Otoimmün tiroid hastalıklarının
çoğunluğunu Graves hastalığı, Hashimoto tiroiditi, postpartum tiroidit
ve primer tiroid yetersizliği veya miksödem oluşturur. Bu sendromların
varyasyonları olarak postpartum dönemdeki kadınların %5-6 sında görülen
postpartum tiroidit, neonatal hipotiroidizm ve neonatal hipertiroidizm
sayılabilir. Bu sendromlar birbirine benzer tiroid patolojisi, benzer
immün reaksiyon, bir ailenin farklı bireylerinde birlikte görülmesi
veya aile gruplarınlarında beraber ortaya çıkması veya ailesel özellik
göstermesi ve zamanla birinden diğerine aynı hastada geçişler göstermesi
gibi özellikler nedeniyle bağlantı gösterirler. Bu hastalıklardaki
immunolojik mekanizmalar birbiriyle ilşkilidirler, ancak fenotip
(klinik) farklılık spesifik immun cevap farklılığı nedeniyle oluşur.
Örneğin TSH antikorları stimülan tipte ise Graves hastalığı oluşurken,
bu antikorlar blokan tipte olursa veya hücre destrüksiyonu meydana
gelirse Hashimoto tiroiditi veya pimer miksödem gelişir.
Hashimoto hastalığında esas olay T hücre yoluyla ve sitokinler
aracılığıyla tiroid hücre ölümü ve apopitoz sonucu hücre ölümü
gerçekleşmesidir. Graves hastalığında ise TSH reseptör antikorlarının
oluşması tiroid hücrelerini uyarır. Ancak her iki hastalıkta da tiroid
antijenlerine karşı oluşan hücresel ve humoral immun cevaplar genetik
olarak eğilimli kişilerde oluşur ve bu immun olayları da çevresel
etkenler tetikler.
Graves hastalarında diğer otoimmün hastalıklar % 9.67 oranında
saptanırken Hashimoto Hastalarında % 14.3 oranında saptanır. En sık
birlikte olan otoimmün hastalık Romatoid Artrit hastalığıdır ( % 3-4
arası). Bu sendromlarla birlikte diğer organ spesifik otoimmün
hastalıklar sık görülür. Addison hastalığı, Tip-1 diabetes mellitus,
pernisiyöz anemi, çölyak hastalığı, dermatitis herpetiform, romatoit
artrit, myastania gravis, SLE, sistemik skleroz ve vitiligo’nun otoimmün
tiroid hastalıklarıyla birlikteliği gösterilmiştir. Otoimmün tiroid
hastalığı olan olguların %2.3’ünde adrenokortikol antikorlar
saptanırken, otoimmün Addison’lu hastaların %83’ünde anti-TPO
antikorları pozitiftir. Hem Graves ve hem de Addison hastalığında
HLADQA1*0501 haplotipi ile birliktelik gösterilmiştir. Yine bu iki
hastalıkta CTLA-4 geninin bu hastalıklara genetik eğilim yarattığı
saptanmıştır. Tip-1 diabetlilerin %22’sinde ise anti-TPO pozitifdir.
‘’Otoimmün Tiroid Hastalıkları’’ tüm organ spesifik otoimmün
hastalıkların %30’undan fazlasını oluşturur. Hashimoto tiroiditi ilk
tanımlanan ve en sık rastlanılan organ spesifik otoiimün hastalıktır ve
populasyonun %3’ünde saptanır.
Otoimmün tiroid hastalıklarında % 79 genetik eğilim % 21 oranında da
çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
Eğilim Yaratan Genler
Ailesel Geçiş:
Ailelerde TPO ve TG antikorları genetik geçişi kadınlarda otozomal
dominant, erkeklerde ise düşük penetrans gösterir.
İmmün Regulatuvar Genler:
Otoimmün tiroid hastalıklarına genetik eğilim olduğu bilinmektedir.
İmmun cevabı ve eğilimi etkileyen genler HLA, CTLA-4 (sitotoksik T
lenfosit antijen-4) , CD40 ve protein tirozin fosfataz (PTPN)-22 dir.
a) HLA Genleri:
HLA-DR3 geninin Graves hastalığına eğilim yarattığı ortaya konmuştur.
HLA-DR3’ün DRbeta zincirinin 74 nolu pozisyondaki argininin Graves
hastalığına eğilim yarattığı gösterildi. Buna karşılık DRB1-0311
koruyucudur. Graves hastalığının aksine Hashimoto hastalığında HLA
birlikteliği gösterilemedi.
b) CTLA-4
Özellikle CTLA4 allellerinin (polimorfizminin) otoimmün tiroid
hastalığına hem Graves hastalığında hem de Hashimoto hastalığında
genetik eğilim yarattığı gösterilmiştir.
c) CD40
CD40 TNF reseptör ailesininin üyesi olab bir moleküldür ve antijen
sunan hücrelerde bulunur. B hücre stimülasyonuna ve dolaysıyla humoral
immun yanıtta rol alır. CD40 ‘ın CC genotipinin Graves hastalığıyla
ilişkili olduğu gösterilmiştir. Hashimoto ile ilişkisi yoktur.
d) Protein Tirozin Fostataz-22
T hücrelerini inhibe eder. PTP22 Hm Graves hastalığı hem de Hashimoto
hastalığı ile ilişkilidir.
Tiroid Spesifik Genler
Tiroglobulin ve Tirotrpin reseptör genleri önemli rol oynar.
a) Tiroglobulin Geni
Genetik eğilimli farede Tiroglobulin immunizasyonuyla eksperimental
otoimmün tiroidit oluşturulabilir. Tiroglobulin sensitizasyonu otoimmün
tiroid hastalığı oluşumunda rol alır. Tiroglobuin geni SNP polimorfizmi
hem Graves hastalığında hem de Hashimoto da gösterilmiştir. Bazı
tiroglobulin polimorfizmleri bazı HLA DR haplotipleriyle birlikte Graves
hastalığına eğilimi çok artırmaktadır (tiroglobulin geni ekzon 33 deki
SNP ve HLA DR de arginin74 polimorfizmi). Tiroglobulin immünitejenitesi
iyodizayona da bağlıdır.
b) Tirotropin Reseptör Geni
Bazı çalışmalarda TSH reseptör geni SNP polimorfizmi ile Graves
hastalığı arasında ilişki bulunmuş bazı çalışmalarda ise ilişki
bulunamamaıştır.
Genom Wide Tarama Çalışmaları
Bazı genom wide tarama çalışamaları ile Graves hastalığına eğilim
yapan polimorfizmler saptanmaya çalışılmıştır. Doğu ülkelerinde yaşayan
Graves hastalarında Kromozom 5q31-33 Graves hastalığı ile ilişkili
bulunmuştur. Son zamanlarda yapılan iki çalışmada single nukleotid
polimorfizm (SNP) interlökin 3 (IL-3)’ün rs31480 geninde bulunmuş ve
bunlar kromozom 5q31-33 ‘u desteklemiştir.
Otoimmün Tiroid Hastalığına Eğilim Yaratan Faktörler:
A. Ekzojen Faktörler:
1) Enfeksiyon: konjenital rubella, EB, yersinia enterokolitika,
retrovirüs
2) İyot alımı: antikor oranını ve lenfosit infiltrasyonunu
artırır.
3) İmmünoteropötik ilaçlar: sitokinler, Interferon alfa ve gama
tedavileri
4) Stres
5) Travma
6) Sigara
B. Endojen Faktörler
1) Yaşla artar
2) Fetüs büyümesi ile antikor oluşumu arasında ilişki vardır
3) Vücut kitle indeksi ve beslenme ile ilişkisi gösterilmiştir
4) Seks hormonları
5) Hiperprolaktinemi: antikorları artırır.
Tiroid Antijenleri
Dört önemli tiroid antijeni vardır:
1-Tiroglobulin
2-TSH reseptör
3- Tiroid Peroksidaz (TPO)/mikrozomal
4-Sodyum-İyot Simporter (NIS)
Yukarıda sayılan 4 major antijenin tiroid hormon üretiminde de rol
alması ilginçtir. Son yıllarda antikorların hücre yüzeyinde değil hücre
içine girerek etki ettiği yolunda tartışmalar vardır. Bu durum daha
önceki antijenlerin hücre yüzeyinde olması ve antikorlarlara
ulaşabilmesi gerektiği dogmasını yıkmış ve etiyopatogenez için yeni
ufuklar açmıştır. Son örnek TPO ve IgG’ nin tirositlerde ultrastruktürel
yapısının gösterilmesidir
1. Tiroglobulin (TG)
660 kD’ luk bu protein tiroid hucrelerince sentez edilir ve bu
proteinin içerisinde T3 ve T4 üretimi oluşur. Follikül lümeninde bulunur
ve yapısı şahıstan şahısa farklılık gösterebilir. TG’nin 4-6 civarında B
hücre epitopu’nun otoimmun yanıtta rol aldığı saptanmıştır.
Asetilkolinesteraz ile benzer analog motifler içerir ve o nedenle
antikorlar her ikisine çapraz reaksiyon gösterir ve bunun oftalmopati
patogenezinde rol oynayabileceği ileri sürülmüştür. TSH etkisiyle
tiroglobulin sentezi artar.
2. TSH Reseptör
764 aminoasitli bir glikoproteindir. TSH-R antikorları, TSH gibi etki
ederek tiroid hücrelerini stimüle ederler. Bu reseptör bir hücre yüzey
(membran) reseptörüdür ve bir ekstramembranöz kısmı, 7 transmembran
bölümü ve bir intrasellüler bölümü vardır ve bu adenilat siklazın Gs
subunitine bağlanır. Retrobulber yağ dokusunda da TSH-R saptanmıştır.
Stimülan antikorların TSH-R’nün dolaşıma dökülen serbest A subünitine
bağlandığı gösterilmiştir. Esas Antijen de TSHR A subünitidir. TSH-R
antikorları Graves hastalığının oluşumunda önemli rol oynar. Ayrıca
TSH-R transkriptleri orbital yağ dokusunda ve Graves pretibial
dermopatisinde gösterilmiştir.
3. Tiroid Peroksidaz (TPO)
103 kDa’luk bir moleküler ağırlığı vardır. TPO mikrozomal antijen
olarak da isimlendirilir. Apikal membranda bulunur ve myeloperoksidaz
ile yapısal benzerlik gösterir. Üç boyutlu yapısı belirlenmiş olan
TPO’nun birçok B hücre epitopu vardır. T hücrelerce tanınan lineer
epitopları saptanmıştır. TPO üzerinde yapılan çalışmalarda 2 major
antikor bağlanma domainin tanımlanmıştır ve bunlara A ve B isimleri
verilmiştir. TPO’nun iki izoformu saptanmış olup bunlar TPO-1 ve TPO-2
olarak isimlendirilmiştir. TPO-1 proteini 933 amino asitli olup tiroid
dokusunda bulunurken TPO-2 daha küçük bir form olup tiroid bezinde çok
az bulunur. TPO sentezi TSH etkisiyle artar.
4. Sodyum-İyot Simporter (NIS)
NIS, 65 kDa ağılığında moleküler kitleye sahiptir. TSH etkisiyle
aktivitesi artar. NIS follikül hücreleri basolateral membranında bulunur
ve iyot transportunu sağlar. Tiyosyanat ve perklorat aktivitesini bloke
eder. Normal tiroid bezi çok az oranda NIS eksprese eder. Graves ve
otoimmün tiroiditlerde ekspresyonu artar. NIS antikorları Graves
hipertiroidizminde %10.7, Hashimoto tiroididinde %20.8 oranında pozitif
bulunmuştur. Ancak sağlıklı kişilerde de buna benzer oranda NIS
antikorları vardır. Bu nedenle otoimmün tiroid hastalıklarının tanısı
ve tedavi takibinde faydası olmaz. NIS antikorları ile TSH-R antikorları
arasında korelasyon olmadığı saptanmıştır. NIS ekspresyonu sitokinler
ve steroid hormonlardan etkilenmektedir. NIS gen mutasyonları
hipotiroidiye neden olur. NIS ‘in tiroide spesifik olmadığı tükrük
bezleri, gastrik mukoza ve meme dokusunda da bulunduğu gösterilmiştir.
Ayrıca extraokuler kas dokusunda da zayıf expresyonu gösterilmiştir. Bu
bulgular otoimmün tiroid hastalıkları ile diğer hastalıklar arasındaki
ilişkiyi açıklayabilir. Örneğin oftalmopati veya meme hastalıklarının
birlikteliği gibi.
Otoimmün tiroid hastalıklarında T4 ve T3 antikorları, tubulin
antikorları ve calmodulin antikorları gibi başka antikorlarda
yükselebilmektedir.
