır. Beyin
dışındaki diğer organların gelişimi için de tiroid hormonlarının yeteri
kadar vücutta bulunması gerekir.
Tiroid hormonları iştah ve vücut ağırlığını kontrol eder:
Tiroid hormonlarının az salgılanması veya fazla salgılanması iştah ve vücut ağırlığında değişiklikler yapmaktadır.
Tiroid hormonlarının az olması gıda alma olayını
azaltırken fazla olması iştahı artırarak aşırı yemek yenmesine neden
olur. Kiloda görülen değişiklikler ise tiroid hormonlarının bazal
metabolizma hızını etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Hipotiroidi
denilen tiroid bezinin az çalışması durumunda önceki kiloya göre %15-30
oranında kiloda artma, hipertiroidi denilen tiroid hormonlarının fazla
salgılanması durumunda ise önceki kiloya göre % 15 oranında kilo
kaybı söz konusudur. İlaçlarla tedavi yaptığımız hipertiroidili
hastalarda yaklaşık 1-2 ay sonra hastaların kilo almaya başladığını
görürüz. Hipertiroidi durumunda bazal metabolizma hızı fazladır ve
aşırı oksijen tüketimi vardır. Bazal metabolizma hızındaki bu
değişiklikler karbonhidrat ve yağ metabolizmasını da etkileyerek kan
yağları düzeylerinde değişiklikler yapmaktadır. Tiroid hormonları
vücudumuzda yağ yapım hızını ve yağ yakılmasını etkilemektedir.
Karaciğer ve yağ dokusunda bulunan ve yağ yapımını sağlayan enzimler
tiroid hormonlarından etkilenmektedirler.
ÇOCUKLARDA TSH VE YÜKSEKLİĞİ
ÇOCUKLUKLARDA TSH VE YÜKSEKLİĞİ
TSH yüksekliği tiroid bezi
yetmezliğinin en önemli göstergelerinden birisidir. TSH yüksekliği
erişkin yaşlarda veya çocuklarda hipotiroidi denen tiroid yetmezliğinin
işaretidir. Eğer erişkin bir kişide veya çocukta TSH yüksek ve T4 düşük
ise aşikar hipotiroidi yani tiroid yetmezliği vardır. Sadece TSH
yüksekliği ise yine vücutta yaptığı ufak hasarlar nedeniyle önem taşır.
Çocuklarda sadece TSH yüksekliği ise erişkinlere göre biraz farklılık
gösterebilir. TSH’nın normalin üst sınırında bile olması çocuk için
önemlidir.
TEDAVİDE TSH HEDEFİ NE OLMALI?
Bebek doğduktan sonraki ilk aylarda ( 2 haftalık ve
20 haftalık arası yani 2 haftalık ile 5 aylık arası) TSH düzeyi 1.7 ile
9.1 arasında değişebilir. Tedaviye karar verilecekse bu çocuklar 3
yaşına kadar sık aralıklarla takip edilebilir. TSH değeri normal iken
T4 değeri düşük olanlarda santral hipotiroidi olabilir. Bu yönden
araştırma yapılır. TSH yüksek ve T4 düşük ise bu çocuklarda hipotiroidi
vardır ve tedavi hemen başlanır. Tedavide hedef bebeğin ilk 3 yaşı
içinde TSH değerinin 0.5 ile 2.0 arasında olmasını sağlamaktır. Bu
tedavi sırasında TSH değeri ilk 6 Aya kadar dört defa 5.0’den fazla
olursa okula gitmede gecikme olabilir. Yeterli dozda tedavi olan
çocuklarda büyüme hızı ve erişkin boyları normal olur. Bu evrede
tedavide hedef TS H değeri 0.5 -2.0 arasında olmalıdır. (1)
DOĞUMDA YAPILAN TARAMADA TSH KAÇ OLMALI?
Bilim adamlarının üzerinde henüz
tam anlaşamadıkları konulardan birisi doğum sonrası yapılan taramalarda
(yeni doğan bebekte) hangi TSH değerinin anormal olarak kabul edilmesi
gerektiğidir. Eski uygulamaya göre yeni doğan çocuk topuğundan alınan
kanda ölçülen TSH değeri 20 ve fazla ise hipotiroidi yönünden takip
gerektiği belirtilmekteydi. Ancak yeni yapılan bilimsel çalışmalar yeni
doğan bebekte tiroid yetmezliği tanısı için TSH değerinin 10 veya
altının kullanılması gerektiğini ortaya koydu. İtalya Milan
Üniversitesinde yapılan bir çalışmada TSH değeri 20 olarak ele alınırsa
tiroid yetmezliği olan çocukların % 45’nin tanısının (teşhisinin)
atlandığını ortaya koydu. Bu nedenle yeni doğan bebeklerde tiroid
yetmezliği olup olmadığını anlamak için yapılan taramada 10 Ünite/L
değerinin TSH için kriter olarak ele alınması gerektiği ortaya çıktı.
Demekki yeni doğan bebekte TSH en fazla 10 olmalıdır. (2) Ancak
İngiltere’de Profesör Cheetham ve ekibi yeni doğan bebekte TSH nın en
fazla 6 U/L olması gerektiğini bu değerin üzerinde doğan bebeklerin
tiroid hastalığı yönünden iyi takip edilmesi gerektiğini ortaya
koymuştur. (3). Bu bilgiler bebeklik ve ileri çocukluk yaşlarında hala
TSH değerinin kaç olması gerektiği konusunda bilim adamları arasında
kesin bir anlaşmanın olmadığını ortaya koymaktadır.
ÇOCUKTA TSH YÜKSEKLİĞİ VE AİLE
Yapılan çalışmalar çocuklarda TSH
yüksekliğinin ortaya çıkmasında ailede tiroid hastalığı olmasının,
tiroid ultrasonundaki değişiklikler olmasının (bezde anormallik) ve
genetik bozuklukların önemli olduğunu ortaya koydu. O nedenle ailesinde
Tiroid hastalığı olan çocuklarda subklinik hipotiroidi denen TSH
yüksekliği daha fazladır. (4).
TSH YÜKSEK OLAN ÇOCUKLARDA HASTALIĞIN İLERLEMESİ NASIL?
TSH ölçümü hafif yüksek ve tiroid
ultrasonunda tiroidit olan çocuklarda yapılan 5 yıllık takipte yani 5
yıl sonra sadece % 20’sinin normal olduğu % 80’nin ise tiroid
yetmezliğine girdiği saptandı. Bu çocuklarda T4 tedavisi guatr
boyutunda azalmaya neden oldu. (5)
KİLO ALAN, KİLO ALMAYA EĞİLİMLİ ÇOCUKLARDA TSH YÜKSEKLİĞİ VAR
5 ile 18 yaş arası çocuklarda yapılan TSH ölçümünde
TSH değeri 4 Ü/Lve fazla olan çocuk oranı % 20 bulundu. Bu durum
Obeziteye veya kilo almaya önemli oranda TSH yüksekliğinin neden
olduğunu ortaya koymuştur. (6).
AİLENİN TARANMASI ÖNEMLİ
Marmara Üniversitesi Tıp
Fakültesi’nde yapılan bir çalışmada tiroid hastalarının ailelerinde TSH
yüksekliği ve diğer tiroid hastalıklarının yaygın olduğunu, % 3.2
oranında TSH yüksekliği, % 12 oranında ailesel özellik ve % 7 sinde
sessiz tiroid hastalığı saptanmıştır. Bu da TSH yüksekliğinde ailesel
geçişin önemini ortaya koymaktadır. (7)
DOĞUMDA TSH YÜKSEK SONRA NORMAL ÇIKARSA NE OLUR?
Yapılan bazı çalışmalarda
yenidoğan bebekte bir defa TSH yüksek ancak sonraki kontrol ölçümünde
normal çıkan çocuklar (yanlış pozitif olarak adlandırılır) 8 yıl
izlenmiş ve bunların % 30 dan fazlasında TSH yüksekliğinin ileri
çocukluk yaşlarında da devam ettiği ortaya çıkmıştır. İkinci ölçümde
(doğumdan bir ay sonra) TSH değeri 5’in altında olanların % 23’ünde
ileri çocukluk yaşlarında TSH yükselmiştir. TSH değeri normal
sınırlarda gibi gözüken çocukların dahi ileri çocukluk yaşlarında TSH
değerlerinin sağlıklı çocuklara göre daha yüksek olduğu ortaya
çıkmıştır. Bu durum TSH yüksekliğinin sık aralarla takip edilmesi
gerektiğini ortaya koyan bir sonuçtur. (8).
TSH’NIN NORMALİN ÜST SINIRINDA OLMASI PERFORMANSI BOZUYOR
Çocukluk çağındaki TSH yüksekliği
normal sınırın üst hududunda olsa bile çocuklarda beyin
fonksiyonlarında yavaşlama yaptığı ve dikkat eksikliği oluştuğu yapılan
bir çalışmayla ortaya kondu. O nedenle araştırıcılar TSH yüksekliği
veya TSH değerinin üst sınırda olmasının bile dikkate alınması
gerektiğini belirtmişlerdir. (9). Yine TSH yüksekliği kan yağlarında
yükselme, kalp fonksiyonları, büyüme ve beyin fonksiyonlarında hafif
bozukluklara neden olabilir. (9).
SADECE TSH YÜKSEKLİĞİNİN TEDAVİSİ
Gazi Üniversitesi’nde yapılan bir
çalışmada yeni doğan bebeklerden (infant) TSH değeri 5 ve üzerinde olan
36’sını 4 yıl süreyle levothyroxine ilacı ile tedavi edilmiş ve bütün
çocuklar normal gelişim göstermiştir. Araştırıcılar sadece TSH sı
yüksek olan bebeklerin belirli aralıklarla kontrol edilmesini ve her
vakaya göre ilaç tedavisinin ayarlanmasını önermişlerdir. (10).
SONUÇ
Bebek veya çocuğunuzdaki TSH
değeri önem taşır. TSH değerinin normalin üst sınırında olması veya
yüksek olması eğer ailede tiroid hastalığı var ve/veya tiroid ultrason
bozukluğu varsa büyük önem taşır. Çünkü ailede tiroid hastalığı
olanlarda tiroid hormonlarında bozulma daha fazla görülür. Bu
çocukların büyümesinde, performasında , kan yağlarında ve beyin
fonksiyon çalışmalarında az da olsa bozukluklar olabildiği gibi kolay
kilo alırlar. Sadece TSH yüksekliği varsa yukarıdaki çalışmalarda
anlatıldığı gibi kısa veya uzun süre levothyroxine tedavisi
denenebilir. Buna Endokrinoloji doktoru karar verir. Bu çocukların
önemli bir kısmında yapılan takip sonucu ilaç tedavisi kesilebilir.
Yani hastalık normale gelir veya düzelebilir. Ancak bir kısmında
ilerleme olabilir. Özellikle ailede tiroid hastalığı varsa ilerleme
riski fazladır. Bu nedenle çocuğun belirli aralıklarla TSH yönünden
takibi gerekir. Tedavi ve kontrol için de mutlaka bir ENDOKRİNOLOJİ
UZMANINA başvurunuz.
NODÜLLÜ GUATR
NODÜLLÜ GUATR
Tiroid bezinin içinde normal tiroid dokusundan
farklı bir yapıdaki yumru şeklinde veya leblebi , nohut, bazen de
nadiren ceviz veya portakal büyüklüğünde olabilen anormal doku
büyümelerine nodül adı verilir. Nodüllerle birlikte çoğu zaman tiroid
bezi de büyüdüğünden bu hastalığa nodüllü guatr veya nodüler guatr adı da verilir.
Bir nodülün hasta ve doktor açısından önemi nodülde
kanser olup olmadığının öğrenilmesidir. İkinci önemli nokta ise nodülün
aşırı hormon salgılama özelliği olup olmadığının ortaya konmasıdır.
Toplumda Her iki Kişiden Birisinde Nodül vardır
Tiroid nodülleri toplumda çok sık görülen bir
hastalıktır. Nodüllerin bir kısmı elle fark edilir ve bunların oranı
toplumda % 7 civarındadır. İyot yetmezliği olan bölgelerde ise el ile
fark edilebilen nodül sıklığı o toplumun % 25’ni bulur. El ile fark
edilemeyen küçük nodül sıklığı ise daha fazladır ve ultrason ile tiroid
bezleri incelendiğinde veya tarama yapıldığında toplumdaki % 50-60
kişide nodül saptanır. Bunun anlamı neredeyse her iki kişiden birisinde
nodül olmasıdır. Ancak kişilerin çoğu bundan habersizdir. İyot
yetmezliği olan bölgelerde nodüler guatr 2-3 kat daha fazla görülür.
Nodül Sıklığı yaşla Birlikte Artış Gösterir
Nodül sıklığı yaşla birlikte artar ve kadınlarda erkeklere göre 4 kat daha fazla bulunur.
Gebelikte tiroid nodülü çapında artma ve yeni nodül oluşumu sıklığında artış vardır.
Sıcak veya Soğuk Nodül Ne Demektir?
Bir nodülün sıcak veya soğuk olması sintigrafi
tetkiki ile ortaya konan bir durumdur. Tiroid sintigrafisi teknesyum 99
isimli bir radyoizotop madde ile çekilir. Damardan verilen bu ilaç
tiroid bezine gider. Eğer nodül bu maddeyi tutmaz ise sintigrafi
filminde nodül bir boşluk olarak görülür. İlacı içine almayan bu
nodüllere ‘’soğuk nodül’’ adı verilir. Verilen ilacı tutan nodüller ise sintigrafide siyah bir şekilde ortaya çıkar. Teknesyumu tutan bu nodüllere ise ‘’sıcak nodül’’ adı verilir. Eğer nodül diğer tiroid dokusuna benzer şekilde ilaç tutarsa bu nodüle ‘’ılık nodül’’ adı verilir.
Soğuk nodüllerde kanser oranı sıcak nodüllere göre
daha fazladır. Buna rağmen sıcak nodüllerde de kanser olabilir. Bu
nedenle bütün nodüllere sıcak veya soğuk olsun mutlaka biyopsi
yapılmalıdır. Biyopsi iki defa yapıldığı halde iyi huylu çıkanlarda
anormal gelişim olmadıkça tekrar biyopsi yapmanın anlamı yoktur.
Kistik Nodül veya Solit Nodül Ne Demektir?
Nodüllerin bir kısmının içinde sıvı birikir ve
bunlara kistik nodül adı verilir. İçinde sıvı olmayan sert nodüllere
ise solit veya sert nodül adı verilir. Bir nodülün kistik veya solit
olup olmadığı tiroid ultrasonu ile anlaşılır.
Tek Nodül veya Çok Nodül Ne Demektir?
Tiroid bezinde bazen tek nodül, bazen birden fazla
nodül olabilir. Tiroid bezinde tek nodül de olsa çok nodül de olsa
tiroid kanser oranı % 5’dir.
Her Nodül Ameliyat Gerektirmez
Nodüler guatrı olan her hastanın ameliyat edilmesi
şart değildir. Ameliyat sonrası birkaç yıl içinde %20-30 hastada tekrar
nodül gelişmektedir. Bu nedenle ameliyat edilmesi gereken nodüller
kanser şüphesi olan nodüllerdir. Bir nodülde kanser olup olmadığı ancak
nodüle iğne batırılarak yapılan biyopsi ile anlaşılır. Biyopside kanser
yoksa özellikle küçük nodüller için (çapı 2,5 cm den küçük) ameliyat
gereksizdir. Ameliyat, ancak biyopside kanser çıkarsa veya kanser
yönünden şüphe varsa veya nodül çok büyükse o zaman düşünülür. İğne
biyopsisinin devreye girmesiyle artık lüzumsuz yere ameliyat olma
dönemi kapanmıştır.
Bu nedenle bütün nodüllerde (sıcak veya soğuk
olması fark etmez) biyopsi yapılması gerekir. Nodül küçükse biyopsi
ultrason altında yapılır. İyi huylu çıkan bir nodülde böylece lüzumsuz
yere yapılacak ameliyattan kurtulunmuş olur. Nodül iyi huylu çıktığı
halde gittikçe büyüyorsa veya etrafındaki dokulara baskı belirtileri
varsa bu nodüllerde ameliyat gerekebilir.
Nodül saptanan hastaların ilk önce Endokrinoloji
uzmanına başvurmaları ve bu uzmanların önerisi doğrultusunda
tedavilerini yaptırmaları gerekir.
Nodüllerde Kanser Sıklığı Ne Kadardır?
Nodüllerin yaklaşık yarısı tiroid bezinde tek nodül
olarak bulunurken, geri kalan yarısı ise birden fazla nodül halinde
vardır. Yani bazı hastaların bezinde tek nodül varken bazen birden
fazla nodül bulunur. El ile yapılan muayenede tek nodül olan hastalarda
tiroid ultrasonu yapıldığında daha küçük ilave nodüller de
saptanabilir. Tiroid bezinde tek nodül de olsa çok nodül de olsa tüm
nodüllerde % 5 oranında kanser olma riski vardır. Sıcak nodüller de
kanser sıklığı az ( % 0.23) olmasına rağmen yine de kanser riski
vardır. Soğuk nodüllerde kanser riski daha fazladır ( % 5 kadar).
Bütün Nodüllere İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) Yapılması Gerekir
Tiroid iğne biyopsisi tiroid nodüllerinin tanı ve
tedavisinde kullanılan en etkili ve en hassas tetkiktir. Bir nodülde
kanser olup olmadığını anlamak için mutlaka iğne biyopsisi yapılması
gerekir. Diğer tetkiklerle kanser olup olmadığı anlaşılamaz.
Tiroid nodülünün değerlendirilmesine ilk olarak
biyopsi ile başlanmalıdır. Bu durum tek olsun çok olsun tüm nodüller
için geçerlidir. Bir bezde birden fazla nodül varsa tüm nodüllerden
ayrı ayrı biyopsi yapmak gerekir. Kuralımız erişilebilen tüm nodüllere
biyopsi yapılmasıdır. Biyopsi yapılmayan bir nodülde kanser olmadığını
hiçbir tetkik veya kişi garanti edemez. O nedenle palpasyonla (el ile)
erişilemeyen nodüllere de ultrason altında mutlaka biyopsi
yapılmalıdır.
İnce iğne aspirasyon biyopsisi sayesinde ameliyata
verilen hasta sayısında % 50 oranında azalma olmuştur. Biyopsinin
tecrübeli bir hekim tarafından yapılması ve yine deneyimli bir patolog
tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Biyopsi ile alınan hücrelerin patolojik incelemesi
sonucunda genellikle hastaların % 4’ ünde kanser, % 10’unda kanser
yönünden şüpheli , % 17’sinde yetersiz örnek (Biyopside parça
gelmemesi) ve % 70’i iyi huylu nodül olarak rapor edilir.
Görüldüğü gibi nodüllerde kanser oranı azdır.
Bununla birlikte iğne biyopsisinde bazen parça gelmez. Bu durumda
biyopsiyi 2 veya 3 kez daha tekrar etmek gerekir. Tekrarlanan
biyopsiler ile sonuç alma olanağı artar. Parça alınamayan nodüllerin
bir kısmı kistik nodüllerdir. Bunlarda sıvı olduğu için hücre az gelir.
Parça alınamayan nodüllerin bir kısmı ise küçük nodüllerdir.
Biyopsi ile papiller, medüller ve anaplastik kanser
türleri patolog tarafından kolayca tanınır. Ancak folliküler kanser
türü biyopsi ile teşhis edilemez. Patolog bu nedenle folliküler tümör
olarak rapor yazar. Kanser, kanser şüphesi veya folliküler nodül diye
patoloji raporu çıkanlarda ameliyat yapılır. İyi huylu çıkanlarda nodül
çok büyük değilse ameliyat genellikle yapılmaz.
Bir nodül yapılan ilk biyopside iyi huylu çıktığı
halde gittikçe büyürse ve özellikle Levotiroksin ilacı alırken büyürse
mutlaka tekrar biyopsi yapılır. Boyunda lenf bezleri şişmiş kişilerde
de tekrar biyopsi yapılır.
Tiroid İğne Biyopsisi Nasıl Yapılır ve Hasta Nasıl hazırlanır?
Hastaların biyopsi öncesi aspirin, Plavix
veya romatizma ilaçları kullanmamaları veya biyopsiden birkaç gün önce
kesmeleri gerekir. Bu ilaçlar kanamayı artırır. Ayrıca hemofili
hastalığı gibi kan hastalığı olanlar veya Coumadin gibi kanı sulandıran
ilaç kullananlar veya herhangi bir bitkisel ilaç alanlar bu ilaçlarını
doktora söylemelidir. Biyopsi yapılırken aç veya tok olmanın bir önemi
yoktur. Biyopsi yapılmadan önce randevu alınır ve randevu saatinde
biyopsi yapılacak yere gidilir.
Tiroid iğne biyopsisi ultrason ile veya ultrasonsuz
olmak üzere iki türlü yapılabilir. Büyük nodüllerde ultrasona gerek
yoktur. Küçük nodüllerde ultrason yardımıyla nodülün yeri daha iyi
saptanır. Tiroid biyopsisi genellikle hepinizin bildiği, kolunuzdan kan
alınırken kullanılan, normal plastik enjektörlerle yapılır. Ayrı bir
alet kullanılmadığı gibi ameliyat da yapılmaz.
Günlük pratikte bunun bir ameliyat olduğu korkusuyla
biyopsiye gelmeyen hastalar olduğu gibi aşırı stres yapan, çok
heyecanlanan hastalar olmaktadır. Biyopsi yapıldıktan sonra ise bu
hastalar ‘Çok kolaymış, boşuna korkmuşum ‘’ diyerek evine
gitmektedirler.
Biyopsi yapılacak hasta önce muayene masasına
yatırılır ve başını biraz arkaya vermesi istenir. Böylece bez ve nodül
daha iyi fark edilir. Hastaya biyopsi sırasında yutkunmaması söylenir.
Biyopsi yapılacak nodülün yeri önce el ile iyice saptanır ve biyopsi
yapılacak cilt bölgesi alkollü pamuk ile temizlenir. Daha sonra
enjektör iğnesi batırılarak nodüle girilir ve enjektörün pistonu geri
çekilerek dokunun veya nodül hücrelerinin gelmesi sağlanır. Daha sonra
iğne çıkarılır. İğne çekilir çekilmez biyopsi yapılan yere kanamayı
durdurmak için bir pamukla 10-15 dakika basılır. Böylece kanama ve
şişme önlenir. Biyopsi yapılan alana daha sonra ufak bant
yapıştırılabilir. Eğer bu alanda daha sonra rahatsızlık hissi olursa
buz uygulaması yapılabilirse de buna % 99 hastada pek gerek olmaz.
Şırınga içindeki biyopsi parçaları daha sonra lam denilen ufak cam
parçalarına püskürtülür ve sonra yayılır. Bu camlar incelenmek üzere
patoloji laboratuvarına gönderilir. Biyopsi sırasında uyuşturma yapmaya
gerek yoktur. Zaten ağrı da pek olmaz ve buna da gerek yoktur.
Biyopsi sonrası yavaşça yataktan kalkarak oturmanız
istenir. Beş dakika kadar oturduktan sonra kalkarsınız ve işinize veya
evinize gidebilirsiniz. Biyopsi yapılırken iğne batırıldığı için çok
hafif bir ağrı olabilir. Bu ağrı kolunuzdan kan alınırken oluşan
ağrının aynısıdır. Bu nedenle korkmanıza hiç gerek yoktur. Biyopsi
yaptırmazsanız ve nodülde kanser varsa tedavide gecikme olacağı için
kanserin yayılmasına neden olacağınızı unutmayınız. Biyopsi ameliyat
olacak nodülü olan hastalarda da ameliyat öncesi mutlaka yapılmalıdır.
Ameliyat öncesi nodülün kanser olduğu anlaşılırsa ameliyat ona göre
yapılır.
Nodüler Guatrlı hastada Hangi Tetkikler yapılır?
Nodülü olan bir kişide T3, T4 ve TSH hormonları,
anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları, Kalsitonin hormonu ile
tiroid ultrasonu ve tiroid sintigrafisi tetkikleri yapılabilir.
Medüller tiroid kanseri denen bir kanser türünü erkenden yakalamak için
kanda kalsitonin hormon düzeyine de bakılabilir.
Tiroid Ultrasonu
Tiroid ultrasonu, ultrason aletinin prob denen ufak
bir parçasını boynunuza koyarak ses dalgası gönderilmesi ve bu ses
dalgalarının görüntüsünün bilgisayar ekranında görülmesi ile yapılan
bir tetkiktir. Ses dalgası olduğundan gebelerde de güvenle yapılabilir.
Tiroid ultrasonu nodülün kanser veya iyi huylu olup olmadığını kesin
olarak ayırt edemez. Ultrason ancak bir nodülün kistik olup olmadığını
veya sert olup olmadığını anlamaya yarar. Ultrason ile ele gelmeyen
küçük nodülleri saptama imkanı da vardır.
Bir nodülde tiroid ultrasonunda kanser şüphesi uyandıracak özellikler şunlardır:
1.Nodül kenarının düzensiz olması
2.Doppler ultrason ile nodülde kan akımının fazla olması
3.Nodülde küçük kalsiyum çöküntülerinin olması
İlk 3 özelliğin kanser için çok önemli olduğu yapılan çalışmalarda ispatlanmıştır.
Tiroid ultrasonu için belirtilecek diğer bir nokta
ultrason yapan hekimin nodülü tanımadaki tecrübesidir. Tiroid
ultrasonunu bu konuda deneyimli hekimler yapmalıdır. Günlük pratikte
bazen karşımıza ilginç ultrason raporları gelebilmektedir. Ultrasondaki
nodül ile alâkası olmayan ufak değişikliklerin nodül olarak rapor
edilmesi hem hastayı hem Endokrinoloji uzmanını sıkıntıya sokabilmekte
ve başka bir laboratuvarda tekrar ultrason yapılabilmektedir. Bu
nedenle tiroid ultrasonu yaptıracağınız laboratuvar hakkında
doktorunuzun görüşünü almanızda fayda vardır.
Tiroid Nodülü Ne Gibi Şikayetler Yapar?
Nodüllerin çoğu hiçbir belirti vermez ve şikayet
yapmaz. Nodüller sıklıkla hasta veya doktor tarafından rasgele fark
edilir ve nadiren yemede zorluk, nefes darlığı, ses kalınlaşması veya
çatallaşma veya boyunda ağrı yapar. Ancak çoğunun hiçbir belirtisi
yoktur. Nadiren nodül içine kanama olursa ağrı ve hassasiyete neden
olur. Bu tür kanamalar nodülün kendiliğinden yok olmasına neden
olabildiği gibi sıklıkla kist oluşumuna da neden olur. Bazen akciğer ve
beyin tomografileri sırasında veya boyundaki damarların ultrason ile
incelemesi sırasında da tesadüfen nodül olduğu fark edilir.
Nodül çapı 4-5cm ulaştığı halde hiçbir şikayeti olmayan çok hasta vardır.
İyi Huylu Tiroid Nodülü Nasıl Bir Gidişat Gösterir?
1- Çok yavaş büyüme eğilimi vardır
2- Üç yıl içinde iyi huylu nodüllerin yarısında % 30
hacim artışı olabilir. Nodüller tiroid bezinin diğer kısımlarından daha
fazla büyür ve bu büyümenin yaş, cinsiyet, nodül çapı ve nodülün sıcak
veya soğuk olması ile ilişkisi yoktur.
3- Bir yıl içinde nodüllerin % 20’sinden azı büyür.
4- Nodüllerin % 20 sinde ise kendiliğinden küçülme olur.
Nodüller iyi huylu olsa da kötü huylu olsa da
büyüyebildiğinden önemli olan Levotiroksin ilacı alırken oluşan nodül
büyümeleridir. Nodüller genellikle başlangıç olarak iyi huylu veya
kanser olarak ortaya çıkarlar. İyi huylu nodülün kansere dönüşümü çok
nadirdir. Bu nedenle bazen hastaların sorduğu gibi ‘’ya iğne nodülün
kanser olmayan tarafına girmişse?’’ gibi bir soruya veya endişeye gerek
yoktur.
İyi Huylu Nodül daha Sonra Kansere Dönüşür mü?
Yapılan biyopside iyi huylu çıkan bir nodülde
kansere dönüşüm pek olmaz. Nodüller başlangıçta iyi huylu veya kanser
olarak oluşurlar. Ancak ilaç tedavisine rağmen nodül hızla büyürse ve
lenf bezlerinde şişlik olursa kanserden şüphelenilir ve tekrar biyopsi
yapılır.
Kistik Nodül Ne Demektir?
Soğuk nodüllerin % 10-20’si kistik nodüllerdir.
Kistik nodül demek içinde sıvı bulunan nodül demektir. Bu sıvı
çikolata, saman sarısı veya kanlı renkte olabilir. Bu rengin kistte
kanser olması açısından bir önemi yoktur. Kistik nodüllerin içindeki
sıvı iğne ile boşaltılabilir . İğneyle boşaltma sonrası % 50’ye yakın
hastada kistik nodülün çapında azalma olur ve tekrar sıvı birikmez.
Ancak % 20-30 hastada tekrar sıvı birikir. Tiroid hormon ilaçları
tedavisi kistlerin tedavisinde pek başarılı olmaz. Sadece içi sıvı ile
dolu kistlerde pek kanser görülmez. Yarısı kistik yarısı sert
nodüllerde ise kanser riski artar. Tekrar oluşan kistik nodüller
genellikle çapı 4 cm’den büyük nodüllerdir ve bunların ameliyatla
alınması gerekir.
Nodül varsa önce bir ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.
KAYNAKLAR
BÖLGESEL GUATR
BÖLGESEL GUATR
Bir toplumda 6-12 yaş arası çocukların % 5’den fazlasında basit guatr varsa buna Bölgesel veya endemik (yaygın) guatr denir. Bölgesel yani Endemik guatr iyot yetmezliği olan bölgelerde sık görülür. Bu oran % 5 den az olursa sporadik (seyrek görülen) guatr ismi verilir. Sporadik guatr ise iyot yeterli bölgelerde görülür.
Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla
görülür. Gençlik çağında da kızlarda erkeklere göre daha fazla görülür.
Türkiye’de guatr sıklığı bölgelere göre değişmek üzere % 5-56 arasında
değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.
İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır.
Özellikle dağlık bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha
fazla görülür. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu
arasında bir ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir
problemdir. Yaptığımız bir çalışmada guatrlı kişilerde selenyum
düzeyinin düşük olduğunu saptadık.
Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlalığı da
guatra neden olabilmektedir. Pillerle bulaşmış sularda kadmiyum
yüksektir ve guatr ortaya çıkar.
Demir eksikliği olan kişilerde de guatr sıklığında artış vardır.
Ergenlik çağındaki çocuklarda bazen guatr oluşur ve buna adölesan veya ergenlik guatrı
denir. Ergenlik döneminde artan hormon ihtiyacını karşılamak için
tiroid bezi biraz büyür ve guatr oluşur. Daha sonra bu guatr çoğu
çocukta veya gençte kaybolur.
Yalancı guatr ise tiroid bezinin doğuştan
normal yerleşim yerinden biraz yukarıda olması ve özellikle ince
boyunlu kadınlarda guatr varmış izlenimi vermesidir. Yapılacak
ultrasonda tiroid hacminin artmadığı ve guatr olmadığı ortaya konur.
Gebelikte ve menopoz döneminde de tiroid büyüklüğü artar ve guatr oluşabilir.
İyot yetmezliği fazla olan kadınlarda gebe kalma ve
çocuk doğurma sıklığı azalır. İyot yetmezliği üremeyi
engelleyebilmektedir. Bu nedenle çocuğu olmayan kadınlarda iyot
yetmezliği olup olmadığı araştırılmalıdır.
Guatrın ailesel özellik gösterdiği bilinen bir
gerçektir. Bazı ailelerde guatr fazla görülür. Yapılan çalışmalar guatr
gelişiminde kalıtımsal geçişin iyot yetersizliği olan bölgelerde
yaşayan kadınlarda %39 oranında, iyodun yeterli alındığı bölgelerde
yaşayanlarda ise % 82 oranında olduğunu ortaya koymuştur.
Guatr nedenleri:
a)İyot yetmezliği
b)Selenyum yetmezliği
c)Genetik eğilim veya ailede guatr olması
d)Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları (Hashimoto veya tiroiditler)
e)Psikiyatrik hastaların kullandığı lityum ilacı
f)Soya yağı veya fasulyesi fazla yemek (iyot yetmezliği ile beraber)
g)Tiroid hormon oluşumundaki genetik bozukluklar
h)Sigara içmek
i)Demir yetmezliğine bağlı kansızlığı olanlar
j)Gebelik (iyot yetmezliği olan bölgelerde)
k)Beyinde bulunan hipofiz bezinden aşırı TSH hormonu salgılanması
İç Guatr, Dış Guatr Nedir?
İç guatr ve dış guatr tanımı halk arasında
kullanılan tanımlamalar olup tıbbi bir anlamı yoktur. Guatrın göğüs
boşluğu içine girmesi belki iç guatr olarak adlandırılabilir.
Bir Bölgede İyot yetmezliği Arttıkça Guatr Sıklığı Artar:
İdrarda atılan iyot miktarı o kişinin iyot durumunu
gösterir. İdrarda iyot miktarı ölçülerek iyot yetmezliğinin şiddeti
anlaşılabilir. İyot yetmezliği artıkça guatr sıklığı da artmaktadır.
iyot miktarına göre guatr oluşma riski şu şekilde saptanmıştır: İdrar
iyodu hafif derecede yetmezlik gösteriyorsa yani 50-99 mg/dl arasında
ise bunların %5-20’sinde, orta dereceli iyot yetmezliği varsa (idrar
iyodu 20-49 mg/dl arasında ise) bunların % 20-30’unda ve şiddetli iyot
yetmezliği varsa (idrar iyodu < 20mg/dl olması) bu kişilerin %
30’undan fazlasında guatr gelişir.
Guatrlı Kişide Ne Gibi Şikayetler Olur:
Guatrlı hastaların çoğunda herhangi bir şikayet
yoktur. Guatr çok büyük olursa nefes borusu ve yemek borusuna baskı
yaparak öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetler yapabilir. İyot
yetmezliği aşırı ise tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon
salgılanmasında azlık (hipotiroidi) ve ona bağlı şikayetler olabilir.
Hipotiroidi daha sonraki bölümlerde ayrı bir başlık halinde
anlatılmıştır. Erken devrede ve çocuklukta yumuşak ve düz bir guatr
vardır. Erişkinlerde ise her zaman guatr içinde nodüller ve kist
oluşur. Tiroid hormon tetkikleri genellikle normal sınırlar içindedir.
Başlangıçta guatr içinde nodül yokken yaşın artmasıyla nodüller ve kist
gelişebilir. Volüm arttıkça yani guatr büyüdükçe TSH hormonunda azalma
oluşur. Bu hastalarda anti-TPO antikoru kanda yüksekse o zaman guatrın
Hashimoto hastalığı nedeniyle geliştiğini düşünürüz. Hashimoto
hastalığı ile bilgileri daha detaylı olarak ilerdeki bölümlerde
bulabilirsiniz.
Guatrlı Bir Kişide Hangi Tetkikler Yapılır?
Guatrı olan bir kişide serbest T3, serbest T4, TSH,
anti-TPO antikor ve tiroid ultrasonu tetkikleri yapılır. İdrar iyoduna
bakılarak iyot yetmezliği olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca kanda
selenyum düzeyi ölçülerek eksiklik olup olmadığı anlaşılır. İyot
yetmezliği olan bölgedeki guatrlı kişilerde radyoaktif iyot uptake
testinde yükseklik, total ve serbest T4 hormonlarının normal sınırlarda
veya bazen düşük, olduğu görülürken, T3 hormon düzeyleri normal veya
yüksek olabilir. TSH hormon düzeyleri ise normal veya yüksek olabilir.
Anti-TPO ve anti-TG antikorları iyot yetmezliğine bağlı guatrda negatif
iken, Hashimoto tiroiditine bağlı guatr varsa antikorlar yüksek olarak
bulunur. Şiddetli iyot yetmezliğinde ise hipotiroidizm denilen tiroid
yetmezliği gelişir ki, bu durumda TSH hormonu yüksek, T3 ve T4
hormonları normal düzeyin altına düşmüştür.
Guatr Nasıl Tedavi Edilir?
Basit guatrlı bir hastada iyot yetmezliği varsa
iyotlu tuz verilir ve tiroid hormonu ilaçları ile tedavisi yapılır. Bu
ilaçların dozunu yaşınıza göre ve diğer hastalıklarınızın olup
olmadığına göre doktorunuz ayarlar. Bu ilaçların dozunu önerilen dozda
almak çok önemlidir. Fazla alırsanız zararı olabilir.
Guatrlı kişilerde selenyum eksikliği varsa selenyum verilir.
KAYNAKLAR
TİROİD VE KİLO VERME
TIROID VE KILO VERME
Tiroid yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu
nedenle kişilerde önceki kilolarına göre %15-30 oranında kilo
alınmasına neden olan bir hastalıktır. Bu nedenle tiroid bezi
yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zordur. Tiroid hormon
ilaçları ile hastaların çoğunda tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa
da hastaların % 17’si kilo veremez. Özellikle menopozdaki kadınlarda bu
durum daha sık görülür. Hem menopoz hem de tiroid yetmezliği kilo
vermeyi engeller.
Tiroid bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye
çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının
azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma
mekanizmasıdır. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye
başlar. Bu direnç tiroid hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı
başka hormonların salınmasının artması ile de oluşur. Kalori alımı yani
yenilen gıda alımı azaldıkça vücudumuzda bulunan T4 hormonunun T3
hormonuna dönüşümü azalır ve sonuçta hücrelere giren ve etkili olan T3
azaldıkça metabolizmamız yavaşlar ve kilo veremeyiz.
Kalori alımı azaldıkça yani diyet yaparken az yemek yedikçe vücudumuzdaki yağlardan salgılanan Leptin isimli
hormon kanda azalır. Azalan leptin hormonu ise beyindeki iştah
merkezini uyararak iştahı artırır ve gıda alınmasını sağlar.
Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi Ghrelin hormonudur.
Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek
yemeyi artırmaktadır. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda
artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Bu hormonun
salgılanmasını önleyecek bir ilaç ise henüz yoktur.
Bazı minerallerin eksiklikleri de kilo vermeyi
engeller. Manganez, krom çinko, kalsiyum ve magnezyum eksikliği
özellikle çok önemlidir. Bu minerallerde saptanan eksikliklerin
tedaviyle düzeltilmelidir.
T4 hormonunun T3’e dönüşmesinde selenyum minerali de
etkili olduğundan kilo veremeyen kişilerde selenyum eksikliği olup
olmadığına bakılması gerekir. Selenyum eksikliği varsa bu eksiklik
giderilir. Ayrıca çinko, demir, bakır mineralleri de T4’ün T3’e
dönüşümünde etkilidir. Bu minerallerde eksiklik olup olmadığına da
bakılması gerekir.
Omega-3 alımını artırmak kilo vermede faydalı
olabilir. Omega-3 yağ asitleri tiroid hormonlarının hücrelerdeki
etkisini artırmaktadır.
Kanda insülin hormonu yüksek ise kilo vermede
sıkıntılar oluşur. İnsülin yüksekliğini azaltmanın önemli bir yolu
şeker yükü yüksek olan karbonhidratları yememektir. Beyaz ekmek, şeker,
makarna, patates, kek, tatlı, çikolata gibi şeker yükü fazla gıdalar
insülin hormonunu kanda iyice artırarak kilo vermenizi önler. Bu
gıdalar yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek (köylü ekmeği gibi),
kepekli makarna, nohut, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze ve
meyvelerle beslenmek gerekir.
Tiroid yetmezliği olan hastalarda metabolizma
yavaşladığından alınan karbonhidratların (unlu, şekerli gıdaların)
sindirilmesi veya parçalanması ve kandaki şekerin hücrelere girmesi
zorlaşır. Bu nedenle vücut daha fazla insülin salgılayarak kan şekerini
düşürmeye çalışır. İnsülin arttıkça da iştahta artma ve kilo alma
oluşur. İnsülin hormonundaki yükselmeler gün içinde kan şekerinde düşme
yaptığı için de yorgunluk, baş dönmesi, bitkinlik, öfkelenme, birden
sinirlenme, bağırma ve açlık hissi oluşur. Sizde bu belirtiler varsa
kan şekerinizde düşmeler oluyor demektir. Bunu anlamak için 3-4 saatlik
şeker yükleme testi yaptırmanız gerekir.
Stresli kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol artmaya başlar ve artan kortizol hormonu da kan şekerini yükseltir.
Yukarıda söz edilen faktörler hipotiroidili bir
hastada kilo almaya, kan şekerinde düşmelere neden olur. Eğer kilo
veremezseniz ileride bu defa şeker hastalığı gelişir.
Bu nedenle karbonhidrat ve yağdan fakir bir beslenme ile ve egzersiz yaparak kilo vermeyi denemelisiniz.
İyi beslenmenize ve egzersiz yapmamıza rağmen
zayıflayamıyorsanız doktorunuz size bazı ilaçlar verecektir. Bu ilaçlar
zayıflamanıza yardımcı olur.
Hipotiroidili hastalarda selenyum desteği almak T4
hormonunun T3’e dönüşümünü artırarak dokulardaki tiroid azlığını veya
metabolizma yavaşlamasını artırmaya faydalı olabilir. Bu nedenle
selenyum ölçümü yaptırınız. Eksiklik varsa doktorunuz size selenyum
desteği için ilaç verecektir.
Tiroid hastalığı var ve kilo veremiyorsanız obezite ile uğraşan bir ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.
BÖLGESEL GUATR
BÖLGESEL GUATR
Bir toplumda 6-12 yaş arası çocukların % 5’den fazlasında basit guatr varsa buna Bölgesel veya endemik (yaygın) guatr denir. Bölgesel yani Endemik guatr iyot yetmezliği olan bölgelerde sık görülür. Bu oran % 5 den az olursa sporadik (seyrek görülen) guatr ismi verilir. Sporadik guatr ise iyot yeterli bölgelerde görülür.
Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla
görülür. Gençlik çağında da kızlarda erkeklere göre daha fazla görülür.
Türkiye’de guatr sıklığı bölgelere göre değişmek üzere % 5-56 arasında
değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.
İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır.
Özellikle dağlık bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha
fazla görülür. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu
arasında bir ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir
problemdir. Yaptığımız bir çalışmada guatrlı kişilerde selenyum
düzeyinin düşük olduğunu saptadık.
Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlalığı da
guatra neden olabilmektedir. Pillerle bulaşmış sularda kadmiyum
yüksektir ve guatr ortaya çıkar.
Demir eksikliği olan kişilerde de guatr sıklığında artış vardır.
Ergenlik çağındaki çocuklarda bazen guatr oluşur ve buna adölesan veya ergenlik guatrı
denir. Ergenlik döneminde artan hormon ihtiyacını karşılamak için
tiroid bezi biraz büyür ve guatr oluşur. Daha sonra bu guatr çoğu
çocukta veya gençte kaybolur.
Yalancı guatr ise tiroid bezinin doğuştan
normal yerleşim yerinden biraz yukarıda olması ve özellikle ince
boyunlu kadınlarda guatr varmış izlenimi vermesidir. Yapılacak
ultrasonda tiroid hacminin artmadığı ve guatr olmadığı ortaya konur.
Gebelikte ve menopoz döneminde de tiroid büyüklüğü artar ve guatr oluşabilir.
İyot yetmezliği fazla olan kadınlarda gebe kalma ve
çocuk doğurma sıklığı azalır. İyot yetmezliği üremeyi
engelleyebilmektedir. Bu nedenle çocuğu olmayan kadınlarda iyot
yetmezliği olup olmadığı araştırılmalıdır.
Guatrın ailesel özellik gösterdiği bilinen bir
gerçektir. Bazı ailelerde guatr fazla görülür. Yapılan çalışmalar guatr
gelişiminde kalıtımsal geçişin iyot yetersizliği olan bölgelerde
yaşayan kadınlarda %39 oranında, iyodun yeterli alındığı bölgelerde
yaşayanlarda ise % 82 oranında olduğunu ortaya koymuştur.
Guatr nedenleri:
a)İyot yetmezliği
b)Selenyum yetmezliği
c)Genetik eğilim veya ailede guatr olması
d)Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları (Hashimoto veya tiroiditler)
e)Psikiyatrik hastaların kullandığı lityum ilacı
f)Soya yağı veya fasulyesi fazla yemek (iyot yetmezliği ile beraber)
g)Tiroid hormon oluşumundaki genetik bozukluklar
h)Sigara içmek
i)Demir yetmezliğine bağlı kansızlığı olanlar
j)Gebelik (iyot yetmezliği olan bölgelerde)
k)Beyinde bulunan hipofiz bezinden aşırı TSH hormonu salgılanması
İç Guatr, Dış Guatr Nedir?
İç guatr ve dış guatr tanımı halk arasında
kullanılan tanımlamalar olup tıbbi bir anlamı yoktur. Guatrın göğüs
boşluğu içine girmesi belki iç guatr olarak adlandırılabilir.
Bir Bölgede İyot yetmezliği Arttıkça Guatr Sıklığı Artar:
İdrarda atılan iyot miktarı o kişinin iyot durumunu
gösterir. İdrarda iyot miktarı ölçülerek iyot yetmezliğinin şiddeti
anlaşılabilir. İyot yetmezliği artıkça guatr sıklığı da artmaktadır.
iyot miktarına göre guatr oluşma riski şu şekilde saptanmıştır: İdrar
iyodu hafif derecede yetmezlik gösteriyorsa yani 50-99 mg/dl arasında
ise bunların %5-20’sinde, orta dereceli iyot yetmezliği varsa (idrar
iyodu 20-49 mg/dl arasında ise) bunların % 20-30’unda ve şiddetli iyot
yetmezliği varsa (idrar iyodu < 20mg/dl olması) bu kişilerin %
30’undan fazlasında guatr gelişir.
Guatrlı Kişide Ne Gibi Şikayetler Olur:
Guatrlı hastaların çoğunda herhangi bir şikayet
yoktur. Guatr çok büyük olursa nefes borusu ve yemek borusuna baskı
yaparak öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetler yapabilir. İyot
yetmezliği aşırı ise tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon
salgılanmasında azlık (hipotiroidi) ve ona bağlı şikayetler olabilir.
Hipotiroidi daha sonraki bölümlerde ayrı bir başlık halinde
anlatılmıştır. Erken devrede ve çocuklukta yumuşak ve düz bir guatr
vardır. Erişkinlerde ise her zaman guatr içinde nodüller ve kist
oluşur. Tiroid hormon tetkikleri genellikle normal sınırlar içindedir.
Başlangıçta guatr içinde nodül yokken yaşın artmasıyla nodüller ve kist
gelişebilir. Volüm arttıkça yani guatr büyüdükçe TSH hormonunda azalma
oluşur. Bu hastalarda anti-TPO antikoru kanda yüksekse o zaman guatrın
Hashimoto hastalığı nedeniyle geliştiğini düşünürüz. Hashimoto
hastalığı ile bilgileri daha detaylı olarak ilerdeki bölümlerde
bulabilirsiniz.
Guatrlı Bir Kişide Hangi Tetkikler Yapılır?
Guatrı olan bir kişide serbest T3, serbest T4, TSH,
anti-TPO antikor ve tiroid ultrasonu tetkikleri yapılır. İdrar iyoduna
bakılarak iyot yetmezliği olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca kanda
selenyum düzeyi ölçülerek eksiklik olup olmadığı anlaşılır. İyot
yetmezliği olan bölgedeki guatrlı kişilerde radyoaktif iyot uptake
testinde yükseklik, total ve serbest T4 hormonlarının normal sınırlarda
veya bazen düşük, olduğu görülürken, T3 hormon düzeyleri normal veya
yüksek olabilir. TSH hormon düzeyleri ise normal veya yüksek olabilir.
Anti-TPO ve anti-TG antikorları iyot yetmezliğine bağlı guatrda negatif
iken, Hashimoto tiroiditine bağlı guatr varsa antikorlar yüksek olarak
bulunur. Şiddetli iyot yetmezliğinde ise hipotiroidizm denilen tiroid
yetmezliği gelişir ki, bu durumda TSH hormonu yüksek, T3 ve T4
hormonları normal düzeyin altına düşmüştür.
Guatr Nasıl Tedavi Edilir?
Basit guatrlı bir hastada iyot yetmezliği varsa
iyotlu tuz verilir ve tiroid hormonu ilaçları ile tedavisi yapılır. Bu
ilaçların dozunu yaşınıza göre ve diğer hastalıklarınızın olup
olmadığına göre doktorunuz ayarlar. Bu ilaçların dozunu önerilen dozda
almak çok önemlidir. Fazla alırsanız zararı olabilir.
Guatrlı kişilerde selenyum eksikliği varsa selenyum verilir.
TİROİD VE HALSİZLİK
TIROID VE HALSIZLIK
Tiroid bezi yetmezliği olan
kişilerde yorgunluk ve halsizlik sıklıkla bulunur. Tedaviyle bu
şikayetlerde düzelme olur. Bununla birlikte tiroid yetmezliği olan
hastalarda sıklıkla birlikte bulunan kansızlık (anemi) de yorgunluğun
önemli bir nedenidir. Tiroid bezi yetmezliğinde özellikle B12 vitamini
ve demir eksikliği sık görülür. Kansızlığın tiroid bezi yetmezliğiyle
birlikte tedavi edilmesi yorgunluğun düzelmesine katkıda bulunur.
Böbrek üstü bezinin az çalışması (kortizol hormonu eksikliği) da yorgunluk yapan önemli bir hormon bozukluğudur. Bazı Hashimoto tiroiditli
hastalarda tiroid bezi yetmezliği ve böbreküstü bezi yetmezliği
birlikte bulunabilir. Eğer bu durum fark edilmez ise tiroid ilaçlarıyla
yorgunluk ve bitkinlik iyice artar. İlaç alınca durumu kötüleşen yani
yorgunluk ve bitkinliği artan kişilerde kan kortizol hormonuna
bakılarak böbreküstü bezinin az çalışıp çalışmadığı kontrol edilir.
Kortizol eksikliği varsa doktorunuz size önce kortizon ilacı verir ve
sonra tiroid ilaçları alırsınız.
Yorgunluk yapan diğer nedenler ise aşağıda verilmiştir:
Şeker hastalığı ve bazı enfeksiyonlar
da önemli yorgunluk nedenidir. Yorgunluk ayrıca kalp, böbrek, bağırsak
ve diğer organ hastalıklarında da görülebilir.
Aşırı çalışma, stresli bir yaşam uykusuzluk ve depresyon yorgunluğun önemli nedenlerindendir.
Aşırı kilo alma ve gece kısa süreli nefes durması (apne) sabahları sersemlemiş bir şekilde ve yorgun kalkmaya neden olur.
Hareketsizlik, spor yapmamak ve beslenmenin bozuk olması da önemli yorgunluk nedenleridir.
HALSIZLIK YORGUNLUK VE GIZLI SEKER
halsizlik yorgunluk ve bitkinlik gizli şeker hastalarında sık görülür.
Açlık kan şekerinin 90 ile 126 mg/dl arasında olmasına ‘’Açlık Kan şekeri Bozukluğu’’
adı verilirken, kan şekerinin yükleme testi (OGTT) sırasında (75 gram
glukozla yapılan şeker yükleme testinde) 2. saattte 140 ile 199 mg/dl
arasında çıkmasına ise '‘ Şeker Tolerans Bozukluğu’’ veya ‘’Gizli Şeker’’ adı verilir. İşte hem açlık kan şekeri bozukluğuna hem de glukoz tolerans bozukluğuna ‘’Pre-Diabet’’ adı verilir. ‘’Pre’’ sözcüğü latince ‘’ön’’
veya ‘’erken’’ anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle şeker
hastalığının ön veya erken devresi demektir. Bu kişilerde diyabeti
önleme programı ile (sağlıklı beslenme, egzersiz ve fazla kiloların
verilmesi) hastalık geriletilebilir veya ortaya çıkması geciktirilir.
gizli şeker varsa şunları yapınız:
1.Yağ miktarını azaltın. Yağın
kalorisi çoktur. Yağlı yemekler ve katı yağ yemeyin. Kilonuz fazla ise
buna mutlaka uyunuz. Yağ olarak zeytinyağı yiyiniz. Kırmızı etin yağsız
olanını tercih ediniz ve haftada bir kez yiyiniz. Süt, yoğurt ve
peynirin yağsız olanını tercih ediniz.
2.Sebze ve meyve fazla yiyiniz. Yemeklerde daha çok sebze yemeklerine ağırlık veriniz.
3.Bol su içiniz (günde en az 2 litre)
4.Tuzu azaltınız. Günde bir çay kaşığı kadar tuz yiyiniz.
5.Nişastalı gıdaları, börek, çörek, pasta, reçel, pekmez, bal ve diğer tatlıları yemeyiniz.
6.Ekmek olarak çavdar ekmeği veya tam buğday ekmeği (köylü ekmeği) yiyiniz. Beyaz ekmek yemeyiniz.
7.Alkol fazla alınmamalıdır. Günde bir kadehten
fazla alkol kullanılmamalıdır. Alkol alırken yanında karbonhidratlı az
miktar gıda almak da faydalıdır. Likör veya tatlı şarap gibi şekerli
alkol kullanmayınız. Bira içerken light birayı tercih ediniz. Alkol
kullandıktan 2 saat sonra kan şekerinizi kontrol ediniz.
MULTİNODULER GUATR NEDİR?
MULTİNODULER GUATR NEDİR?
Tiroid bezinde birden fazla nodül olmasına tıp dilinde multinodüler guatr
denir. ‘’Multi’’ kelimesi çok anlamına gelmektedir. Tiroid bezinde
birden fazla nodülün olduğu multinodüler guatr özellikle iyot
yetmezliği olan bölgelerde ve genellikle ileri yaştaki kişilerde
saptanır. Bu hastalarda da nodüllerin sıcak mı soğuk mu olduğunu
anlamak için tiroid sintigrafisi yapılabilir. Bazen nodüllerin hepsi
soğuk nodül olabildiği gibi biri sıcak diğerleri soğuk olabilir. T3, T4
ve TSH hormonları yapılarak hormonlar kontrol edilir.
Tiroid bezinde birden fazla nodülü olan kişilerde
tiroid hormonları normal ve nodüllerin çapı küçükse bu hastaların
çoğunda herhangi bir şikayet olmaz. Eskiden içerisinde nodül olmayan
bir guatrda yıllar geçtikçe yeni nodüller ortaya çıkar ve multinodüler
guatr gelişebilir.
Tiroid bezinde tek nodülü olan hastalar gibi, bezde
birden fazla nodülü olan hastalarda da nodüllerden mutlaka iğne
biyopsisi yapılmalıdır. Nodülü çok olan bu hastalarda da kanser oranı
tek nodülde olduğu gibi % 5 civarındadır. Tiroid bezindeki tüm
nodüllerden biyopsi yapılmaya çalışılır. Biyopside kanser şüphesi veya
kanser çıkarsa hemen ameliyat yapılır. Biyopsi iyi huylu ise takip
edilebilir.
Bu hastaların bir kısmında tiroid hormonları
normaldir. İyotlu tuz yerlerse nodüller aşırı hormon salgılamaya
başlayabilir; bu nedenle iyotsuz tuz yemelidirler. Hormonları normal
olan hastalar 4-6 ayda bir tiroid hormonları ve tiroid ultrasonu
yapılarak takip edilir.
Bezinde birden fazla nodülü olan kişilerin çoğunda
Levotiroksin ilacıyla yapılan tedavi kanda tiroid hormonlarının
artmasına neden olabildiği için pek tercih edilmese de, genç, küçük
guatrı olan ve TSH hormonu normal seviyede olan hastalarda bir süre Levotiroksin ilacıyla
tedavi yapılabilir. Nodüllerin çapı küçük (2.5 cm’den küçük) ise
genellikle ilaç vermeden 4-6 ay aralarla takip yapılır. Bu takiplerde
nodüller büyürse ameliyat edilir. Eğer hastanın TSH hormonu düşük ise
(0.1’den küçük) Levotiroksin ilacı verilmez, çünkü zararlı olur. Bu
nedenle ameliyat tercih edilen tedavi şeklidir.
Multinodüler guatrlı hastalarda TSH hormonu düşük seyrediyorsa, yani bez fazla çalışıyorsa Propiltiourasil veya Metimazol gibi tiroid hormon yapımını engelleyen ilaçlar verilir ve daha sonra ameliyat yapılır.
Bazen bu hastalarda tiroid hormonları yüksek yani tiroid bezi aşırı çalışıyor olabilir. O zaman Propiltiourasil veya Metimazol gibi ilaçlarla hormonlar normale getirilir ve arkasından radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat yapılır.
Sıcak Nodüller Nasıl Tedavi edilir:
Sıcak nodüllerde de mutlaka biyopsi yapılmalıdır.
Bazı merkezlerde sıcak nodüllerden biyopsi yapılmadığına şahit
olmaktayız. Sıcak nodüllerde kanser oranı az olsa bile olmayacak
anlamına gelmez. Bu nedenle daha önce de belirttiğimiz gibi nodül sıcak
da olsa soğuk da olsa mutlaka biyopsi yapılmalıdır.
Sıcak bir nodül 2.5-3 cm’den küçük ve tiroid
hormonları normal ise herhangi bir ilaç veya tedavi yapılmadan sadece
belirli aralıklarla takip edilir. Takipten maksat belirli aralıklarla
tiroid hormonları ve tiroid ultrasonu yapılmasıdır. Takip sırasında
hormonlar yükselirse radyoaktif iyot tedavisi yapılır veya ilaçlarla
hormonlar normale getirilip ameliyat edilir.
Sıcak nodüllerin % 20-30’unda, özellikle de çapı
2.5-3 cm’den büyük olanlarda, ileride aşırı tiroid hormon salgılanması
yani hipertiroidi hastalığı gelişme ihtimali yüksektir. Bu nedenle çapı
2.5 cm’den büyük sıcak nodüller aşırı hormon salgılamasa bile
radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat ile tedavi edilmelidir.
Sıcak nodüllerde tiroid hormon ilacı ( Levotiroksin)
ile tedavi yapılamaz. Bu hastalarda tiroid hormon ilacı alınırsa
kandaki tiroid hormonları artar ve nodül çok çalışmaya başlar.
Sıcak nodülü olan bir kişi yaşlı veya kalp hastalığı
varsa hormonları normal olsa bile radyoaktif iyot tedavisi yapılır.
Çünkü sıcak nodül herhangi bir anda aşırı tiroid hormonu salgılamaya
başlayarak kalp hastalığını kötüleştirebilir.
Yaşlı ve TSH hormonu kanlarında düşük olan yani
başlangıç halinde tiroid bezi fazla çalışması (hipertiroidi) olan
hastalarda ise Propiltiourasil veya Metimazol gibi ilaçlar verilir ve arkasından radyoaktif iyot ile tedavi yapılır.
GUATR NODUL VE BİYOPSİ
GUATR NODUL VE BIYOPSI
Guatr tiroid bezinin büyümesidir. Tiroid bezi içinde
leblebi veya ceviz buyuklugunde oluşan anormal dokulara veya yumrulara
NODUL denir. Nodulun onemi bunların % 1-5 arasında kanser riski
taşımasıdır.
Bu nedenle nodul varsa mutlaka biyopsi yapılmalıdır.
Biyopsi iyi huylu çıkarsa ameliyata gerek olmayabilir. Bir ENDOKRİN
UZMANINA başvurarak tedavinin nasıl olacağını danışınız. Her nodul
ameliyat gerektirmez. Kanser riski olan noduller ameliyat gerektirir.
Bunu anlamanın yolu da biyopsi yaptırmaktır.
Tiroid iğne biyopsisi kolay bir yontemdir. Kan almak için kullanılan enjektörler ile yapılır.
Biyopsinin incelemesi ise bir pataolog tarafından
yapılır. Patoloji incelemesi çok önemlidir. Tiroid iğne biyopsisi
konusunda uzmanlaşmış ve bu konuda tecrübeli bir Patoloji uzmanına
alınan biyopsi materyalini inceletmek de büyük önem taşır. Şüpheli
durumlarda başka bir patoloji uzmanından görüş almak faydalı olabilir.
Biyopsi yapılırken butun nodullerden biyopsi yapmak gerekir. Ultrason altında yapılan biyopsiler bu bakımdan daha faydalı olur.
Nodul varsa İYOTSUZ TUZ yemek gerekir. Nodulu olan
hasta iyotsuz tuz yerken ailenin diğer fertleri iyotlu tuz yemelidir.
Bu nedenle evde yemekler tuzsuz pişirilmeli ve herkes kendi tuzunu
kullanmalıdır.
Noduller sıcak veya soğuk olabilir. Nodulun sıcak
veya soğuk olmasını anlamak için tiroid sintigrafisi yapılır. Sıcak
noduller fazla tiroid hormon salgılama eğilimindedir. Soğuk nodullerde
ise kanser riski fazladır. Ancak hem sıcak hem de soğuk nodullerde
kanser olabilir. Bu nedenle saptanan ve ulaşılabilen ve çok küçük
olmayan tüm nodullere biyopsi yapılmalıdır.
Tiroid iğne biyopsisi tiroid nodüllerinin tanı ve
tedavisinde kullanılan en etkili ve en hassas tetkiktir. Bir nodülde
kanser olup olmadığını anlamak için mutlaka iğne biyopsisi yapılması
gerekir. Diğer tetkiklerle kanser olup olmadığı anlaşılamaz.
Tiroid nodülünün değerlendirilmesine ilk olarak
biyopsi ile başlanmalıdır. Bu durum tek olsun çok olsun tüm nodüller
için geçerlidir. Bir bezde birden fazla nodül varsa tüm nodüllerden
ayrı ayrı biyopsi yapmak gerekir. Kuralımız erişilebilen tüm nodüllere
biyopsi yapılmasıdır. Biyopsi yapılmayan bir nodülde kanser olmadığını
hiçbir tetkik veya kişi garanti edemez. O nedenle palpasyonla (el ile)
erişilemeyen nodüllere de ultrason altında mutlaka biyopsi
yapılmalıdır.
İnce iğne aspirasyon biyopsisi sayesinde ameliyata
verilen hasta sayısında % 50 oranında azalma olmuştur. Biyopsinin
tecrübeli bir hekim tarafından yapılması ve yine deneyimli bir patolog
tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Biyopsi ile alınan hücrelerin patolojik incelemesi
sonucunda genellikle hastaların % 4’ ünde kanser, % 10’unda kanser
yönünden şüpheli , % 17’sinde yetersiz örnek (Biyopside parça
gelmemesi) ve % 70’i iyi huylu nodül olarak rapor edilir.
Görüldüğü gibi nodüllerde kanser oranı azdır.
Bununla birlikte iğne biyopsisinde bazen parça gelmez. Bu durumda
biyopsiyi 2 veya 3 kez daha tekrar etmek gerekir. Tekrarlanan
biyopsiler ile sonuç alma olanağı artar. Parça alınamayan nodüllerin
bir kısmı kistik nodüllerdir. Bunlarda sıvı olduğu için hücre az gelir.
Parça alınamayan nodüllerin bir kısmı ise küçük nodüllerdir.
Biyopsi ile papiller, medüller ve anaplastik kanser
türleri patolog tarafından kolayca tanınır. Ancak folliküler kanser
türü biyopsi ile teşhis edilemez. Patolog bu nedenle folliküler tümör
olarak rapor yazar. Kanser, kanser şüphesi veya folliküler nodül diye
patoloji raporu çıkanlarda ameliyat yapılır. İyi huylu çıkanlarda nodül
çok büyük değilse ameliyat genellikle yapılmaz.
Bir nodül yapılan ilk biyopside iyi huylu çıktığı
halde gittikçe büyürse ve özellikle Levotiroksin ilacı alırken büyürse
mutlaka tekrar biyopsi yapılır. Boyunda lenf bezleri şişmiş kişilerde
de tekrar biyopsi yapılır.
Tiroid İğne Biyopsisi Nasıl Yapılır ve Hasta Nasıl hazırlanır?
Hastaların biyopsi öncesi aspirin, Plavix
veya romatizma ilaçları kullanmamaları veya biyopsiden birkaç gün önce
kesmeleri gerekir. Bu ilaçlar kanamayı artırır. Ayrıca hemofili
hastalığı gibi kan hastalığı olanlar veya Coumadin gibi kanı sulandıran
ilaç kullananlar veya herhangi bir bitkisel ilaç alanlar bu ilaçlarını
doktora söylemelidir. Biyopsi yapılırken aç veya tok olmanın bir önemi
yoktur. Biyopsi yapılmadan önce randevu alınır ve randevu saatinde
biyopsi yapılacak yere gidilir.
Tiroid iğne biyopsisi ultrason ile veya ultrasonsuz
olmak üzere iki türlü yapılabilir. Büyük nodüllerde ultrasona gerek
yoktur. Küçük nodüllerde ultrason yardımıyla nodülün yeri daha iyi
saptanır. Tiroid biyopsisi genellikle hepinizin bildiği, kolunuzdan kan
alınırken kullanılan, normal plastik enjektörlerle yapılır. Ayrı bir
alet kullanılmadığı gibi ameliyat da yapılmaz.
Günlük pratikte bunun bir ameliyat olduğu korkusuyla
biyopsiye gelmeyen hastalar olduğu gibi aşırı stres yapan, çok
heyecanlanan hastalar olmaktadır. Biyopsi yapıldıktan sonra ise bu
hastalar ‘Çok kolaymış, boşuna korkmuşum ‘’ diyerek evine
gitmektedirler.
Biyopsi yapılacak hasta önce muayene masasına
yatırılır ve başını biraz arkaya vermesi istenir. Böylece bez ve nodül
daha iyi fark edilir. Hastaya biyopsi sırasında yutkunmaması söylenir.
Biyopsi yapılacak nodülün yeri önce el ile iyice saptanır ve biyopsi
yapılacak cilt bölgesi alkollü pamuk ile temizlenir. Daha sonra
enjektör iğnesi batırılarak nodüle girilir ve enjektörün pistonu geri
çekilerek dokunun veya nodül hücrelerinin gelmesi sağlanır. Daha sonra
iğne çıkarılır. İğne çekilir çekilmez biyopsi yapılan yere kanamayı
durdurmak için bir pamukla 10-15 dakika basılır. Böylece kanama ve
şişme önlenir. Biyopsi yapılan alana daha sonra ufak bant
yapıştırılabilir. Eğer bu alanda daha sonra rahatsızlık hissi olursa
buz uygulaması yapılabilirse de buna % 99 hastada pek gerek olmaz.
Şırınga içindeki biyopsi parçaları daha sonra lam denilen ufak cam
parçalarına püskürtülür ve sonra yayılır. Bu camlar incelenmek üzere
patoloji laboratuvarına gönderilir. Biyopsi sırasında uyuşturma yapmaya
gerek yoktur. Zaten ağrı da pek olmaz ve buna da gerek yoktur.
Biyopsi sonrası yavaşça yataktan kalkarak oturmanız
istenir. Beş dakika kadar oturduktan sonra kalkarsınız ve işinize veya
evinize gidebilirsiniz. Biyopsi yapılırken iğne batırıldığı için çok
hafif bir ağrı olabilir. Bu ağrı kolunuzdan kan alınırken oluşan
ağrının aynısıdır. Bu nedenle korkmanıza hiç gerek yoktur. Biyopsi
yaptırmazsanız ve nodülde kanser varsa tedavide gecikme olacağı için
kanserin yayılmasına neden olacağınızı unutmayınız. Biyopsi ameliyat
olacak nodülü olan hastalarda da ameliyat öncesi mutlaka yapılmalıdır.
Ameliyat öncesi nodülün kanser olduğu anlaşılırsa ameliyat ona göre
yapılır.
KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, Guatr ve Siz, Gürer yayınları, Baskıda, 2009,
TiROID HASTALIĞI RİSKİ OLANLAR KİMLERDİR?
TIROID HASTALIGI RISKI OLANLAR
Aşağıda liste halinde verilen durumlar sizde veya
bir yakınızda varsa tiroid hormon tetkikleri yaptırmak ve muayene olmak
için bir Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı hekime başvurmanız gerekir.
Tiroid hastalığı riski yüksek olan kişiler şunlardır:
Ailesinde tiroid hastalığı olanlarda
Ailesinde guatr, Hashimoto hastalığı, tiroid nodülü,
tiroid kanseri ve Graves hastalığı gibi tiroid hastalıkları olan
kişilerde tiroid hastalığı daha fazla görülür.
50 yaş üzeri kadınlarda
Kadınlarda 50 yaş üzerinde tiroid bezi yetmezliği
sıklığı artar. Erkeklerde ise 60 yaşından sonra tiroid bezi hastalığı
artmaktadır.
Önceden tiroid hastalığı veya tiroid ameliyatı geçirenlerde
Daha önce herhangi bir tiroid hastalığı geçirmiş
olanlarda bu hastalığın nüks etme olasılığı bulunabilir. Daha önce
tiroid bezi yetmezliği veya fazla çalışması hastalığı veya tiroidid
denilen tiroid bezi iltihabı geçirdiyseniz bu hastalıkların bazıları
sizde nüks edebilir veya hormonlarınızda zaman içinde değişiklikler
olabilir.
Guatrı olanlarda
Tiroid bezinin büyümelerine guatr diyoruz. Guatrı
olan kişilerde hormonlarda azalma veya artma olabilir. Boynunuzda bir
şişlik varsa sizde guatr var demektir. Guatrı olan kişilerde tiroid
hastalığı veya tiroid hormonlarında bozukluk olabilir.
Sigara içenlerde
Sigara içen kişilerde guatr ve diğer tiroid hastalıkları daha sık görülür.
Menopoz dönemindeki kadınlarda
Menopoz dönemindeki kadınlarda tiroid hastalığı riski artar.
Böbreküstü bezi yetmezliği, romatoit artrit, Lupus gibi hastalığı olanlarda
Böbreküstü bezinin az çalışması (Addison hastalığı)
hastalığı ve diğer romatizmal hastalıklar Hashimoto hastalığı veya
Graves hastalığı dediğimiz tiroid hastalıklarıyla birlikte sık
görülebilir. Bu tür hastalığınız varsa tiroid hormon tetkiklerini
yaptırmanız gerekir.
Şeker hastalarında
Şeker hastalarında tiroid hormonlarında bozukluk sık
görülür. Şeker hastalığınız varsa yılda bir defa tiroid tetkikleri (TSH
hormonu ölçümü) yaptırınız.
Tiroid Bezi İltihabı (Tiroidit) geçirenlerde
Daha önceden tiroid bezi iltihabı geçirenlerde
(tiroidit) tiroid bezi hastalığı tekrar olabilir. Bu kişilerin bir
kısmında tiroid bezi yetmezliği gelişebileceğinden kontrol etmek
gerekir.
Doğum yapan kadınların bir kısmında tiroid yetmezliği olabilir
Doğum yaptıktan sonraki ilk yıl içinde kadınların %
5-7’sinde tiroid bezi yetmezliği görülebilir. Halsizlik, bitkinlik,
yorgunluk ve unutkanlık gibi şikayetler varsa TSH ölçümü yaptırınız.
Allerjik hastalığı olanlarda
Ürtiker (kurdeşen) denen cilt hastalığı, kaşıntı ve
allerjik riniti olanlarda tiroid hormonlarında bozukluk olabilir. Bu
kişilerde tiroid tetkikleri yapılması faydalıdır.
Kansızlığı olanlarda
Kansızlık tiroid bezi yetmezliğinde sık görülür.
Hipotiroidi dediğimiz tiroid bezi yetmezliğinde (özellikle Hashimoto
hastalığında) demir ve B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık sık
görülür.
Kan yağları (Kolesterol veya trigliserit) yüksek olan kişilerde
Tiroid bezi yetmezliği ve şeker hastalığı kan
yağlarında yükseklik yapan hastalıklardır. Kan yağları yüksek kişilerde
kan şekeriyle birlikte tiroid hormonlarına bakmak gerekir.
Down ve Turner sendromu bulunan hastalarda
Down ve Turner sendromu çocuklarda doğumla birlikte
ortaya çıkan genetik hastalıklardır. Bu hastalığı olanlarda tiroid
hormon bozukluğu sık görüldüğünden tiroid hormon tetkikleri yapmak
faydalıdır.
Kafa veya beyin yaralanması geçiren veya beyin ameliyatı geçiren kişilerde
Herhangi bir nedenle beyin travması veya hasarı
geçiren kişilerde beyinde bulunan hipofiz bezinde hasar ve daha sonra
tiroid yetmezliği gelişebilir. Hipofiz bezi ameliyatı geçirenler de
tiroid tetkikleri yaptırmalıdırlar.
Bazı ilaçları kullananlarda
Kalp atım bozukluklarının tedavisi için amiodaron (Cordarone tablet) ilacını kullanan hastalarda, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan lityum (Lithuril tablet) ilacını alanlarda ve hepatit tedavisi için interferon alfa ve beta gibi
ilaçları kullanan hastalarda tiroid hormonlarında bozukluk sıklıkla
olur. Bu ilaçları kullananlarda belirli aralıklarla tiroid hormon
tetkiklerini yaptırmak faydalıdır.
Baş ve boyuna yönelik ışın tedavisi (radyoterapi) alanlarda
Baş ve boyuna yönelik ışın tedavisi (radyoterapi) alankişilerde tiroid hormon bozukluğu sık görülür.
Çok düşük doğum ağırlıklı erken doğan (prematüre) bebeklerde
Doğum ağırlığı çok az olan ve erken doğan bebeklerde
tiroid hormon bozukluğu olabilir. Bu tür bebeklerin annelerinde de
tiroid hormon incelemesi gerekebilir.
Meme Kanserli hastalarda
Tiroid hormon eksikliği ve tiroid nodülleri meme kanserli kadınlarda sık görüldüğünden tiroid tetkiki yapılması gerekir.
Kanda sodyum düzeyi düşük çıkan kişilerde
Tiroid bezi yetmezliği bazı kişilerde kan sodyum
düzeyinde azalma yapabilir. Bazen nadir de olsa sadece kan sodyum
düşüklüğü ile kendini gösteren tiroid yetmezliği olabilir. Bu kişilerde
tiroid tetkikleri yapılmalıdır.
Kanlarında CPK ve LDH tetkikleri yüksek çıkanlarda
Herhangi bir nedenle kan tetkiki yapıldığında CPK
(kreatin fosfakinaz) ve LDH (Laktat dehidrogenaz) kan ölçüm düzeyleri
yüksek olan kişilerde tiroid yetmezliği olabilir. Bunlarda TSH hormon
ölçümü yapılmalıdır.
Karaciğer Testleri (SGOT, SGPT, ALP, GGT) yüksek çıkanlarda
Herhangi bir nedenle yapılan kan tetkiklerinde karaciğer testleri denilen SGOT, SGPT, alkalen fosfataz ve GGT tetkikleri yüksek ise tiroid yetmezliği olabilir. Bu tür kişilerde tiroid hormon tetkiki yapılmalıdır.
Prolaktin isimli hormonu yüksek olan kişilerde
Prolaktin hormonu tiroid bezi yetmezliği durumunda
kanda yükselebilir. Bu nedenle prolaktin hormonu yüksek çıkan
hastalarda tiroid hormon tetkikleri mutlaka yapılmalıdır. Bu hastalarda
memelerden süt gelmesi ve adet bozukluğu yakınmaları olabilir.
Hepatit C virüsü taşıyanlarda:
Yapılan çalışmalar hepatit C virüsü taşıyan
kişilerde tiroid yetmezliğinin % 13 gibi yüksek bir oranda, yani sık
görüldüğünü göstermiştir. Bu hastaların kanlarında anti-TPO ve
anti-tiroglobulin antikor düzeyleri yüksek bulunmuştur. Bu nedenle
hepatit C virüs hastaları veya taşıyıcıları belirli aralıklarla TSH
hormon ölçümü yaptırmalıdır.
Kanda kalsiyum düzeyi yüksek çıkanlarda:
Çok nadir olarakkanda tesadüfen kalsiyum yüksekliğinin saptandığı kişilerde tiroid bezi fazla çalışması bulunabilir.
KAYNAKLAR
1.
TIROIT BEZI VE TIROIT HORMONLARI
TIROIT BEZI VE TIROIT HORMONLARI
Tiroit bezi boynumuzun ön tarafında bulunan bir
organımızdır. Tiroit bezinin görevi tiroid hormonlarını üretmek,
depolamak ve gerektiğinde kana vermek ve böylece metabolizmamızı
ayarlamaktır.
Tiroit bezi küçük bir bezdir; 15-20 gram kadar
ağırlığı vardır ve bir ceviz büyüklüğündedir. Boynun ön tarafında
cildin altında bulunur ve kelebek şeklindedir. Kelebeğin kanatları sağ
ve sol lob olarak adlandırılırken, bu iki lobu birleştiren ortadaki
kısma istmus adı verilir. Her lob 4 cm uzunluğunda ve 1-2 cm enindedir.
Tiroit bezi adem elması denen nefes borusu
çıkıntısının (gırtlak) tam arkasındadır ve yutkunmakla aşağı yukarı
hareket eder. Doktorlar muayene sırasında bu nedenle yutkunmanızı
isterler.
Tiroid bezi gıda ve suyla alınan iyot minerali ile
tiroid hormonları yapan bir organdır. Su ve gıdalarla alınan iyot
bağırsaklardan kana geçtikten sonra boynumuzda bulunan tiroid bezine
gelir ve tiroid hormonlarının üretilmesinde kullanılır. Tiroid bezine
giren iyot burada tirozin isimli aminoasitle birleşerek
T3 ve T4 adı verilen tiroid hormonlarının oluşumunu sağlar. T4 hormonun
yapısında dört tane iyot molekülü olduğu için T4, T3 hormonun yapısında
ise 3 tane iyot molekülü olduğu için T3 adı verilmektedir. Tirozin
aminoasiti yediğimiz proteinli gıdalarla sağlanır. Görüldüğü gibi
tiroid hormonlarının yeteri kadar yapımı için protein ve iyodun gıda ve
suyla vücuda yetecek kadar alınması gerekmektedir. Bezde oluşan T3 ve
T4 hormonları daha sonra kan dolaşıma salınarak vücudun bütün
organlarına ve hücrelerine girer ve etkilerini gösterir.
Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroid hormonlarından
etkilenmektedir. İnsanın, anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra
büyümesi ve tüm metabolizma faaliyetleri tiroid hormonları tarafından
kontrol edilmektedir. Tiroid hormonlarının vücudumuzda etkilemediği
organ veya hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düzeyi, vücut
ağırlığı, kasların güçlü olması, adet düzeni, cilt ve tırnaklar,
kemikler, seks organları, beyin ve psikolojik durum tiroid
hormonlarından etkilenmektedir.
Tiroid bezinden iki türlü tiroid hormonu salgılanır.
Bunlardan daha fazla salgılananı T4 (%80 oranında salgılanır), daha az
salgılananı (%20’si) ise T3 hormonudur. Hücrelere giren ve etkili olan
hormon T3 hormonudur; T4 hormonu hücreye girmez. Bu nedenle T4 hormonu
vücudumuzda özellikle karaciğerde ve diğer organlarımızda deiyodinaz enzimleri
ile T3 hormonuna dönüşmektedir. Bu dönüşümün bozulması durumunda T3
yeterince oluşamaz ve tiroid hormonları etkisini gösteremez.
Kandaki T4 ve T3 hormonları bazı proteinlere bağlanarak dolaşırlar. Bu proteinlere bağlanan tiroid hormonlarına total T4 ve total T3 adı verilir. Kanda bulunan tiroid hormonlarının çok azı kanda hiçbir proteine bağlanmadan serbest olarak bulunur ki, bunlara serbest T3 ve serbest T4
hormonları denir. Serbest T3 ve serbest T4 hormonları total T3 ve total
T4 hormonlarıyla bir denge halinde bulunduğundan tiroid bezinin çalışma
durumunu (az, çok veya normal çalışmasını) en iyi yansıtan testler
serbest tiroid hormonlarıdır. Kan dolaşımından hücrelere total
hormonlar değil serbest hormonlar girmektedir. Bu nedenle total T4 ve
T3 tetkikleri yerine serbest T4 ve serbest T3 hormonlarını ölçtürmek
daha iyidir.
Tiroid bezinin çalışması beynimizin tabanında bulunan hipofiz bezi
tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezi, TSH adı verilen bir hormon
salgılar ve bu hormon kan yoluyla tiroid bezine gelerek ondan tiroid
hormonu yapmasını ister TSH hormonu tiroid bezinin iyot tutmasını
sağladığı gibi tiroid hormonlarının yapılmasını da sağlar.
Tiroid bezi az hormon salgıladığında hipofiz bezi
TSH salgısını artırarak tiroid bezinin daha çok hormon üretmesini
sağlar. Bu nedenle tiroid bezinin az hormon salgıladığı tiroid
yetmezliğinde (hipotiroidi) kanımızda TSH hormonu normalden yüksek, fakat T3 ve T4 hormonları düşük olarak bulunur.
Tiroid bezi bazı hastalıklar nedeniyle çok hormon
salgılarsa, yani kanımızda T3 ve T4 hormonları çok artarsa bu defa
hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonu azalır. Kanımızda T3 ve T4
hormonları ne kadar yükselirse TSH hormonu da o kadar azalır. Hipertiroidi
Görüldüğü üzere hipofiz bezi kandaki T3 ve T4 hormon düzeyine göre TSH hormon salınışını azaltıp artırmaktadır.
Hipofiz bezi ise, beynimizde, hipofiz bezinin üzerinde bulunan hipotalamus organı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus organı salgıladığı TRH isimli hormon ile hipofiz bezinden TSH salınışını sağlar.
Görüldüğü gibi hipotalamus, hipofiz ve tiroid bezi
birbirine bağımlı olarak çalışan ve birbirlerini kontrol eden 3 bezdir.
Tiroid bezini hipofiz bezi kontrol ederken, hipofiz bezini de
hipotalamus organı kontrol etmektedir. Hipotalamusdan salgılanan TRH
hormonu hipofiz bezini etkileyerek buradan TSH hormonu salgılatır.
Hipofizden salgılanan TSH hormonu ise tiroid bezinden tiroid
hormonlarının yapılmasını ve kana salgılanmasını sağlar.
denilen tiroid bezinin aşırı çalışması durumunda kanımızda T3 ve T4
hormonları yüksek iken TSH hormonu normalin altına iner ve düşüktür.
KAYNAKLAR
TİROİD HASTALIKLARI TEDAVİSİ
TİROİD HASTALIKLARI TEDAVİSİ
Tiroid hastalaıklarının tedavisi ENDOKRİN UZMANI
tarafından yapılır. Bu nedenle tiroid hastalığınız varsa önce
Endokrinoloji uzmanına başvurunuz.
Tiroid hastalıkları farklı olup her birinin tedavisi farklıdır.
1. ZEHİRLİ GUATR-GRAVES-HİPERTİROİDİ TEDAVİSİ
İlaç tedavisinde içinde propiltiourasil (propisil) yada metimazol (thyromazol) bulunan
ilaçkullanılır. Bu ilaçlar tiroid hormon yapımını engelleyerek kandaki
yüksek hormon düzeylerini normale getirirler. Gebelikte ve çocuklardaki
hipertiroidi tedavisinde de bu ilaçların kullanılması gerekir. Bununla
beraber gebelikte ve emzirme döneminde propiltiourasil kullanılması
daha uygundur.
Propiltiourasil’in yarı ömrü kısa olduğu için 8
saatte bir tok karna alınır. Metimazol ise günde tek doz halinde veya
öğünlere bölünmüş halinde tok karna alınır. Bazen 12 saatte bir
verilerek tedaviye başlanabilir. Metimazol’un etki süresi 24 saatten
fazla iken propiltiourasil’in 12-24 saattir.
Bu ilaçlar ile tedavi sırasında kanda anti-TPO,
anti-TG ve anti-TSH-R antikor düzeyleri azalır. İki ilaç arasında seçim
yapmak doktorunuzun tercihine kalır. Metimazol ilacının yan etkisinin
bazı çalışmalarda daha az olduğu saptanmışsa da bu ilaçla da yan
etkiler görülebilir. İlaçlar tiroid bezinde önceden yapılmış
hormonların dolaşıma geçmesini önleyemediklerinden tiroid hormonlarının
normalleşmesi için 3-6 hafta geçmesi gerekir.
Graves hastalığının tedavisinde ilaçlarla % 16-40
oranında hastalık kontrol altına alınır ve tedavi bittikten sonra
ilaçlar kesilebilir. Ancak hastalık bir süre sonra nüks edebilir. Küçük
guatrı olan ve hafif şiddette hormon yüksekliği olanlarda ilaçlarla
hastalığın kontrol altına alınması daha kolaydır.
Büyük guatr ve bezde aşırı iyot depolanması varsa
veya hasta iyotlu tuz kullanıyorsa bu ilaçlara cevap gecikebilir. Bu
nedenle hastaların iyotsuz tuz yemeleri gerekir.
Tedavi edilmiş ve hormonları normal seviyelere
gelmiş hastalarda Graves hastalığı ilaç kesilmesinden sonraki 1 yıl
içinde % 50-60 gibi yüksek oranlarda nüks etmekte, yani hastalık tekrar
alevlenmekte ve eski şikayetler tekrar başlayabilmektedir. İyot alımı
artarsa ve sigara içilirse nüks daha hızlı olmaktadır. Bu nedenle
hastalar iyotsuz tuz yemelidir. Ülkemizde tuzların hepsi
iyotlandığından bazı tuz firmalarının ürettikleri kendiliğinden
tuzluklu şekilde satılan iyotsuz tuz satın alıp bunları kullanmaları
özellikle çok önemlidir. Ailede diğer kişilerin ve özellikle çocukların
iyotlu tuz almaları gerektiği için yemeklerin tuzsuz yapılıp bu tür
hastaların iyotsuz tuz, çocukların iyotlu tuz kullanmaları gerekir.
Sigara içmek nüksü artırdığından ve göz hastalığı yaptığından sigara
kesilmelidir.
Graves’li hastalarda çarpıntıyı azaltmak için yukarıda sözedilen propiltiourasil veya metimazol ilaçlarıyla birlikte beta bloker (dideral gibi) denen
ilaçlar da verilir. Bu ilaçlar hem hormonların azalmasına hem de
çarpıntının düzelmesine katkıda bulunur. Astım veya damar hastalığı
varsa bu ilaçlar verilemediğinden yerine başka ilaçlar verilebilir. Bu
nedenle astım veya damar hastalığınız varsa doktorunuza mutlaka
bildiriniz. Bu ilaçlar tansiyonda hafif düşme yaptığından tansiyonu
düşük kişiler alamazlar.
Uykusuzluk, sinirlilik ve huzursuzluk çok fazlaysa
bu durumu doktorunuza bildiriniz. Doktorunuz size sakinleştirici
ilaçlar önerebilir.
2. TİROİDİT-TİROİD BEZİ İLTİHABI
Ağrılı dönemde Aspirin veya diğer ağrı kesici
ilaçlar (Apranax, Parol, Naprosyn ve Endol gibi) ağrıyı düzeltir. Bazı
kişilerde ağrı gece daha fazla olur. Bu nedenle yatmadan önce ağrı
kesici alınabilir. Kalsiyum, magnesium ilave verilebilir. Ağrısı, ağrı
kesici ilaçlarla geçmeyen hastalarda kortizon ilacı verilir. Kortizon
ile ağrı bazen ilaç alındıktan bir kaç saat sonra veya 24 saat içinde
hızla geçer ve hasta rahatlar. Eğer ağrı kortizon tedavisiyle
geçmiyorsa başka hastalık düşünmek gerekir. Kortizon tedavisiyle
düzelen hastaların bazılarında kortizon ilacı azaltılırken ağrı tekrar
başlayabilir. Bu tür hastalarda kortizon tedavisine bir süre daha devam
edilir. Bunlarda şiddetli iltihap var demektir. Tiroid bezi iltihabı
geçiren hastalarda boyunda rahatsızlık hissi bazı kişilerde aylarca
devam edebilir. Bazen kortizon ilacı vereceğiz denilince bazı hastalar
nedensiz yere korkmaktadır. Kortizon ilacının midenizde ülser veya
gastrit yoksa hiçbir zararı olmaz ve boşu boşuna ağrı çekmemiş
olursunuz.
Hastaların çoğunda tiroid bezindeki iltihap
kendiliğinden düzelir ve hormonlar normal seviyeye gelir. Ancak
hastaların % 10’nunda devamlı olan yani kalıcı tiroid bezi yetmezliği
(hipotiroidi) gelişir. Özellikle iyotlu tuz kullanan veya iyot alan
hastalarda hipotiroidi daha sık görülür. Tiroid bezi iltihabı geçiren
bu hastaların % 2’sinde ileride tekrar iltihap olabilir.
3. HİPOTİROİDİ-TİROİD YETMEZLİĞİ
Hipotiroidide vücudumuzda tiroid hormonu az
olduğundan dışardan verilecek sentetik T4 hormonu ilaçları ile eksiklik
giderilmeye çalışılır. Kullandığınız bu ilaçların içinde levotiroksin
vardır ve vücudunuzda yapılan T4 hormonunun aynısıdır. Vücutta T4
hormonu eksik olduğundan bu ilaçlarla eksiklik giderilir. Tiroid
yetmezliğinin tedavisinde ilaç tedavisinden başka bir tedavi şekli
yoktur. Bazı hastaların sorduğu gibi ameliyat yapılmaz. Levotiroksin
ilacı günde bir defa aç karna alınmalıdır. Aç iken alınırsa emilimi
daha iyidir ve yaklaşık % 70’i emilir. İlaçları hep aynı zamanda almalı
ve unutmamalıdır. Eğer aç karna alınca midede yanma veya ağrı oluyorsa
ilacı tok karna alabilirsiniz. Tok karna alınınca ilaç emilimi
azalacağından daha fazla ilaç almak gerekebilir. Bu durumu doktorunuza
bildiriniz. Demir ilaçları, kalsiyum ilaçları, sukralfat isimli mide
ilacı, lifli-posalı gıdalar, lif veya posa kapsülleri, antiasitler ve
soya yağı aynı öğünde alınırsa tiroid ilacının emilimini bozar. Bu
nedenle mümkün olduğu kadar tiroid ilacının alındığı öğünde başka ilaç
alınmamalıdır.
İlaç kullanan hastalar hormon ölçümü için kan
verecekleri zaman ilacı yutmadan kan vermelidir. Kan verdikten sonra
ilaçlarını alabilirler. İlaç alındıktan 9 saat sonra da kan
verebilirler.
Hipotiroidi ömür boyu tedavi edilmesi gereken bir
hastalıktır. Geçici bir hastalık değildir. Herhangi bir antibiyotik
gibi ilaç kutusundaki ilaç bitince tedavinin kesildiği bir hastalık
değildir. İlacı keserseniz şikayetleriniz tekrar başlar. Bu nedenle
ilaçlarınızı kesmeyiniz.
Bazen Levotiron ilacını eczanede bulamadığınızda
onun yerine Tefor ilacını kullanabilirsiniz. Bu durumu doktorunuza
bildiriniz. İlaçların etkinliği bazen farklı olabildiğinden TSH hormonu
ölçülerek ilaç değişiminin etkisini tekrar kontrol etmek gerekebilir.
İyileşme Ne Zaman Başlar?
İlaç tedavisine başladıktan 2 hafta sonra
şikayetlerde düzelme başlar. Bununla birlikte şiddetli şikayetleri
olanlarda tam düzelme birkaç ayı bulur. Bunun nedeni dokuların tiroid
hormonu ile doymasının zaman almasıdır.
İlaç Ne kadar Süre Kullanılır?
Tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidizm) ömür boyu tedavi gerektiren bir hastalıktır. Bu nedenle ilaç tedavisi ömür boyu sürer.
4. NODÜL
Önce biyopsi yapılr. Biyopsi sonucu iyi çıkarsa ilaç tedavisi yapılır.
5. TİROİD KANSERİ
Her türlü tiroid kanserinde ameliyat ve radyoaktif iyod tedavisi yapılır.
KAYNAKLAR
TİROİD BELİRTİLERİ
TİROİD BELİRTİLERİ
Tiroid bezi vucudumuzda boyun on tarafında bulunan
bir organımızdır. Tiroid bezi T3 ve T4 hormonları salgılar. Tiroid
bezinin bazı hastalıkları kişide değişik belirtiler yapar. Bu belirtile
hastalığın türüne ve tiroid hormonlarının az veya çok salgılanmasına
bağlı olarak değişir.
Bazı belirtileri şöyle sıralayabiliriz:
1. Tiroid bezinde büyüme: Bezin büyümesine guatr denir. Karşıdan bakıldığında boyundaki şişlik göze çarpar.
2. Boyunda tiroid bezinde şişlik olması: nodul nedeniyle olur.
3. Tiroid bezinde boyunda ağrı olması: tiroid bezi iltihabında olur.
4. Gözlerde büyüme: Graves hastalığı denen zehirli guatr tipinde olur.
5. Kilo alma: Tiroid yetmezliğinde olur.
6. Kilo verme: Zehirli guatrda olur.
Şimdi Hangi tiroid hastyalığında hangi belirtiler görülür onlara bakalım:
1. TİROİD YETMEZLİĞİ-HİPOTİROİDİ BELİRTİLERİ:
Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın
şiddetine göre değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda
çok şiddetli belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler
özellikle yaşlı kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez
ise atlanır. Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan
bir kişide şu belirtiler olabilir:
- Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
- Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
- Hareketlerde yavaşlık
- Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
- Üşüme veya kendini soğuk hissetme
- Terlemenin azalması
- Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
- Sarı veya portakal renginde bir deri
- Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
- Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
- İştah kaybı
- Kilo alma ve kiloyu verememe
- Horlama başlaması
- Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
- Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
- Kabızlık olmaya başlaması
- Göz etrafının ve göz altının şişmesi
- El, ayak ve eklemlerde şişlik
- Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
- Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
- Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
- Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
- Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
- İşitmede azalma oluşması
- Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
- Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
- Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
- Kan kolesterol düzeyinde artma
- Gebe kalamama (kısırlık)
- Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
- Reflekslerin yavaş olması
- Kekemelik
2. ZEHİRLİ GUATR BELİRTİLERİ:
Hareketli olma, huzursuzluk
Çarpıntı (hızlı ve düzensiz kalp atımı olması
Yorgunluk
Güçsüzlük (ağır eşyaları kaldıramaz, merdiven çıkarken zorlanır)
Ellerde titreme
Saç dökülmesi
Sinirlilik, kolay heyecanlanma ve kolay öfkelenme
Canlı bakış, gözlerde büyüme, göz kapağında çekilme
Uykusuzluk, dikkat bozukluğu
Derinin sıcak, nemli ve ince olması
İshal
İştah artışı
Susama
Ağız kuruluğu
Sık idrara çıkma
Kilo kaybı (zayıflama)
Adetlerde azalma veya kesilme
Cinsel istekte azalma, sperm sayısında azalma
Erkeklerde meme büyümesi (jinekomasti)
Kemik erimesi
Kaslarda güçsüzlük
Çabuk yorulma
3. TİROİDİT-TİROİD BEZİ İLTİHABI BELİRTİLERİ:
Tiroid bezindeki iltihap boyunda ağrı ile kendini
gösterir ve bezde depolanmış hormonların kan dolaşımına dökülmesine ve
hormonların yükselerek çarpıntı, terleme ve zayıflama gibi şikayetlerin
ortaya çıkmasına neden olur. İltihap çoğu hastada kendiliğinden düzelir
ve hormonlar normale gelir. Bu durum geçici bir iltihap olayıdır.
Virüslerin yaptığı tiroid bezi iltihabının en önemli
özelliği boyun ön bölgesinde şiddetli ağrı olmasıdır ve bu ağrı tek
taraflı olarak kulak ve çeneye yayılır. Ağrı ortaya çıkmadan bir kaç
hafta önce kas ağrısı, ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve yutkunmakta
zorluk bulunabilir. Bazen hastalık farenjit ve boyunda ağrı ile başlar
ve ağrı ve hassasiyet giderek artar. Ateş 37.5 ºC-38.3 ºC ve hatta 40
°C olur. Bazı hastalarda halsizlik, yorgunluk, ateş ve eklem ağrıları
olabilir. Ağrı tiroid bezinin bir tarafından öbür tarafına kayabilir.
Bazen ağrı yayılmadan olduğu yerde kalır. Bazı hastalarda ağrı çene ve
kulaklara yayılır ve ağrı yutkunmakla, öksürmekle ve baş hareketiyle
artar. Ağrı bazı kişilerde gece daha fazla olur. % 50 hastada çarpıntı,
kilo kaybı, sinirlilik, ellerde nemlilik ve titreme olabilir. Tiroid
bezinde hassasiyet, sertlik, nodül gelişimi ve büyüme olabilir.
İltihabın olduğu bölge hassas ve serttir. Tiroid bezi o kadar ağrılıdır
ki hasta muayene edilmesini ve elle dokunulmasını istemez. Bu hastalık
6 hafta veya bazen 2-5 ay sürebilir ve çoğunlukla kendiliğinden
düzelir.
4. NODUL BELİRTİLERİ:
Nodüllerin çoğu hiçbir belirti vermez ve şikayet
yapmaz. Nodüller sıklıkla hasta veya doktor tarafından rasgele fark
edilir ve nadiren yemede zorluk, nefes darlığı, ses kalınlaşması veya
çatallaşma veya boyunda ağrı yapar. Ancak çoğunun hiçbir belirtisi
yoktur. Nadiren nodül içine kanama olursa ağrı ve hassasiyete neden
olur. Bu tür kanamalar nodülün kendiliğinden yok olmasına neden
olabildiği gibi sıklıkla kist oluşumuna da neden olur. Bazen akciğer ve
beyin tomografileri sırasında veya boyundaki damarların ultrason ile
incelemesi sırasında da tesadüfen nodül olduğu fark edilir.
5. TİROİD KANSERİ.
Tiroid kanserli hastaların çoğunda hiçbir belirti
veya şikayet yoktur. Bir kısmında boyunda bir şişlik gelişir ; çoğunda
ise bir nodülden yapılan biyopsi sonucu kanser saptanır. Biyopsi normal
çıktığı halde ameliyat edilen bezin nodül dışındaki bir alanında bazen
milimetrik boyutta küçük kanser odağı saptanabilir. Tiroid bezinin
hızlı büyümesi ve sert olması kanser şüphesini artırır. Ses kısıklığı
ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi de tiroid kanser şüphesini artırır.
Bazen özellikle çocuklarda boyundaki lenf
bezlerindeki büyüme ilk bulgu olabilir. Çok nadiren bir kanser ağrılı
ve baskı şikayetleri dediğimiz ses kısıklığı, nefes darlığı veya yeme
zorluğu ile ortaya çıkar. Bazen hastalar ilk olarak vücudun diğer
tarafındaki lenf bezi büyüklüğü, kemik kırıkları veya çok nadiren
tiroid bezi fazla çalışması (hipertiroidizm) ile karşımıza çıkabilir.
Bununla beraber çoğu hastada hiçbir şikayet yoktur.
Boyundaki kitlenin veya nodülün nefes borusuna
yapışık olması, sert olması, son zamanlarda hızlı büyümesi, yeme
zorluğu, ses kısıklığı veya ses kalınlaşması ve büyümüş lenf bezleri
kanser olasılığını kuvvetlendirir.
KAYNAKLAR:
1.
TSH NEDİR?
TSH NEDİR?
Tiroid bezinin çalışması beynimizin tabanında bulunan hipofiz bezi
tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezi, TSH adı verilen bir hormon
salgılar ve bu hormon kan yoluyla tiroid bezine gelerek ondan tiroid
hormonu yapmasını ister TSH hormonu tiroid bezinin iyot tutmasını
sağladığı gibi tiroid hormonlarının yapılmasını da sağlar.
Tiroid bezi az hormon salgıladığında hipofiz bezi
TSH salgısını artırarak tiroid bezinin daha çok hormon üretmesini
sağlar. Bu nedenle tiroid bezinin az hormon salgıladığı tiroid
yetmezliğinde (hipotiroidi) kanımızda TSH hormonu normalden yüksek, fakat T3 ve T4 hormonları düşük olarak bulunur.
Tiroid bezi bazı hastalıklar nedeniyle çok hormon
salgılarsa, yani kanımızda T3 ve T4 hormonları çok artarsa bu defa
hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonu azalır. Kanımızda T3 ve T4
hormonları ne kadar yükselirse TSH hormonu da o kadar azalır. Hipertiroidi
Görüldüğü üzere hipofiz bezi kandaki T3 ve T4 hormon düzeyine göre TSH hormon salınışını azaltıp artırmaktadır.
Hipofiz bezi ise, beynimizde, hipofiz bezinin üzerinde bulunan hipotalamus organı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus organı salgıladığı TRH isimli hormon ile hipofiz bezinden TSH salınışını sağlar.
Görüldüğü gibi hipotalamus, hipofiz ve tiroid bezi
birbirine bağımlı olarak çalışan ve birbirlerini kontrol eden 3 bezdir.
Tiroid bezini hipofiz bezi kontrol ederken, hipofiz bezini de
hipotalamus organı kontrol etmektedir. Hipotalamusdan salgılanan TRH
hormonu hipofiz bezini etkileyerek buradan TSH hormonu salgılatır.
Hipofizden salgılanan TSH hormonu ise tiroid bezinden tiroid
hormonlarının yapılmasını ve kana salgılanmasını sağlar.
denilen tiroid bezinin aşırı çalışması durumunda kanımızda T3 ve T4
hormonları yüksek iken TSH hormonu normalin altına iner ve düşüktür.
T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında
veya üstünde olması tiroid bezinin iyi çalışmadığını gösterir. T4 ve T3
hormonları düşük ise beziniz az çalışıyor, buna karşılık T4 ve T3
hormonları yüksek ise beziniz çok çalışıyor demektir. T3 ve T4 ölçümü
yaptırırken serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçtürmek en
iyisidir. Total T4 ve Total T3 artık pek kullanılmamaktadır. Gebelerde,
doğum kontrol hapı kullananlarda ve östrojen ilacı alanlarda mutlaka
serbest T3 ve serbest T4 hormon ölçümleri yapılmalıdır.
Tiroid bezinin az veya çok çalıştığını gösteren diğer bir tetkik TSH hormon
ölçümüdür. TSH ölçümünün normalden düşük olması tiroid bezinin aşırı
çalıştığını gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunması ise
tiroid bezinin az çalıştığını gösterir.
HASHİMOTO HASTALIĞI VE TSH
Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘’Hashimoto tiroiditi’’ bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto
tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir. Hashimoto tipi tiroid
bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer
bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi
tiroid bezi iltihabıdır.
Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz
hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu
yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir
savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek
ister. Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO
antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid
bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid
bezine birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri
tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve
sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar
içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve
kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları
normaldir. Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç
halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal)
sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük)
gelişir.
HİPOTİROİDİ-TİROİD AZ ÇALIŞMASI
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur.
Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi
yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur.
Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve
nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır. Aşikar
hipotiroidide TSH yüksek, serbest T3 ve serbest T4 düşüktür.
TSH DÜŞÜKLÜĞÜ
TSH hormonu 1 'in altına doğru iniyorsa tiroid fazla
çalışmaya başlıyor demektir. İyotlu tuz yiyenlerde, sıcak nodullerde ve
zehirli guatr hastalarında TSH normalden küçük çıkmaya başlar.
Her türlü TSH hormon anormalliğinde teşhis ve tedavi için mutlaka bir ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.
KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, 99 Sayfada Tiroid Hastalıkları, İş Bankası yayınları
GUATR NEDENLERI
GUATR NEDENLERI
Tiroid bezinin herhangi bir nedenle buyumesine guatr
diyoruz. Tiroid bezinin buyuklugu saglikli kisilerde de bazi
farkliliklar gosterir. Bu farkliliklarin nedenleri asagida verilmistir:
Tiroid bezi buyuklugunu belirleyen faktorler:
Beyinde bulunan hipofiz bezinden salgilanan TSH
hormonu tiroid bezinin buyumesini etkiler. Asiri salgilanan TSH hormonu
tiroid bezini uyararak buyumesini saglar; buna karsilik TSH az
salgilanirsa bu defa tiroid bezi kucuk kalir.
Kisinin gida veya icilen sularla aldigi iyot miktari
da tiroid bezi buyuklugunu etkilemektedir. Iyot alimi yetersiz olunca
tiroid bezinde buyume olmaktadir.
Selenyum elementi de tiroid hormon metabolizmasinda
onemli rol oynar. Selenyum mineralinin az alindigi durumlarda kanda TSH
ve T4 hormonu yukselir, fakat T3 hormonu duser. Iyot yetmezligi ile
birlikte selenyum eksikligi varsa iyot yetmezligine bagli hastaliklar
daha siddetli olarak ortaya cikmaktadir.
Vucut agirligi veya buyuklugu ile tiroid hacmi
arasinda iliski vardir. Ozellikle vucudun yagsiz kismi ile tiroid hacmi
arasinda iliski oldugu gosterilmistir. Erkeklerde tiroid hacminin
kadinlardan fazla olmasi ise erkeklerin vucut agirliginin daha fazla
olmasi ile aciklanmaktadir.
Dogum sayisi da tiroid bezinin buyuklugunu etkiler.
Gebelikte tiroid hacminde artma olmaktadir. Dogum sayisi arttikca
tiroid hacmi artmaktadir. Bu durum ozellikle iyot yetmezligi olan
bolgelerde daha fazladir.
Sigara icenlerde tiroid bezinin daha buyuk oldugu
saptanmistir. Sigara icenlerin kanlarinda tiroid hormonu uretimini
engelleyen tiyosiyanat isimli bir maddenin duzeyi artar. Artan
tiyosiyanat hem kandaki iyotun tiroid bezi tarafindan tutulmasini onler
hem de tiroid hormon olusumunu azalttigindan hipofiz bezinden TSH
salinisi artarak daha fazla hormon uretilmesi saglanmaya calisilir.
Artan TSH hormonu ise bu defa tiroid bezinde buyume yapar. Sigara
icenlerde bu nedenle guatr sikligi daha fazladir.
Tiroid bezinde adet donemine gore kadinlarda
degisiklikler olur. Tiroid hacmi iki adet kanamasi arasindaki donemin
ilk yarisinda yaklasik % 50 kadar artabilmektedir. Iki adet arasindaki
zamanin ikinci yarisinda (luteal faz) bu artis geriye doner ve bez eski
haline doner. Bu hacim degisiklikleri ostrojen hormonunun tiroid
bezindeki kanlanmayi etkilemesine bagli olarak olusmaktadir.
Genetik faktorler: Yukarida sayilan nedenler icinde
en onemlisi genetik faktorlerdir. Tiroid bezindeki buyukluk % 71
oraninda genetik olarak belirlenmektedir. Guatrin bazi ailelerde sik
gorulmesi de bunu desteklemektedir. Iyot yetmezligi olmayan bolgelerde
saptanan guatrin nedeni genetik faktorler yani anne ve babamizdan gelen
kalitimdir.
Alkol fazla icenlerde ise ilginc olarak guatr daha
az gorulmektedir. Alkolun guatr sikligini nasil azalttigi tam
bilinmemektedir; bu buyuk olasilikla alkolun tiroid bezi icin direk
toksik etkisine baglidir.
Dogum kontrol hapi kullanan kadinlarda tiroid bezi hacmi daha kucuk bulunmustur.
Sekil 3’de normal tiroid bezi ile buyumus olan tiroid bezi kiyaslanarak sembolize edilmistir.
Guatr cesitleri:
Tiroid bezi buyumeleri yani guatr 3 sekilde olabilir:
1- Basit Guatr: Tiroid hormonlari normaldir.
Bez icinde nodul yoktur. Tiroid bezinde buyume vardir. Bu nedenle buna
basit guatr adi da verilir.
2- Noduler guatr: Tiroid bezi buyur ancak bez
icinde nodul dedigimiz nohut veya leblebi buyuklugunde yumrular vardir.
Noduler guatrda tiroid hormonlari normal veya artmis olabilir.
3- Dalan Guatr (Torasik veya Plonjan Guatr): Tiroid bezinin gogus kafesi icine dogru buyumesi ve gogus kafesi icine girmesi veya dalmasidir.
I. BASIT GUATR
Salgiladigi tiroid hormonlari normal oldugu halde
buyumus tiroid bezine basit guatr denir. Icerisinde nodul olmadan
tiroid bezinin oldugu gibi buyumesine duz veya basit guatr denir.
Guatrin icinde noduller varsa bunlara bu defa noduler guatr denir. Iyot
yetmezligi dunyada en sik guatr nedenidir. Iyot yetmezligi nedeniyle
olusan guatr ilk yillarda duz bir buyume seklindedir; yani icinde nodul
yoktur. Cocukluk ve ergenlik doneminde guatrda nodul pek bulunmaz.
Ancak tedavi edilmez ve iyot eksikligi devam ederse ileri yaslarda
guatr hem buyur hem de icinde noduller olusur. Bu noduller ileride
asiri hormon salgilama ozelligi kazanarak hipertiroidi dedigimiz kanda
tiroid hormonlarinin asiri calismasina neden olabilirler.
Iyot yetmezligine bagli guatri olan kisilerin
kanlarinda T3 hormonu hafif artar, TSH hormonunda biraz artis olabilir
ve T4 hormonu biraz dusuk cikar.
Bir toplumda 6-12 yas arasi cocuklarin % 5’den
fazlasinda basit guatr varsa buna endemik (yaygin) guatr denir. Endemik
guatr iyot yetmezligi olan bolgelerde sik gorulur. Bu oran % 5 den az
olursa sporadik (seyrek gorulen) guatr ismi verilir. Sporadik guatr ise
iyot yeterli bolgelerde gorulur.
Guatr kadinlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla
gorulur. Genclik caginda da kizlarda erkeklere gore daha fazla gorulur.
Turkiye’de guatr sikligi bolgelere gore degismek uzere % 5-56 arasinda
degismektedir. Goruldugu gibi bu cok yuksek bir orandir.
Iyot yetmezligi olan bolgelerde guatr daha fazladir.
Ozellikle daglik bolgelerde toprakta iyot az oldugundan guatr daha
fazla gorulur. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr olusumu
arasinda bir iliski yoktur.
Selenyum yetmezligi de ulkemizde onemli bir
problemdir. Yaptigimiz bir calismada guatrli kisilerde selenyum
duzeyinin dusuk oldugunu saptadik.
Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlaligi da
guatra neden olabilmektedir. Pillerle bulasmis sularda kadmiyum
yuksektir ve guatr ortaya cikar.
Demir eksikligi olan kisilerde de guatr sikliginda artis vardir.
Ergenlik cagindaki cocuklarda bazen guatr olusur ve
buna adolesan veya ergenlik guatri denir. Ergenlik doneminde artan
hormon ihtiyacini karsilamak icin tiroid bezi biraz buyur ve guatr
olusur. Daha sonra bu guatr cogu cocukta veya gencte kaybolur.
Yalanci guatr ise tiroid bezinin dogustan normal
yerlesim yerinden biraz yukarida olmasi ve ozellikle ince boyunlu
kadinlarda guatr varmis izlenimi vermesidir. Yapilacak ultrasonda
tiroid hacminin artmadigi ve guatr olmadigi ortaya konur.
Gebelikte ve menopoz doneminde de tiroid buyuklugu artar ve guatr olusabilir.
Iyot yetmezligi fazla olan kadinlarda gebe kalma ve
cocuk dogurma sikligi azalir. Iyot yetmezligi uremeyi
engelleyebilmektedir. Bu nedenle cocugu olmayan kadinlarda iyot
yetmezligi olup olmadigi arastirilmalidir.
Guatrin ailesel ozellik gosterdigi bilinen bir
gercektir. Bazi ailelerde guatr fazla gorulur. Yapilan calismalar guatr
gelisiminde kalitimsal gecisin iyot yetersizligi olan bolgelerde
yasayan kadinlarda %39 oraninda, iyodun yeterli alindigi bolgelerde
yasayanlarda ise % 82 oraninda oldugunu ortaya koymustur.
Guatr nedenleri:
a) Iyot yetmezligi
b) Selenyum yetmezligi
c) Genetik egilim veya ailede guatr olmasi
d) Tiroid bezinin iltihabi hastaliklari (Hashimoto veya tiroiditler)
e) Psikiyatrik hastalarin kullandigi lityum ilaci
f) Soya yagi veya fasulyesi fazla yemek (iyot yetmezligi ile beraber)
g) Tiroid hormon olusumundaki genetik bozukluklar
h) Sigara icmek
i) Demir yetmezligine bagli kansizligi olanlar
j) Gebelik (iyot yetmezligi olan bolgelerde)
k) Beyinde bulunan hipofiz bezinden asiri TSH hormonu salgilanmasi
Ic Guatr, Dis Guatr Nedir?
Ic guatr ve dis guatr tanimi halk arasinda
kullanilan tanimlamalar olup tibbi bir anlami yoktur. Guatrin gogus
boslugu icine girmesi belki ic guatr olarak adlandirilabilir.
Bir Bolgede Iyot yetmezligi Arttikca Guatr Sikligi Artar:
Idrarda atilan iyot miktari o kisinin iyot durumunu
gosterir. Idrarda iyot miktari olculerek iyot yetmezliginin siddeti
anlasilabilir. Iyot yetmezligi artikca guatr sikligi da artmaktadir.
iyot miktarina gore guatr olusma riski su sekilde saptanmistir: Idrar
iyodu hafif derecede yetmezlik gosteriyorsa yani 50-99 g/dl arasinda
ise bunlarin %5-20’sinde, orta dereceli iyot yetmezligi varsa (idrar
iyodu 20-49 g/dl arasinda ise) bunlarin % 20-30’unda ve siddetli iyot
yetmezligi varsa (idrar iyodu < 20g/dl olmasi) bu kisilerin %
30’undan fazlasinda guatr gelisir.
Guatrli Kiside Ne Gibi Sikayetler Olur:
Guatrli hastalarin cogunda herhangi bir sikayet
yoktur. Guatr cok buyuk olursa nefes borusu ve yemek borusuna baski
yaparak oksuruk ve nefes darligi gibi sikayetler yapabilir. Iyot
yetmezligi asiri ise tiroid bezi yetmezligi yani tiroid hormon
salgilanmasinda azlik (hipotiroidi) ve ona bagli sikayetler olabilir.
Hipotiroidi daha sonraki bolumlerde ayri bir baslik halinde
anlatilmistir. Erken devrede ve cocuklukta yumusak ve duz bir guatr
vardir. Eriskinlerde ise her zaman guatr icinde noduller ve kist
olusur. Tiroid hormon tetkikleri genellikle normal sinirlar icindedir.
Baslangicta guatr icinde nodul yokken yasin artmasiyla noduller ve kist
gelisebilir. Volum arttikca yani guatr buyudukce TSH hormonunda azalma
olusur. Bu hastalarda anti-TPO antikoru kanda yuksekse o zaman guatrin
Hashimoto hastaligi nedeniyle gelistigini dusunuruz. Hashimoto
hastaligi ile bilgileri daha detayli olarak ilerdeki bolumlerde
bulabilirsiniz.
Guatrli Bir Kiside Hangi Tetkikler Yapilir?
Guatri olan bir kiside serbest T3, serbest T4, TSH,
anti-TPO antikor ve tiroid ultrasonu tetkikleri yapilir. Idrar iyoduna
bakilarak iyot yetmezligi olup olmadigi anlasilir. Ayrica kanda
selenyum duzeyi olculerek eksiklik olup olmadigi anlasilir. Iyot
yetmezligi olan bolgedeki guatrli kisilerde radyoaktif iyot uptake
testinde yukseklik, total ve serbest T4 hormonlarinin normal sinirlarda
veya bazen dusuk, oldugu gorulurken, T3 hormon duzeyleri normal veya
yuksek olabilir. TSH hormon duzeyleri ise normal veya yuksek olabilir.
Anti-TPO ve anti-TG antikorlari iyot yetmezligine bagli guatrda negatif
iken, Hashimoto tiroiditine bagli guatr varsa antikorlar yuksek olarak
bulunur. Siddetli iyot yetmezliginde ise hipotiroidizm denilen tiroid
yetmezligi gelisir ki, bu durumda TSH hormonu yuksek, T3 ve T4
hormonlari normal duzeyin altina dusmustur.
Guatr Nasil Tedavi Edilir?
Guatr tedavisi için öncelikle bir ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.
Basit guatrli bir hastada iyot yetmezligi varsa
iyotlu tuz verilir ve tiroid hormonu ilaclari ile tedavisi yapilir. Bu
ilaclarin dozunu yasiniza gore ve diger hastaliklarinizin olup
olmadigina gore doktorunuz ayarlar. Bu ilaclarin dozunu onerilen dozda
almak cok onemlidir. Fazla alirsaniz zarari olabilir.
Guatrli kisilerde selenyum eksikligi varsa selenyum verilir.
Guatr icinde nodul varsa önce hormonlara bakılır ve ayrıca mutlaka tiroid iğne biyopsisi yapılır.
Plonjan guatr dedigimiz gogus kafesine dogru girmis guatrlarda hormonlar normal ise ameliyat yapilir.
KAYNAKLAR
1.
3. Prof Dr Metin Ozata, Guatr Tiroid Rehberi Gürer Yayınları 2010
PARATIROID NEDIR?
PARATIROID NEDIR?
Paratiroid bezleri tiroid bezinin arkasında ve
yapışık olarak bulunur ve 4 adettir. İki tanesi yukarıda iki tanesi
aşağıdadır. Bir paratiroid bezinin ağırlığı en fazla 70 mg kadardır ve
boyutu 6x5x2 mm kadar, yani oldukça küçüktür.
Paratiroid bezinden paratiroid hormonu salgılanır.
Paratiroid hormonu kandaki kalsiyum düzeyine göre salgılanır. Kanda
kalsiyum düşük ise paratiroid hormonu salgılanır ve bu hormon böbrek ve
kemiklere direkt olarak etki ederek ve bağırsaklara dolaylı yoldan etki
ederek kan kalsiyumunu yükseltir. Kanda kalsiyum yüksek ise paratiroid
hormonu az salgılanır.
Kanda kalsiyum ayarlanmasında böbreğin de önemli
rolü vardır. Paratiroid hormonu böbrekte D vitamininin aktif hale
gelmesine (1, 25 (OH)2D3) katkıda bulunur. Böbrekten süzülen kalsiyumun
geri alınmasında paratiroid hormonunun etkisi vardır.
Paratiroid hormonu kemiklere etki ederek kemiklerden
kalsiyum ve fosforun ayrılmasını sağlar. Paratiroid hormonu ayrıca D
vitamini yoluyla barsaklardan kalsiyum emilimini de artırır. Paratiroid
hormonu böbreklerden kalsiyum emilimini artırırken idrarla fosfat
atılımını artırır.
Kalsiyumun vücutta, yani kanda, bir dengede
tutulmasında iskelet, bağırsaklar, böbrek, paratiroid hormonu ve D
vitamininin önemli rolü vardır. Normal erişkin bir kişide diyetle
alınan günlük kalsiyum miktarı 1000 mg kadardır. Böbreklerden her gün
10 gram kalsiyum geçer ve bunun 100- 300 mg kadarı idrarla atılır.
Kalsiyum esas olarak iskelet kemiklerinde depo edilir ve iskeletimizde
yaklaşık 1000 gram kalsiyum bulunur.
PARATIROID HORMON YUKSEKLIGI
Paratiroid hormonun (PTH) bir veya daha fazla
paratiroid bezinden aşırı salgılanmasıyla paratiroid hormon fazlalığı
oluşur ve buna tıp dilinde ‘’primer hiperparatiroidi’’ denir. Kanda
kalsiyum yüksekliğinin en önemli nedeni paratiroid hormon fazlalığıdır.
Her yaşta görülürse de, 50 yaş üzerinde daha çok
görülür. Kadınlarda menopoz döneminde biraz daha fazla görülmektedir
(3/1 oranında).
Paratiroid hormonunun fazla salgılanmasının en sık
nedeni (% 85) paratiroid bezlerinden birinde bir tümör oluşmasıdır ve
buna tıp dilinde ‘’adenom’’ denir. Bazan paratiroid bezlerinin büyümesi
(% 12-15) veya çok nadir olarak paratiroid bezi kanseri ( % 1-2)
paratiroid hormon fazlalığına neden olabilir.
Klinik Bulgular
Günümüzde teşhis gelişen laboratuar teknikleri
sayesinde yaklaşık % 50 hastada hiç bir şikayet yok iken rastlantısal
olarak konabilmektedir. Şikayeti olan hastalarda ise
Yorgunluk
Eklem ağrıları
Halsizlik
İştah kaybı
Hafif depresyon
Konsantre olamama görülebilir.
Böbrekte taş oluşmasının önemli bir nedeni
paratiroid hormon yüksekliğidir. Böbrek taşları bu hastaların %
20-25’inde görülür. İdrarla kalsiyum atılımı artar yani günde idrarla
atılan kalsiyum miktarı 300 mg’dan fazladır.
Paratiroid hormon fazlalığında kemik kistleri ve
kahverengi (Brown) tümörler seyrek olarak (%1) görülmektedir.
Kemiklerde gelişen kalsiyum azlığına bağlı olarak ön kol, kalça ve
omurgada kemik kırıklarının sıklığında artış olur. Hafif kemik erimesi
(osteopeni) en sık görülen kemik bulgusudur (%30).
Bu hastalarda ayrıca eklem ağrıları, gözde
konjunktivada kalsiyum birikmesi, keratopati ve tansiyon yükselmesi (%
30-50 hastada) görülebilir.
Kanda kalsiyumun yüksek olması nedeniyle de bu hastalarda şu şikayetler olabilir:
İştah kaybı
Bulantı
Kabızlık
Aşırı susama
Sık idrara gitme
Bu hastalarda kalsiyum yüksekliğine bağlı olarak
böbrek fonksiyonlarında bozulma, romatizmal şikayetler, kanda fosfor
düşüklüğü, kanda mağnezyumda hafif artış olabilir.
Tanı
Teşhis için kanda kalsiyum ve paratiroid hormon
düzeylerine bakılır. Primer hiperparatiroidide hem paratiroid hormonu
hem de kan kalsiyumu kanda yüksek olarak bulunur.
Paratiroid hormon yüksekliğinin tipik bulgusu serum
kalsiyumunun yüksek olmasıdır. Vitamin D eksikliğine bağlı osteomalasi
hastalığı (kemik hastalığı) varlığında kalsiyum yükselmesi olmayabilir.
Bu hastalara D vitamini verildiğinde kan kalsiyumu artar.
Bazen kan kalsiyumu yükselmeden sadece paratiroid hormon yüksekliği görülebilir.
Paratiroid bezi ultrasonografisi ile % 80’e varan
oranda büyümüş paratiroid bezi tespit edilebilir. Bilgisayarlı
tomografi ve manyetik rezonans görüntülemede de benzer oranlar
verilmektedir.
99mTc-sestamibi ile yapılan paratiroid
sintigrafisinin duyarlılığı % 50-80 olup, özellikle gögüs kemiği
arakasına yerleşimli paratiroid dokusu tespitinde çok yararlı bir
yöntemdir. Sintigrafik veri, ultrasonografi ile birlikte
değerlendirildiğinde tanı doğruluğu daha güvenilir olmaktadır.
Tedavi
Orta dereceli kalsiyum yüksekliği böbrek
fonksiyonlarının bozulmasına neden olurken, ciddi kalsiyum yüksekliği
hayatı tehdit eden bir durumdur.
Ancak birçok hastada herhangi bir şikayet yoktur ve kan kalsiyum düzeyi 11,5 mg/dl’den daha azdır.
Ameliyat yapılmayan hastalarda (bunlarda şikayet yok
ve kan kalsiyumu hafif yüksektir) kan kalsiyumu 6 ayda bir ölçülür ve
böbrek fonksiyonları değerlendirilir. Bu hastalarda ayrıca yılda bir
kemik dansitesi ölçülür.
Bu hastalara lityum ilacı ve tiazid diüretik
ilaçları almamaları önerilir. Bu ilaçlar kan kalsiyumunu artırır.
Ayrıca çok su içmeleri (günde en az 6-8 bardak su), hareketli olmaları,
kalsiyumdan yüksek diyet yapmamaları önerilir. Kalsiyum günde 1000 mg
alınmalı ve vitamin D günde 400-600 IU alınmalıdır.
İlaç tedavisi olarak normal kalsiyumlu diyet
alırken, bol sıvı alınmalı ve hareket artırılmalıdır. İlaç olarak kemik
erimesi olanlarda bifosfonat denilen ilaçlar verilebildiği gibi
kalsimimetik denen ilaçlar da verilebilir. Ancak bunların hiçbirisi
henüz paratiroid ameliyatının yerini almış değildir ve kan kalsiyumunu
normale getirmez.
Şikayeti olan hastalarda paratiroid bezi ameliyatı yapılır.
Şikayeti olmayan hastalarda aşağıdaki durumlar varsa ameliyat yapmak gerekebilir :
1.Kan kalsiyum değeri normal laboratuar üst sınırından 1mg/dl (0,25 mmol/L) fazla ise
2.Yirmidört saatlik idrar kalsiyum atılımı 400 mg/gün ‘den fazla ise
3.Kreatinin klirensinin, uygun yaş ve cins normal değerine göre, % 30 ve üzerinde azalması
4.Kemik yoğunluğunun önkol (Ulna) 1/3 distal ucu,
omurga veya kalça, kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinde t skoru’nun
-2,5 SD’den fazla olması
5.Hastanın 50 yaşından küçük olması
6.Tıbbi olarak takip edilemeyecek hastalar
Ameliyatta boyun açılarak dört bez de görülür,
adenom (tümör) varsa çıkartılır. Hiperplazi (bezde büyüme) varsa üç bez
tamamen, dördüncü bezin de yarısı çıkartılır. Ancak bu prosedürde nüks
riski yüksektir, bu nedenle kalan yarım paratiroid dokusu kolay
müdahale edilebilir olması nedeniyle önkola, kas içine implante edilir.
KAYNAK:
KARALAHANA GUATR YAPAR MI?
KARALAHANA GUATR YAPAR MI?
Guatr boynumuzda bulunan tiroid bezinin büyümesidir.
Guatr yapan nedenler arasında en önemli etken iyot eksikliğidir. İyot
eksikliği ise Karadeniz bölgesinde, Burdur, Isparta , Kastamonu ve İç
Anadolu bölgesinde fazladır.
Karadeniz bölgesinde çok yenen karalahana guatr
yapar mı? Bu konuda rahmetli hocamız Prof Dr Selahattin Kologlu'nun
yaptığı araştırmalarda günde 7 Kg karalahana yiyenlerde guatr
görülebileceği saptanmıştır. Bu nedenle karalahan az miktarda yemenin
guatr yapıcı etkisi yoktur.
Salgıladığı tiroid hormonları normal olduğu halde
büyümüş tiroid bezine basit guatr denir. İçerisinde nodül olmadan
tiroid bezinin olduğu gibi büyümesine düz veya basit guatr
denir. Guatrın içinde nodüller varsa bunlara bu defa nodüler guatr
denir. İyot yetmezliği dünyada en sık guatr nedenidir. İyot yetmezliği
nedeniyle oluşan guatr ilk yıllarda düz bir büyüme şeklindedir; yani
içinde nodül yoktur. Çocukluk ve ergenlik döneminde guatrda nodül pek
bulunmaz. Ancak tedavi edilmez ve iyot eksikliği devam ederse ileri
yaşlarda guatr hem büyür hem de içinde nodüller oluşur. Bu nodüller
ileride aşırı hormon salgılama özelliği kazanarak hipertiroidi
dediğimiz kanda tiroid hormonlarının aşırı çalışmasına neden
olabilirler.
İyot yetmezliğine bağlı guatrı olan kişilerin
kanlarında T3 hormonu hafif artar, TSH hormonunda biraz artış olabilir
ve T4 hormonu biraz düşük çıkar.
Bir toplumda 6-12 yaş arası çocukların % 5’den fazlasında basit guatr varsa buna endemik (yaygın) guatr denir. Endemik guatr iyot yetmezliği olan bölgelerde sık görülür. Bu oran % 5 den az olursa sporadik (seyrek görülen) guatr ismi verilir. Sporadik guatr ise iyot yeterli bölgelerde görülür.
Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha fazla
görülür. Gençlik çağında da kızlarda erkeklere göre daha fazla görülür.
Türkiye’de guatr sıklığı bölgelere göre değişmek üzere % 5-56 arasında
değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.
İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır.
Özellikle dağlık bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha
fazla görülür. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu
arasında bir ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir
problemdir. Yaptığımız bir çalışmada guatrlı kişilerde selenyum
düzeyinin düşük olduğunu saptadık.
Guatr nedenleri:
a)İyot yetmezliği
b)Selenyum yetmezliği
c)Genetik eğilim veya ailede guatr olması
d)Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları (Hashimoto veya tiroiditler)
e)Psikiyatrik hastaların kullandığı lityum ilacı
f)Soya yağı veya fasulyesi fazla yemek (iyot yetmezliği ile beraber)
g)Tiroid hormon oluşumundaki genetik bozukluklar
h)Sigara içmek
i)Demir yetmezliğine bağlı kansızlığı olanlar
j)Gebelik (iyot yetmezliği olan bölgelerde)
k)Beyinde bulunan hipofiz bezinden aşırı TSH hormonu salgılanması
Bir Bölgede İyot yetmezliği Arttıkça Guatr Sıklığı Artar:
İdrarda atılan iyot miktarı o kişinin iyot durumunu
gösterir. İdrarda iyot miktarı ölçülerek iyot yetmezliğinin şiddeti
anlaşılabilir. İyot yetmezliği artıkça guatr sıklığı da artmaktadır.
iyot miktarına göre guatr oluşma riski şu şekilde saptanmıştır: İdrar
iyodu hafif derecede yetmezlik gösteriyorsa yani 50-99 mg/dl arasında
ise bunların %5-20’sinde, orta dereceli iyot yetmezliği varsa (idrar
iyodu 20-49 mg/dl arasında ise) bunların % 20-30’unda ve şiddetli iyot
yetmezliği varsa (idrar iyodu < 20mg/dl olması) bu kişilerin %
30’undan fazlasında guatr gelişir.
İyod Eksikliği:
İyot, vücudumuzda çok az bulunan ve toplam miktarı
15-20 miligramı geçmeyen bir mineraldir. T4 hormonunun yapısında 4 tane
iyot molekülü vardır ve ağırlığının % 60’nı oluşturur. T3 hormonunda
ise 3 tane iyot molekülü vardır. İyot yeterli alınmadığında tiroid bezi
tiroid hormonlarını (T3 ve T4) yeterince yapamaz. Bir toplumda iyot
yetmezliğine bağlı olarak oluşan ve yeterli iyot alımıyla önlenebilen
veya düzelen tüm hastalıklara ‘’iyot yetmezliği hastalıkları’’
denir. İyot yetmezliğine bağlı olarak hipotiroidi denilen tiroid bezi
yetmezliği (hipotiroidi) ile birlikte boy kısalığı ve zeka geriliği
varsa bu hastalığa kretenizm adı verilmektedir. Kretenizm, iyot
yetmezliğinin çok fazla olduğu bölgelerde görülür. Eskiden ülkemizde
sık iken iyotlu tuz yenmesinin artmasıyla azalmıştır.
İyot yetmezliği, bebeklikten ileri yaşa kadar çeşitli evrelerde farklı hastalıklar yapar. Bu hastalıklar şunlardır:
İyot yetmezliği olan gebelerde düşük sayısı, ölü
doğum, doğan bebekte sakatlıklar olması, doğum sırasında bebek ölümü
sıklığında artış vardır
Yeni doğan bebekte oluşan iyot yetmezliği guatra ve
tiroid hormon azlığı nedeniyle beyin fonksiyonlarının iyi gelişmemesi
ve buna bağlı zeka geriliğinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
İyot yetmezliği çocukluk döneminde guatr, tiroid bezinde az çalışma (sadece TSH hormon
artışı), beyin faaliyetlerinde bozukluk ve zeka
geriliği, beden gelişim geriliği ve boy kısalığı yapar.İyot yetmezliği
olan çocukların zeka derecesi (IQ) 13 puan daha düşüktür.
Erişkin yaşlarda ise iyot yetmezliği guatr, beyin
faaliyetlerinde bozukluk, yaşlılarda kendiliğinden oluşan aşırı tiroid
bezi çalışması (hipertiroidi) ve iyot fazla alınınca hipertiroidi
gelişmesi gibi hastalıklara neden olmaktadır.
İyot yetmezliği şu anda bile dünyada önemli sağlık
problemlerinden biridir. Dünyada 1 milyar 572 milyon insanda iyot
yetmezliği vardır ki bu dünya nüfusunun yaklaşık % 30’ unu oluşturur.
11.2 milyon insanda ise belirgin kretenizm vardır.
İdrar iyot atılımına göre iyot yetmezliğinin dereceleri:
Okul çağındaki çocuklarda idrardaki iyot atılımına göre iyot yetmezliği şu şekilde sınıflandırılır:
a)İdrar iyodu <20 mg/dl ise şiddetli iyot yetmezliği,
b)İdrar iyodu 20-49 arası orta derecede iyot yetmezliği,
c) İdrar iyodu 50-99 arası hafif iyot yetmezliği,
d)İdrar iyodu 100-199 arası ise normal,
e) İdrarda iyot >200 ‘den fazlaysa aşırı iyot alımı vardır, denir.
Sigaranın Tiroid Bezine Verdiği Zarar:
Sigara içen kişilerde guatrın daha sık görüldüğü yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Sigara içilince kanda tiyosiyanat
isimli bir madde artar ve bu madde iyodun tiroid bezine girmesini
önleyerek yeteri kadar tiroid hormonu yapılmasını engeller ve sonunda
da guatr ortaya çıkar. Yapılan bilimsel çalışmalarda sigara içenlerin %
30’unda guatr saptanırken, içmeyenlerde % 3 oranında guatr
saptanmıştır.
Sigara tiroid bezinin az çalışmasına da neden
olmakta ve kanda TSH hormonu artmaktadır. Sigara içen ve tiroid bezi az
çalışan kişilerde ise hastalığa ait şikayetler daha şiddetli
olmaktadır.
Sigara içimi arttıkça tiroid bezinde nodül sayısında artma oluştuğu ve bezin daha az çalıştığı ortaya konmuştur.
Hipertiroidi denilen tiroid bezinin çok çalıştığı
hastalar eğer sigara içmeye devam ederlerse hastalık daha çabuk nüks
etmekte veya alevlenmektedir.
Sigara içen hipertiroidili kişilerde gözlerde
büyümenin daha fazla olduğu ve ilaç tedavisine cevap vermediği ortaya
konmuştur. Sigara içenlerde kanda oksijenin az olması gözdeki büyümeyi
hızlandırmaktadır.
Emziren kadınların sigara içmesi sütle çocuğa geçen
iyot miktarını azaltır ve bebeğin beyin gelişimi iyi olmaz. Emziren
kadınlar bu nedenle sigara içmemelidirler.
Tiroid hastalığına yakalanmak istemiyorsanız sigara
içmeyi kesmelisiniz. Özellikle tiroid hastalığı ve göz büyümesi olanlar
sigarayı mutlaka bırakmalıdır.
KAYNAK
1. Prof Dr Metin Ozata, Guatr Tiroid Rehberi, Gürer yayınları, 2010
HAŞIMATO (HASHIMOTO) HASTALIĞI NEDİR?
HAŞİMATO (HASHIMOTO) HASTALIĞI NEDİR?
Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘’Hashimoto tiroiditi’’ bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto
tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir. Hashimoto tipi tiroid
bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer
bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi
tiroid bezi iltihabıdır.
Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz
hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu
yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir
savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek
ister. Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO
antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid
bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid
bezine birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri
tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve
sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar
içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve
kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları
normaldir. Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç
halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal)
sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük)
gelişir.
Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde
büyüme yani guatr vardır; daha sonra tiroid bezi yavaş yavaş devam eden
harabiyet nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.
Hashimoto Hastalığında Kimler Risk altındadır?
Hashimoto hastalığının nasıl başladığı tam olarak bilinmiyorsa da genetik eğilim
önemlidir. Ailesel özellik gösterir. Aynı ailenin üyelerinde sık
görülür. Hashimoto tiroiditi olan hastalarda kuvvetli bir genetik geçiş
vardır ve bu hastaların birinci dereceden akrabalarında tiroid
antikorları (anti-TPO ve anti-tiroglobulin) yüksek olarak bulunur ve
hastalık ailenin diğer üyelerinde de sıklıkla ortaya çıkar. Bu nedenle
Hashimoto tiroiditi varsa ailenin diğer üyelerinde de tiroid tetkikleri
yapılmalıdır.
Hashimoto tiroidit sıklığı iyot alımı arttıkça
artmaktadır. ABD ve Japonya gibi iyot alımının yüksek olduğu ülkelerde
sıklığı yüksektir.
Hashimoto Hastalığında Sıklık:
Toplumun % 2’sinde bulunur. Hashimoto hastalarının %
95’i kadındır. Tüm yaşlarda ortaya çıkarsa da 30-50 yaş arasında
sıktır. Kadınlarda erkeklere göre 15-20 kat daha fazla görülür.
Ergenlik çağındaki kızlarda sıklığı % 0.8-1.6’dır.
Anti-TPO antikorunun kanda yüksekliği yaşla birlikte
artar ve 70 yaş ve daha büyük kadınların % 33’ünde bu antikor yüksek
olarak bulunur.
Anti- TPO ve anti-tiroglobulin antikorlarının ve
sadece TSH’nin yüksek olduğu kadınlarda tiroid bezi yetmezliği yani
tiroid hormon azlığı her yıl % 5 oranında gelişir.
Hashimoto Hastalığında Şikayetler:
Çoğu hastanın hiçbir şikayeti yoktur. Bazı
hastalarda küçük bir guatr ve anti-TPO antikor yüksekliği vardır. Bazen
tiroid bezi yetmezliği (tiroid hormon yetmezliği-hipotiroidi) ile
doktora başvururlar.
Yaş ilerledikçe Hashimoto’lu hastalarda hipotiroidi (tiroid bezi yetmezliği) sıklığı artar.
Hashimoto’lu hastalarda lastik sertliğinde bir guatr
vardır. Çok nadiren tiroid bezi sert olabilir. Tiroid bezinde ağrı veya
hassasiyet yoktur. Genellikle tiroid büyümesi sessiz olur ve şikayet
bulunmaz. Bu hastalar doktora genellikle guatr nedeniyle veya tiroid
hormon azlığının neden olduğu halsizlik, bitkinlik, el ve yüzde şişme,
ses kalınlaşması gibi şikayetler nedeniyle başvururlar.
Hashimoto Tiroiditi ile Birlikte Sık Görülen Hastalıklar
Hashimoto tiroiditi olan hastalarda diğer otoimmün hastalıklar sıklıkla birlikte olur. Bu hastalıklar aşağıda verilmiştir:
Graves hastalığı
Tip 1 şeker hastalığı
Addison hastalığı (böbreküstü bezi –kortizol yetmezliği)
Testis ve yumurtalık iltihabı
Paratiroid hormon azlığı
Hipofiz bezi iltihabı
B12 vitamin eksikliğine bağlı kansızlık
Vitiligo (ciltte beyaz alanlar olması)
Romatoit Artrit (küçük eklem iltihabı)
Trombosit isimli kan hücre azlığı
Myastenia gravis (kaslarda ağrı ve güçsüzlük yapan bir kas hastalığı)
Hashimoto tiroiditi; hipogonadizm (seks
hormonlarında azalma), Addison hastalığı (böbreküstü bezi yetmezliği),
diyabetes mellitus (şeker hastalığı), hipoparatiroidizm (paratiroid
hormon düşüklüğü-kalsiyum düşüklüğü) ve pernisiyöz anemi (B12 vitamini
eksikliğine bağlı kansızlık) ile birlikte sık görülür.
Çocuklarda Hashimoto hastalığı olursa büyüme gecikmesi, kemik yaşında gecikme ve yüksek kolesterol düzeyleri saptanır.
Hashimoto Hastalığında Laboratuvar Bulguları:
Hashimoto tiroiditinden şüphelenildiğinde, anti-TPO
antikoru, T3, T4 ve TSH hormon tetkiklerine bakılır. Hashimoto
tiroiditli olguların yaklaşık % 80’inde tanı konduğunda normal T4, T3
ve TSH düzeyleri saptansa da tiroid bezinde hormon yapımı azalmaya
başlamıştır.
Anti-TPO antikorlar hastaların % 95’inde ve anti-Tiroglobulin antikorlar % 60’ında yüksek olarak bulunur.
Anti-TPO antikoru yüksek hastaların % 25-50’sinde
tiroid bezi yetmezliği başlangıç halinde olabilir, yani TSH hormonu
yüksek, fakat T3 ve T4 hormonu normaldir.
Hashimoto Tipi Tiroid İltihabında Tedavi:
Hashimoto tipi tiroid iltihabını yok edecek bir
tedavi şekli veya hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yolu
maalesef yoktur. Yapılan tedavi sadece guatr ve tiroid bezi yetmezliği
varsa onun tedavisi şeklinde olur.
Guatrı olan veya tiroid bezi yetmezliği olan
kişilerde tiroid hormon ilacı levotiroksin ile tedavi yapılır ve ilaç
dozu serum TSH düzeylerini normale getirecek şekilde doktorunuz
tarafından ayarlanır. Burada amaç TSH düzeyini 1.5-2.5 IU/L olacak
şekilde ayarlamaktır. Yaşlı hastalarda veya koroner kalp hastalığı
olanlarda tedaviye çok düşük dozlarda başlanır ve 4-6 haftalık
aralıklarla artırılır. Kadınların çoğunda gebelik süresince dozda %
25-50 oranında bir artış gerekir.
Hipotiroidi olmasa bile guatrı olan Hashimoto hastaları tiroid ilacı tedavisinden fayda görür ve guatrları küçülür.
T4 ve T3 hormonu normal, ancak TSH hormonu yüksek
olan hastalarda TSH >4 IU/L ve anti-TPO yüksek ise küçük dozda ilaç
tedavisi yapılır.
Hipotiroidizm nedeniyle levotiroksin ilacını bir
yıldan fazla kullanan Hashimoto tiroiditli olguların çok azında
hastalık kendiliğinden düzelebilir. Özellikle aşırı iyot kullanımı
sonrası hipotiroidi gelişenlerde, ve doğumdan sonraki bir yıl içinde
hastalığı ortaya çıkanlarda ilaç dozu azaltılarak hastalığın düzelip
düzelmediği kontrol edilir. Bezi küçülmüş hastalarda hastalığın düzelme
olasılığı yoktur.
Hashimoto Tiroiditi Olan Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:
1) İyotlu tuz ve iyotlu öksürük şurubu kullanmayınız.
2) Selenyum desteği alabilirsiniz. Günde 100-200 mikrogram selenyum hastalığınız için faydalı olabilir
3) Tiroid hormon ilaçlarını aç karna içiniz.
Midenizde ağrı yapıyorsa tok karna alın, ancak en iyisinin aç karna
alınması olduğunu unutmayınız. Aç karna alınan ilacın emilimi daha iyi
olur.
4) İlacınızı her zaman aldığınız öğünde almayı
unutursanız bir sonraki öğünde alın, Bir gün önce almayı unutmuşsanız
ertesi günü sabah ve akşam 2 kez alın.
5) İlacı aldığınız öğünde başka ilaç almamaya
çalışın. Özellikle kalsiyum, demir ve mide ilaçları tiroid ilacının
emilimini bozar.
6) Gebe kalmayı düşünen kadınlar doktoruna mutlaka
ilaç konusunda danışmalıdır. Gebe kalınca da tiroid ilaçları
alınacaktır. Çocuğa zararı yoktur. Tiroid ilacı almazsanız düşük riski
artar. Doğum sonrası da kontrollerinizi yaptırınız.
KAYNAK:
1. Prof Dr Metin Özata, 99 Sayfada Tiroid Hastalıkları, İş Bankası yayını, 2008
|