|
Bir kişinin şişman olup olmadığı aşağıdaki ölçütlere göre belirlenir:
·Ağırlığın ideal kilonun %120’sinden fazla olması
·Vücut kitle indeksinin 30 Kg/ m2’den fazla olması
İdeal kilo=Boy - 100 - [ (boy - 150)/4 ] formülü ile hesaplanır.
Vücut kitle indeksi, şişmanlığı saptamak için en sık
kullanılan ölçümdür. Vücut ağırlığının (kg olarak) boyun metre
cinsinden karesine bölünmesi (m2) ile bulunur (kg/m2). Vücut kitle
indeksi vücut yağını kaba bir hesapla tahmin etmeye yarar ve vücut
yağını %70 doğrulukta ortaya koyar.
Vücut kitle indeksi (VKİ) 24.9 kg/m2’den küçük ise o
kişiye sağlıklı, 25-29.9 kg/m2 arasında ise aşırı kilolu, 30-34.9 kg/m2
ise hafif şişman ( EVRE I ŞİŞMANLIK), 35-39.9 kg/m2 arasında ise
şiddetli şişman (EVRE II ŞİŞMANLIk), 40 ve üstü ise çok şiddetli (morbid) şişman veya ölümcül şişman (EVRE III ŞİŞMAN) diyoruz. . VKİ’i 18.5 kg/m2’den az ise kilo azlığı söz konusudur.
Bu sınırlar şişmanlığın tanımı için uygun olsa da
VKİ’si 19 olan bir kişinin VKİ’nin sözgelimi 24.5’a kadar kilo alması
da bir risk taşır. VKİ’si 18’den 24’e çıkan bir kişinin de bu aşırı
kiloları vermesi gerekir.
Daha önceleri şişmanlık tanımı için bel/kalça oranı kullanılıyordu, ancak bu artık terk edilmeye başlanmıştır.
Vücuttaki yağın dağılımına göre şişmanlık erkek tipi ve kadın tipi olarak ikiye ayrılır:
Erkek Tipi-Elma Tipi Şişmanlık:
Bu tip şişmanlığa, karın tipi, erkek tipi (android),
kayış veya kemer üstü ya da elma tipi şişmanlık isimleri de verilir. Bu
tip şişmanlıkta karında, göbekte, iç organların etrafında fazla
miktarda yağ vardır. Şeker hastalığı, tansiyon, kan yağlarında
yükseklik, karaciğer yağlanması, koroner arter ve beyin damar
hastalıkları (inme-felç) bu şişmanlık tipinde sık görülür. Bu nedenle
göbekte yağ toplanması ile karakterize edilen bu şişmanlık türü sağlık
açısından çok zararlıdır.
Kadın Tipi-Armut Tipi Şişmanlık:
Bu tür şişmanlığa, cilt altı, kadın tipi (jineoid),
kemer altı, armut tipi şişmanlık da denir. Bu tip şişmanlıkta yağlar
cilt altında ve kalçada birikmiştir. Kadınlarda yağların basende veya
kalçada birikmesi bu tür şişmanlılığı oluşturur. Bu tip şişmanlarda
kalp ve damar hastalığı veya şeker hastalığı daha az görülür.
Bel Çevrenizi Ölçünüz:
Şişman bir kişide kalp hastalığına yakalanma riski,
bel çevresi ve VKİ’e göre yapılır. Bel çevresi genişledikçe kalp
hastalığına yakalanma riski artar. Bel çevresi erkekte 102 cm’den
kadında 88 cm’den fazla ise, kalp hastalığına yakalanma riski yüksek
demektir. Bel çevresi ne olursa olsun VKİ >35 kg/m2 ise yine kalp
hastalığı riski yüksektir.
‘vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi’
ne obezite veya şişmanlık diyoruz. Erkeklerde normalde vücut
ağırlığının %15-18’ini, kızlarda ise %20-25’ini yağ oluşturur. Eğer bu
yağ oranı erkeklerde %25’i, kadınlarda ise %30-35’i aşarsa artık
kiloluyuz demektir.
Fazla kiloluluğun tıp dilindeki adı ‘obezite’dir.
Nedeni tam olarak açıklığa kavuşturulamamış olmakla beraber, fazla
kiloların oluşumunda anne ve babamızdan aldığımız genetik yük,
yaktığımızdan fazla gıda almak ve hareketsizlik önemli rol oynar.
Fazla kilolar her yaşta gelişebilir. Diyabetik
(şeker hastası) anneden doğanlarda fazla kiloluluk riski ve karında
yağlanma fazladır. Fazla kiloluluk çocukluk döneminde ortaya
çıkabileceği gibi ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.
3-10 yaş arasında aşırı kilolu olan çocukların
%50’sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Ergenlik
çağında aşırı kilolu olanların ise %70-80’inde ileri yaşta aşırı kilo
gelişmektedir. Bu nedenle çocukluk çağından itibaren fazla kilolarla
mücadele etmek gerekir.
Neden Kilo Alırız?
Vücudumuzun normal bir kiloda kalması için
yakabildiğimiz kadar gıda almamız gerekir. Eğer yakabileceğimizden daha
fazla gıda alırsak, fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak birikir ve
obezite ortaya çıkar. Alınan karbonhidratlar vücutta sadece glikojen
olarak depolanır ki, bunun miktarı 300-500 gram kadardır. Devamlı fazla
alınan karbonhidratlar ise vücudumuzda yağa dönüşerek depolanır ve kilo
alırız. Obezitenin giderek salgın halini almasının altında, kolay yaşam
biçimi nedeniyle hareket azalması, fazla kalori alımı ve fast-food türü
yeme alışkanlıklarının artması önemli rol oynar.
Hangi Olaylar Kilo Almamıza Neden Olmaktadır?
Erişkin yaşlarda kilo almaya veya obeziteye neden
olan başlıca faktörler hareketsizlik ve aşırı beslenmedir. Bunun
dışında yaşın ilerlemesiyle de kilo almaya başlarız. Kadınlar için kilo
alımının en fazla olduğu dönemler gebelik, emzirme ve menopoz
dönemleridir. Kadınlarda doğum sayısı arttıkça kiloların da arttığı
gözlenir. Tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi),
reaktif hipoglisemi denilen kan şekeri düşüklüğü, böbreküstü bezinin
aşırı kortizol üretmesi ve yumurtalıklardaki kistlerle karakterize
polikistik over hastalığı gibi hormon bozuklukları da kilo alımının
önemli nedenleridir..Evlendikten sonra düzenli yeme döneminin
başlaması veya sigarayı bırakınca iştahın artması da kiloyu artıran
olaylardır. Suyun az içilmesi, aşırı alkol kullanımı, depresyon ve bazı
psikolojik sorunlar, emeklilik ve gece vardiyasında çalışmak gibi, bazı
sosyal ve psikolojik nedenler kilo alımında önemli etkenlerdir. Anne ve
babamızdan aldığımız genetik yük de kilo alımının önemli bir nedenidir.
Anne ve babanın fazla kilolu olması veya şeker hastası bir anneden
doğmak da kilo alma açısından risk anlamına gelir.
Çocukluk Çağında Fazla kiloluluk
Çocukluk çağında fazla kilolu olmanın ortaya
çıkmasında da, erişkinlerde olduğu gibi genetik yük, beslenme ve
hareket azlığı önemli rol oynar. Anne ve babanın fazla kilolu olması,
ailedeki hareketsiz yaşam biçimi ve ailedeki yanlış beslenme
alışkanlığı, çocuklarda obezite görülmesinin önemli nedenleridir.
Yaşamın Hangi Dönemlerinde Kilo Alma Riski Vardır ?
Yapılan çalışmalar aşağıda gösterilen dönemlerde kilo alındığını göstermiştir:
· Gebelik
· 5-7 yaşlar
· Ergenlik dönemi
· Menopoz
· Erken erişkinlik dönemi (25-35 yaş)
· Başarılı bir kilo vermenin arkasından gelen dönem.
Ailesel Fazla kiloluluk:
Fazla kilolu olmanın aileyle ilintili olduğu
yıllardır bilinen bir gerçektir. Anne ve babası fazla kilolu olan
kişilerin çocuklarında, fazla kiloluluk daha sık görülür. Anne ve
babası aşırı kilolu çocukların %80’inde, anne ve babasından birisi
aşırı kilolu olanların %40’ında, anne ve babası normal kilolu olanların
ise %10’unda erişkin döneminde fazla kilolu olma riski vardır.
Yapılan genetik çalışmalar, anne ve babamızdan gelen
bazı genetik bozuklukların, kilo alımında önemli rol oynadığını
göstermiştir. Fazla kilolu olmanın oluşumunda kalıtımın %35-50 oranında
rol oynadığı artık bilinmektedir.
Psikolojik Faktörler Fazla Kiloluluğa Neden Olur:
Bazı psikolojik rahatsızlıkların da fazla kiloluluk
yaptığı bilinmektedir. Stres ve depresyon fazla kiloluluğa ve aşırı
atıştırmaya neden olur. Bu hastaların bir kısmında tıkanırcasına yeme
krizleri ve gece atıştırmaları fazla görülür.
Kilo Almaya Neden Olan Yanlış Yeme Davranışları:
Kilo almada yanlış yemek yeme alışkanlıklarının da önemli bir yeri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
- Hızlı yemek yemek, büyük lokmalar halinde yemek, az çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak
- Öğün atlamak, öğün aralarında devamlı atıştırmak
- Televizyon seyrederken, kitap veya gazete okurken yemek yemek
- Üzüntü ve sıkıntılı durumda aşırı yemek yemek
- Çok fazla yemek yemek
- Ziyaret ve davetlere sık katılmak, tatlı ve şeker ikramlarını reddetmemek
- Akşam yemeğinden sonra, yatıncaya kadar devamlı bir şeyler yemek
- Az su içmek
- Akşam eve gelince yemeğe kadar abur-cubur yemek
Hormon Bozukluklarına Bağlı Fazla kiloluluk:
Bazı hormon bozuklukları kilo almanın önemli bir
nedenidir. Fazla kilolu bir kişide bu hormon hastalıklarının olup
olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Kilo almanın sık görüldüğü hormon
hastalıkları, insülin yüksekliği, tiroid bezi yetmezliği veya
böbreküstü bezinin aşırı çalışmasıdır.
Tiroid bezi boynumuzda bulunan, kelebek şeklinde bir
salgı bezidir ve metabolizmamızı kontrol eden tiroid hormonlarını
salgılar. Tiroid hormonlarının T3 ve T4 olmak üzere iki tipi vardır. Bu
hormonlar az salgılandığında, hipotiroidi dediğimiz hastalık
oluşur, metabolizma az çalışır ve sonunda kilo alınır. Tiroid ameliyatı
geçirenlerde, Hashimoto tiroiditi denen tiroid hastalığı olanlarda ve
50 yaşından sonra kadınların çoğunda tiroid bezi yetmezliği gelişir. Bu
kişilerde halsizlik, yorgunluk, el ve yüzde şişme, unutkanlık, kan
yağlarında yükseklik ve en önemlisi kilo alma olur. Fazla kilolu
kişilerde mutlaka tiroid hormon tetkiklerinin yapılarak tiroid bezinin
az çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir. Tiroid bezi yetmezliğinin
tedavi edilmediği fazla kilolu kişilerde kilo vermek çok zordur. Bu
hastalarda tiroid hormonu tedavisiyle TSH hormon düzeyinin normal
sınırlarda olmasının sağlanması gerekir.
Reaktif hipoglisemi dediğimiz kan şekeri düşüklüğü
kilo alımının ve kilo verilememesinin önemli nedenlerinden birisidir.
Bu kişilerde yemek sonrası kan şekeri düşer ve arkasından tatlı yeme
isteği oluşur. Bu nedenle yapılan tatlı atıştırmaları kilo alımına
neden olur. Pankreas bezinden aşırı insülin hormonu salgılanması ile
kendini gösteren insülin direnci denilen hastalıkta kanda yüksek
miktarlarda bulunan insülin hormonu kan şekerinde düşmeler yaparak kilo
alımına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle zayıflayabilmek için bu
yüksek insülin düzeylerinin azaltılması gerekir. Bazı ilaçlar, kilo
verme ve spor yapmak insülin hormonunu azaltarak kilo vermeye ilave
katkıda bulunur.
Böbreküstü bezinin aşırı çalışması durumunda bu bezden fazla miktarda kortizol
hormonu üretilir. Kortizol hormonunun fazlalığı ise, vücutta özellikle
karın ve ensede yağ birikimine ve fazla kilolulığa neden olur. Bazı
hastalıkların tedavisinde kullanılan kortizon ilacı da aynı mekanizma
ile kilo alınmasına neden olmaktadır.
Kadınlarda fazla kiloluluğa neden olan önemli bir hormon hastalığı da polikistik over sendromu
denen ve yumurtalıkta kist oluşması, tüylenme ve adet bozukluğu ile
kendini gösteren hastalıktır. Buhastalıkta en önemli bulgu insülin
hormon yüksekliği veya insülin direncidir. Bu nedenle de polikistik
over sendromu olan kadınların önemli bir kısmında fazla kilo ve şeker
hastalığı görülür. Adet bozukluğu, tüylenme ve fazla kilolu olmanın bir
arada olduğu bu hastalarda yumurtalıkların incelenmesi ve bu hastalığa
yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Bu şekilde tedavisi yapılmayan
kadınların zayıflaması zordur.
Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen, prolaktin
hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon
bozukluğudur. Prolaktin hormonu beynimizde bulunan hipofiz bezinden
salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu
salgıladığında adetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve kilo
alımı olur.
Yapılan bilimsel çalışmalar kanlarında kalsiyum
düzeyi az olan kişilerde zayıflamanın zor olduğunu göstermiştir. Bu
nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin yeteri kadar kalsiyum alması
gerekir.
Zayıflamaya Aşırı Düşkünlük:
Zayıflamayı takıntı haline getiren bazı kadınlar,
uzun süre yemek yememe veya yemeyi kısma döneminden sonra, aşırı yeme
dönemine girerler. Böylece daha fazla kilo alırlar. Bazıları ise
üzüntülü ve sıkıntılı durumu gidermek için aşırı yemek yer ve sonunda
kilo alırlar.
Psikolojik Nedenler:
Psikososyal bazı olaylar da fazla kilolulığı
tetikler. Bu olaylar arasında erken yaşta anne ve babayı kaybetme,
ailenin alkolik olması, kronik depresyon, evliliğin iyi gitmemesi, göç,
emeklilik ve gece vardiyasında çalışma gibi nedenleri sayabiliriz.
Bebeklerin Beslenmesinde Yapılan Yanlışlar:
Yenidoğan döneminde anne sütü ile beslenmenin fazla
kilolulık riskini azalttığı gösterilmiştir. Özellikle erken aylarda (6
aydan önce) ek mamalara başlanması çocuğun aşırı kilo almasına neden
olur. Ayrıca bebeğe aşırı miktarda muhallebi yedirmek, hazır mamalara
bisküvi, bal ve şeker koymak da kilo alımına neden olur.
Kiloluluk Her Yaşta Gelişebilir:
Fazla kiloluluk her yaşta gelişebilir. Doğum kilosu
kiloluluğu tahminde güvenilir değildir. Diyabetik (şeker hastası)
anneden doğanlarda fazla kilolulık riski ve karında yağlanma fazladır.
Yeni doğan bebeklerde baş çevresi küçük olanlarda fazla kilolulık riski
yüksektir. Fazla kilolulık çocukluk döneminde ortaya çıkabileceği gibi
ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Çocukluk Döneminde Kilolu Olanların Erişkin Yaşlarda Kilolu Olma Riski Yüksektir:
3-10 yaş arasında aşırı kilolu olan çocukların
%50’sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Ergenlik
çağında aşırı kilolu olanların ise %70-80’inde ileri yaşta aşırı kilo
gelişmektedir. Bu nedenle çocukluk çağından itibaren fazla kilolarla
mücadele etmek gerekir.
Kadınlarda Gebelik ve Menopoz Kilo Almanın En Fazla Görüldüğü Dönemlerdir:
Erişkin kadınlar özellikle gebelik ve emzirme
döneminde, doğum kontrol hapı kullanırken ve menopoz döneminde kilo
alırlar. Doğum sayısı arttıkça alınan kilolarda artma olmaktadır. Bu
dönemlerde kadınların kilo almamak için beslenmelerine dikkat etmesi ve
egzersizi bırakmaması gerekir. Kilo alan bir kadının doğum kontrol
ilaçlarını kullanmaması gerekir. Menopoz döneminde ortaya çıkan kilo
alma olayı kanda kadınlık hormonu denilen östrojenin azalması
neticesinde oluşur. Azalan östrojen hormonu çeşitli mekanizmalarla kilo
alımı yapmaktadır. Menopoz tedavisi için ilaç alınsa bile kandaki
östrojen hormonu tam olarak düzelmediği için de menopozdaki kadınlarda
kilo vermede sıkıntılar olmaktadır. Bu hastalarda diyet, egzersiz ve
bazı zayıflama ilaçları faydalı olabilmektedir.
Yaş Arttıkça Kilo Alınmasının Nedeni Kortizol ve İnsülin Hormonlarındaki Artışa Bağlıdır
Yaşla birlikte kilo artımının bir nedeni, kanda pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu ile böbreküstü bezinden salgılanan kortizol
hormonunun artmasıdır. Her iki hormonda çeşitli mekanizmalarla yağ
birikimi artırmaktadır. Aslında bu hormonlar yağların parçalanmasını
veya erimesini engelleyerek yağ miktarının artmasına neden olurlar.
Kilo Alınmasına Neden Olan İlaçlar:
Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar
kilo aldırır. Bu ilaçlar kullanılırken beslenmeye dikkat etmeli ve
hareket artırılmalıdır. Kilo artıran bu ilaçlar şunlardır:
· Psikiyatrik hastalıklar ve depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar
· Kortizon
· Doğum kontrol hapları
· Tansiyon ve kalp hastalığı tedavisinde kullanılan beta bloker grubu adı verilen ilaçlar
· Şeker hastalığı tedavisinde insülin tedavisi
· Epilepsi (sara) hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar
· Alerji, grip-sinüzit tedavisinde kullanılan antihistaminik adı verilen ilaçlar. |